İsrail’in önde gelen yayın organlarından Mako’da yayımlanan kapsamlı bir analiz, Türkiye’nin son yıllarda denizlerde ulaştığı askeri ve lojistik kapasitenin Orta Doğu’daki dengeleri kökten değiştirdiğini ortaya koydu. Shai Levi imzalı değerlendirme yazısında; Ankara’nın milli savunma sanayisi hamleleri, denizaşırı askeri varlığı ve jeostratejik hamleleri mercek altına alındı.
Lazkiye Limanı’na Yapılan Ziyaret Sembolik Bir Adımın Çok Ötesinde
Analizin en dikkat çekici noktalarından biri, Türkiye’nin ilk milli fırkateyni TCG İstanbul’un Suriye’nin Lazkiye Limanı’na gerçekleştirdiği ziyaret oldu. Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana bir Türk savaş gemisinin bölgeye yaptığı bu ilk ziyaretin sıradan bir diplomatik temas olmadığı vurgulandı. Suriye Donanması’nın yeni komutanlığının davetiyle gerçekleşen bu buluşmanın, Ankara’nın Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasında üstlendiği kritik rolün açık bir göstergesi olduğu ifade edildi.

Mavi Vatan Doktrini ve MİLGEM: Dışa Bağımlılıktan Küresel Aktörlüğe
Türkiye’nin deniz stratejisinin merkezinde yer alan "Mavi Vatan" doktrinine dikkat çekilen analizde, Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’i kapsayan devasa deniz yetki alanlarının Ankara’nın vizyonunu şekillendirdiği belirtildi. Geçmişte yabancı platformlara bağımlı olan Türk Deniz Kuvvetleri’nin, MİLGEM projesi sayesinde bugün kendi savaş gemilerini üretebilen dünyadaki sayılı güçlerden biri haline geldiği kaydedildi. Bu dönüşüm, Türkiye'nin savunma alanındaki bağımsızlığını pekiştiren en temel unsur olarak nitelendirildi.
TCG Anadolu ile Denizlerde İnsansız Hava Gücü Çağı
İsrail basını, Türk donanmasının vurucu gücünü artıran en önemli projelerden biri olarak amfibi hücum gemisi TCG Anadolu’yu öne çıkardı. İnsansız hava araçlarına uygun biçimde tasarlanan platformda; katlanabilir kanatlı Bayraktar TB3 ile görünmezlik teknolojisine sahip KIZILELMA’nın birlikte görev yapacak olmasının, Türkiye’ye insanlı savaş uçaklarına ihtiyaç duymadan deniz aşırı operasyon kabiliyeti kazandırdığı vurgulandı.

Su Altındaki Gizli Güç: Reis Sınıfı Denizaltılar
Analizde İsrail güvenlik makamlarının en çok üzerinde durduğu hususun su altındaki gelişmeler olduğu aktarıldı. Hava bağımsız tahrik (AIP) sistemine sahip Tip-214 tabanlı Reis sınıfı denizaltıların, haftalarca su altında kalabilme ve son derece düşük ses iziyle hareket edebilme yeteneği sebebiyle "en kritik tehdit" olarak görüldüğü ifade edildi. Envantere giren ve girecek olan yeni denizaltılarla birlikte Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki caydırıcılığının üst seviyeye çıkacağı öngörülüyor.
Yerli Mühimmat Hamlesi: ATMACA ve GEZGİN Dönemi
Türk Donanması'nın küresel mühimmat bağımlılığını geride bıraktığına değinilen raporda, Amerikan Harpoon füzelerinin yerini alan 250 kilometreyi aşkın menzilli yerli gemisavar füzesi ATMACA’nın başarısına dikkat çekildi. Bununla birlikte geliştirme süreci devam eden uzun menzilli seyir füzesi GEZGİN’in, donanmaya karadaki hedeflere karşı da derin darbe indirme kabiliyeti kazandıracağı belirtildi.

17 Milyar Dolarlık Kalkınma Yolu ve Yeni Ticaret Koridorları
Analizde sadece askeri değil, ekonomik vizyona da geniş yer ayrıldı. Türkiye ve Irak ortaklığıyla yürütülen 17 milyar dolar bütçeli Kalkınma Yolu Projesi’nin, Basra Körfezi’ni demir ve kara yolu ağlarıyla Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayarak Asya-Avrupa ticaretinde deniz nakliye sürelerini 55 günden 25 güne düşüreceği ifade edildi.
Hayfa Üniversitesi tarafından hazırlanan stratejik raporlara da atıfta bulunulan analizin sonuç bölümünde; ABD ve Rusya’nın bölgedeki askeri etkisinin azaldığı bir dönemde, Türkiye’nin yerli teknolojisi ve güçlü donanmasıyla oluşan jeopolitik boşluğu başarıyla doldurduğu tespiti yapıldı.