Diyarbakır’da Türkiye gündemini sarsan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetinin ardından yürütülen adli süreç, yeni bir soruşturma dalgasıyla devam ediyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, cinayetin kovuşturma ve yargılama aşamalarını konu edinen "Şeytantepe" isimli belgesel yapımı hakkında geniş kapsamlı bir inceleme başlattı. Soruşturmanın merkezinde ise algı operasyonları ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon faaliyetleri yer alıyor.
Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı ile Jandarma Suç Araştırma Timi’nin (JASAT) başvurusuyla kurgulanan soruşturmada, söz konusu belgeselin yargı kararlarını itibarsızlaştırmayı amaçladığı ve soruşturmada görev alan güvenlik yetkilileri ile adli makamları açıkça hedef aldığı vurgulandı.
MASAK Düğmeye Bastı: 31 Kişinin Hesapları İnceleniyor
"Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu kapsamında derinleştirilen soruşturmada başsavcılık, sürecin finansal boyutunu ortaya çıkarmak adına Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK) resmi yazı gönderdi.
Adli kaynaklardan aktarılan bilgilere göre; dosyada adı geçen 31 şüphelinin tüm banka ve finansal hareketlerinin detaylı şekilde dökümü istendi. Yürütülen çalışmayla, dezenformasyon faaliyetlerinin ardındaki olası para transferleri, şüpheliler arasındaki finansal bağlar ve organizasyonun kaynağı gün yüzüne çıkarılacak. Elde edilecek yeni bulgular doğrultusunda soruşturmanın seyrinin genişleyebileceği ve hakkında işlem yapılan kişi sayısının artabileceği belirtiliyor.
Trajik Cinayetten Hukuki Sürece: Narin Güran Davasında Ne Olmuştu?
Diyarbakır'ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024 tarihinde kaybolan küçük Narin’in cansız bedeni, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi yatağında bulunmuştu.
Tüm ülkeyi yasa boğan olayın adli yargılamasında; anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve amca Salim Güran "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
Davanın bir diğer kritik ismi Nevzat Bahtiyar ise ilk yargılamada "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası almıştı. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma kararının ardından yeniden görülen duruşmada Bahtiyar’ın eylemi "nitelikli kasten öldürmeye yardım" kapsamında değerlendirilerek cezası 17 yıl hapise yükseltilmişti. Başsavcılık, adli süreçlerin manipüle edilmesine karşı yasal adımları kararlılıkla sürdürüyor.