Yeni Birlik Gazetesi Gündem Meclis’e giren ilk vekillerden Ayşe Keşir: 'Milletin Emanetine Böyle Sahip Çıktık'

Meclis’e giren ilk vekillerden Ayşe Keşir: 'Milletin Emanetine Böyle Sahip Çıktık'

15 Temmuz hain darbe girişiminde TBMM’deki tarihi direnişi ve o gece telefon kamerasıyla yaptığı kesintisiz canlı yayını anlatan AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, "Bu bir darbe değil, doğrudan işgal girişimiydi. Türkiye’nin bugünkü küresel gücünü o günden görüp önünü kesmek istediler" dedi.

FETÖ’nün hain darbe girişimi sırasında millet iradesinin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yaşanan tarihi direniş, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki tazeliğini koruyor. O gece Meclis’teki sıcak saatleri, sığınağa inmeden ve canı pahasına cep telefonu kamerasıyla televizyon ekranlarına taşıyan AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, sürece dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Girişimin arka planına ışık tutan Keşir, yaşananların sıradan bir askeri müdahale teşebbüsü olmadığını belirterek, "Darbeyi planlayanlar, Türkiye'nin bugünkü bölgesel ve küresel gücünü o günden gördükleri için ön almaya çalıştılar" ifadelerini kullandı.

"Eğer Şimdi Gitmezsem Sizin Anneniz Olmam"

15 Temmuz gecesi Ankara’daki evinde darbe bildirisinin okunmasıyla birlikte hiç tereddüt etmeden harekete geçtiğini belirten Ayşe Keşir, o anlarda henüz 12 yaşında olan kızının kendisini koruma içgüdüsüyle engellemeye çalıştığını paylaştı. Evlatlarıyla helalleşerek yola çıktığını aktaran Keşir, o anki ruh halini şu sözlerle özetledi:

"Kızıma, '17 yaşından beri sokaktayım, şimdi gitmezsem sizin anneniz olmam' dedim. Hiç tereddüt etmedim. Dönememe ihtimalime karşı çocuklarıma ne yapacaklarını tembihleyip hemen Meclis'e doğru hareket ettim."

Milletin Emanetini Canlı Yayınla Dünyaya Duyurdu

Meclis binasına ulaşan ilk 6-7 milletvekilinden biri olan Keşir, dönemin TBMM Başkanı İsmail Kahraman ile yaptıkları istişareler sonucunda Genel Kurul Salonu'nu açma kararı aldıklarını belirtti. Yaklaşık 25 milletvekiliyle açılan tarihi oturumda yaşananları kamuoyuna aktarma refleksiyle hareket ettiğini söyleyen Düzce Milletvekili, o gece üstlendiği kritik misyonu şu sözlerle aktardı:

"Milletten aldığımız emanete sahip çıktığımızı göstermek temel görevimizdi. Telefonumu yarım saat boyunca adeta bir televizyon kamerası gibi kullanarak Meclis'ten ilk canlı yayını gerçekleştirdim. Meclis Başkanımızın konuşmasını, ardından Divan’da yer alan diğer muhalefet partisi vekillerinin sesini bu yolla tüm Türkiye’ye ulaştırdım. Sonrasında kendi şehrime gittiğimde, farklı partilere gönül vermiş seçmenlerin, 'Kendi vekillerimizi sizin yayınınızda görünce Meclis'in ayakta olduğunu anladık ve bağ kurduk' demeleri, o yayının ne kadar birleştirici bir güç olduğunu gösterdi."

"Savaşlarda Bile Meclisler Bombalanmaz, Bu Bir İşgal Girişimiydi"

Darbe girişimlerinin genel karakteri ile 15 Temmuz arasındaki keskin farka dikkat çeken Keşir, parlamento binasının hedef alınmasının ardındaki karanlık niyetin altını çizdi. Klasik darbelerde ya da devletler arası savaşlarda dahi yönetim binalarının korunmak istendiğini hatırlatan Keşir, "Çünkü o işgali veya darbeyi yapanlar o binaları sonradan kullanmak isterler. Ancak 15 Temmuz bambaşka bir senaryoydu. Bu bir darbe değil, Türkiye'yi tamamen işgal etme girişimiydi. Parlamentonun bombalanması, milletin iradesine doğrudan kastettiklerinin en somut kanıtıdır" dedi.

Barut Kokusu Altında Siper Almayan İrade

Meclis Genel Kurulu’na düşen bombaların ardından salonda yaşananları anlatan Keşir, hiçbir milletvekilinin korkuyla hareket etmediğini vurguladı. Patlamanın hemen ardından salonda yükselen kararlılık seslerini şu cümlelerle tasvir etti:

"Bomba atıldıktan sonra Genel Kurul adeta bir savaş alanına döndü. Toz bulutundan ilk anlarda birbirimizi göremedik, masalarımız tozla kaplandı ve genzimize keskin bir barut kokusu doldu. Ancak ne kadın ne de erkek vekillerimizde en ufak bir siper alma, masanın altına saklanma refleksi yaşanmadı. Aksine, saniyeler içinde salondan sloganlar ve milli irade haykırışları yükseldi. O çatı altındaki herkes daha kararlı ve daha azimli durdu."

"15 Temmuz Bizim Ortak Çimentomuzdur"

Yaşanan felaketin Türkiye’nin sosyolojik katmanlarını bir araya getiren tarihi bir uyanışa vesile olduğunu ifade eden Keşir, direnişi Kurtuluş Savaşı ruhuna benzetti. Farklı dünya görüşlerine sahip insanların sokaklarda omuz omuza verdiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

"Bambaşka dünyaların insanları, farklı yaşam tarzlarına sahip vatandaşlarımız o gece yan yana yaralandı, hastane odalarında yan yana yattı. Bu, Gaspıralı İsmail Bey'in 'Dilde, fikirde, işte birlik' ruhudur. 15 Temmuz, bize millet olma şuurumuzu en güçlü şekilde hatırlatan tarihi bir milattır. Türkiye artık her 10 yılda bir darbelerle hizaya çekilen o eski ülke değil."