Yeni Birlik Gazetesi Gündem LGBTİ+'lara 3 yıl hapis cezası öngören taslak yeniden gündemde

LGBTİ+'lara 3 yıl hapis cezası öngören taslak yeniden gündemde

Daha önce 11. Yargı Paketi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine gelen ancak kamuoyunda oluşan tepkiler üzerine geri çekilen bazı düzenlemeler yeniden ele alındı.

LGBTİ+’lara yönelik düzenlemeler içeren ve daha önce 11. Yargı Paketi kapsamında TBMM gündemine gelen ancak tepkiler üzerine geri çekilen bazı maddeler yeniden gündeme alındı. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan taslakta, cinsiyet geçiş sürecine ilişkin şartların ağırlaştırılması ve bazı fiillere hapis cezası öngörülmesi yer alıyor.

Ekim 2025’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 11. Yargı Paketi’nde bulunan söz konusu maddeler, kamuoyunda oluşan tepkiler sonrasında düzenlemeden çıkarılmıştı. Haberde, ilgili düzenlemelerin yeniden ele alındığı belirtildi.

Cinsiyet Geçiş Sürecine İlişkin Yeni Şartlar

Taslağın gerekçesinde, “aile kurumunun korunması, toplumun genel ahlak ve değerlerine yapılan saldırıların önlenmesi, tek tipleştirme ve cinsiyetsizleştirme akımlarıyla daha etkin mücadele edilmesinin amaçlandığı” ifadelerine yer verildi.

Hazırlanan düzenlemeye göre, cinsiyetini değiştirmek isteyen kişi mahkemeye şahsen başvurarak izin talep edecek. İznin verilebilmesi için başvuru sahibinin 25 yaşını doldurmuş olması ve evli bulunmaması şartı aranacak. Mevcut düzenlemede yaş sınırı 18 olarak uygulanıyor.

Ayrıca, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunun ve kişinin üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunun, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tam teşekküllü eğitim ve araştırma hastanelerinin en az üçer ay aralıklarla yapacağı dört değerlendirme sonucunda düzenlenecek resmî sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi gerekecek. Mahkeme izni olmadan cinsiyet değişikliğine yönelik herhangi bir tıbbi müdahale yapılamayacak.

Türk Ceza Kanunu’nda Öngörülen Değişiklikler

Taslakta Türk Ceza Kanunu’na (TCK) cinsiyet geçişine ilişkin kurallara aykırı işlemler konusunda yeni hükümler eklenmesi planlanıyor. Buna göre, kanunda belirlenen şartlara aykırı şekilde kişinin cinsiyet geçişine yönelik tıbbi müdahalede bulunanlara üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adlî para cezası verilmesi öngörülüyor.

Cinsiyet geçiş ameliyatının çocuğa karşı ve yetkisiz kişiler tarafından yapılması hâlinde söz konusu cezaların bir kat artırılması planlanıyor. Kurallara aykırı biçimde cinsiyet geçişine yönelik tıbbi müdahale yaptıran kişiye ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi taslakta yer alıyor. Düzenleme ile yurt dışında gerçekleştirilen operasyonların da kapsam altına alınmasının amaçlandığı ifade edildi.

Taslakta ayrıca, “doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bulunmayı alenen teşvik eden, öven veya özendiren kişi” hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni yapmaları hâlinde ise bir yıl altı aydan dört yıla kadar hapis cezası verilmesi planlanıyor.

İnsan Hakları Kuruluşlarının Değerlendirmeleri

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 11. Yargı Paketi sürecinde yaptığı açıklamada, düzenlemenin yalnızca LGBTİ+ toplulukları değil, bu alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ile cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında haber yapan medya kuruluşları ve gazetecileri de etkileyebileceğini belirtmişti.

Türk Tabipleri Birliği de yaptığı açıklamada, LGBT kişilerin sağlık hizmetlerine erişiminin suç haline getirilmemesi gerektiğini ifade etmiş ve taslağın insan hakları açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştı.

Uluslararası Sözleşmeler ve AİHM Kararları

Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme temel hak ve özgürlüklere ilişkin yükümlülükler içeriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları da Türkiye açısından bağlayıcı nitelik taşıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Bayev ve Diğerleri/Rusya kararında, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine ilişkin bilgi ve ifadeleri sınırlayan düzenlemelerin AİHS ile bağdaşmadığına hükmetmişti. Kararda, bu tür sınırlamaların “ahlakın”, “ailenin” ya da “çocukların korunması” gerekçeleriyle meşrulaştırılamayacağı belirtilmişti.

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ise herkesin mümkün olan en yüksek fiziksel ve ruhsal sağlık standardına erişim hakkını güvence altına alıyor ve sağlık hizmetlerine erişimde ayrımcılık yapılmaması yükümlülüğü getiriyor.

Rusya’daki Düzenlemelere Benzerlik İddiası

Haberde, taslağın Rusya’da 2013 yılında yürürlüğe giren ve kamuoyunda “eşcinsel propaganda yasası” olarak bilinen düzenlemeye benzerlik taşıdığı iddiasına da yer verildi. Söz konusu yasa, heteronormatif olmayan ilişkilerin kamuya açık şekilde temsil edilmesini yasaklamış, 2022 yılında kapsamı genişletilmişti. 2017’de yapılan bir araştırmada, bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonra LGBTİ+ topluluğuna karşı işlenen suçlarda artış tespit edildiği belirtilmişti.