NATO’nun stratejik dönüşüm süreçlerinde tarihi bir dönüm noktası olması beklenen Ankara Zirvesi öncesinde, Türkiye’nin güvenlik vizyonu ve ittifaktaki kritik rolüne dair üst düzey açıklamalar geldi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, yaptıkları değerlendirmelerde Türkiye’nin hem askeri kapasitesi hem de diplomatik gücüyle ittifakın merkezinde yer aldığını vurguladı.
Ankara Zirvesi ve İttifakta Dayanıklılık Vurgusu
Zirve kapsamında değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, küresel sınamalar karşısında üye ülkelerin ortak hareket etme kabiliyetinin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin hem Rusya hem de Ukrayna ile diplomatik diyalog kanallarını aynı anda açık tutabilen nadir aktörlerden biri olduğunu hatırlatan Duran, bu dengeli pozisyonun kriz çözümlerindeki değerini belirtti.

Duran, "Son 20 yılda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde inşa edilen yerli ve milli savunma mimarisi, bugün sadece ülkemizi korumakla kalmıyor, üretimiyle tüm NATO ittifakına lojistik ve teknolojik destek sağlıyor" şeklinde konuştu.
Türkiye’nin savunma sanayii ihracatının 10 milyar dolar barajını aşarak küresel bir lig oyuncusu haline geldiğini ifade eden Duran, Türkiye’nin NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğunun altını çizerek savunma sektörünün ulaştığı caydırıcı eşiğin çok boyutlu bir dayanıklılık altyapısıyla beslenmesi gerektiğini ifade etti.
"NATO'nun Geleceği Yapay Zeka ve Siber Güvenlikte"
Geleneksel tehditlerin yanı sıra modern savaş konseptlerinin de ittifakın ajandasında üst sıralarda yer alması gerektiğini belirten İletişim Başkanı Duran, siber güvenlik ve yapay zeka gibi alanların tali birer başlık olarak konumlandırılamayacağını ifade etti. NATO’nun gelecekteki varoluşsal gelişiminin bu dijital platformlar üzerinden şekilleneceğini söyleyen Duran, Ankara Zirvesi’nin ittifakın söylemleri ile sahadaki eylemleri arasındaki boşluğu kapatmasını temenni etti.
Soğuk Savaş'tan Günümüze: "NATO 3.0" Dönemi
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ise Ankara’da gerçekleştirilen bu üst düzey buluşmanın, ittifakın geleceğini planlamak adına hayati bir zemin sunduğunu kaydetti. Kolektif savunma anlayışının güçlendiği bu dönemde NATO'nun, tarihi süreçte kendisini sürekli yenileyerek ayakta kalabilen ender yapılardan biri olduğunu ifade eden Bakan Güler, ittifakın geçirdiği evreleri şu sözlerle özetledi:

"İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen Soğuk Savaş dönemi NATO’nun ilk aşamasıydı. Bu sürecin ardından Avrupa ülkelerinin askeri kapasitelerini düşürdüğü duraklama dönemi ise NATO 2.0 olarak adlandırılabilir. Ancak 2014 yılından itibaren, her yönden gelebilecek hibrit ve asimetrik tehditlere karşı topyekun bir reaksiyon geliştirme süreci başladı ki bu da 'NATO 3.0' vizyonunu oluşturmaktadır."
Doğu ve Güney Cephelerinde "360 Derece" Güvenlik Yaklaşımı
Avrupa'nın geleneksel savunma reflekslerini yeniden canlandırması ve daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğinin altını çizen Bakan Yaşar Güler, küresel istikrarsızlık alanlarına dikkat çekti. Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'da tırmanan İran-İsrail gerilimi gibi sıcak başlıklar nedeniyle NATO’nun stratejik körlükten kaçınması gerektiğini belirtti.
Güler, ittifakın hem doğu hem de güney kanatlarını kapsayacak şekilde tam manasıyla "360 derecelik" geniş bir güvenlik perspektifiyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, Türkiye’nin bu kriz hatlarında istikrar sağlayıcı gerçek bir aktör olduğunu ifade etti.