Yeni Birlik Gazetesi Gündem Lailklik Bildirisi ne, içeriği ne, kimler imza attı, imza atanların isimleri ve listesi?

Lailklik Bildirisi ne, içeriği ne, kimler imza attı, imza atanların isimleri ve listesi?

2026 Şubat ayında kamuoyuna açıklanan ve kısa sürede Türkiye gündeminin merkezine oturan Laiklik Bildirisi, resmi adıyla “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlığıyla yayımlandı. Aralarında yazar, akademisyen, sanatçı, gazeteci ve sendikacıların bulunduğu 168 imzacı, metinde laik cumhuriyet vurgusu yaparak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Bildiri, yayımlanmasının ardından hem siyasi hem de hukuki tartışmaları beraberinde getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamaları ise süreci daha da alevlendirdi.

“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlığıyla paylaşılan metin, Türkiye’de laiklik ilkesinin zayıflatıldığı iddiası üzerine kaleme alındı. Bildiride, ülkenin “gerici-şeriatçı kuşatma” altında olduğu savunularak laik cumhuriyetin tehdit altında bulunduğu ileri sürüldü.

Metinde öne çıkan ifadeler arasında, “Laikliği savunmak suç değildir” ve “Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz” cümleleri yer aldı. Ayrıca devlet aygıtı eliyle laik yapının aşındırıldığı iddiası dile getirildi. Dış politika ve rejim tartışmalarına ilişkin eleştirel değerlendirmeler de metnin dikkat çeken bölümleri arasında bulundu.

Kamuoyunda “Laiklik Bildirisi” olarak anılan metin, özellikle eğitim politikaları ve son dönemde gündeme gelen uygulamalar üzerinden yapılan vurgular nedeniyle geniş yankı uyandırdı.

168 İmzacı Kimler? Yazar, Akademisyen, Sanatçı ve Gazetecilerden Destek

Laiklik Bildirisi’nin altında toplam 168 kişi imza attı. İmzacı profili; akademisyenler, şairler, yazarlar, sanatçılar, gazeteciler, sendikacılar ve meslek odası temsilcilerinden oluştu.

Kamuoyuna yansıyan isimler arasında şu kişiler öne çıktı:

Adnan Serdaroğlu – Birleşik Metal-İş Eski Genel Başkanı

Alper Taş – SOL Parti MYK Üyesi

Ahmet Hilmi Hacaloğlu – Gazeteci

Ahmet Telli – Şair

Alaeddin Şenel – Prof. Dr., akademisyen

Alev Özkazanç – Prof. Dr., siyaset bilimci

Ataol Behramoğlu – Şair

Ayşe Kulin – Yazar

Melike Demirağ – Sanatçı

Rutkay Aziz – Oyuncu

Şükrü Erbaş – Şair

Merdan Yanardağ – Yazar

Zeynep Altıok Akatlı – Yazar

Müjde Ar – Oyuncu

Onur Akın – Müzisyen

İlkay Akkaya – Sanatçı

Açıklanan liste, 168 imzacının tamamını içermese de farklı meslek gruplarından geniş bir katılım olduğunu ortaya koydu. İmzacıların ortak paydası ise laiklik ilkesinin korunması gerektiği yönündeki vurgu oldu.

Erdoğan’ın Laiklik Bildirisi Tepkisi: “Laiklik Tartışması Yok”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, söz konusu metne sert tepki gösterdi. Erdoğan, Türkiye’de laiklik konusunda bir tartışma bulunmadığını belirterek bildiride yer alan ifadeleri eleştirdi.

Yapılan açıklamada, metnin kamuoyunda gereksiz bir tartışma başlattığı ifade edilirken, laiklik üzerinden siyasal polemik üretildiği görüşü dile getirildi. Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, bildirinin siyasi boyutunu daha görünür hale getirdi.

Bu çıkışın ardından konu, yalnızca bir fikir açıklaması olmaktan çıkarak hükümet ile imzacılar arasında süren bir polemiğe dönüştü.

Yusuf Tekin Yargı Süreci Başlatıyor mu? Milli Eğitim Bakanı’ndan Açıklama

Laiklik Bildirisi’ne ilişkin en dikkat çeken açıklamalardan biri de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den geldi. Tekin, bildiride yer alan bazı ifadeler nedeniyle hukuki süreç başlatılacağını duyurdu.

Bakan Tekin’in açıklaması, konunun yargıya taşınabileceği yönünde yorumlandı. Özellikle eğitim politikaları ve okullarda düzenlenen etkinlikler üzerinden yapılan değerlendirmelerin hedef alındığı belirtildi. Bu gelişme, tartışmayı hukuki zemine taşıyarak sürecin yeni bir aşamaya evrilmesine neden oldu.

Laiklik Tartışması ve Ramazan Etkinlikleri Gündemi

Laiklik Bildirisi’nin yayımlandığı dönemde, okullarda planlanan Ramazan etkinlikleri de kamuoyunda tartışma yaratmıştı. Bildiride yer alan laiklik vurgusu ile eğitim kurumlarındaki uygulamalara ilişkin eleştiriler, aynı zaman diliminde gündeme gelince iki konu iç içe geçti.

Bildiriyi destekleyen kesimler, laik cumhuriyet ilkesinin anayasal güvence altında olduğunu ve korunması gerektiğini savundu. Eleştirenler ise metindeki dilin sert ve itham edici olduğunu, toplumsal kutuplaşmayı artırabileceğini ileri sürdü.

Bu çerçevede laiklik, yalnızca anayasal bir ilke değil; eğitim politikaları, kamusal alan düzenlemeleri ve siyasal söylem bağlamında yeniden tartışmaya açılmış oldu.