2026 NATO Zirvesi’nin diplomatik hareketliliği kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı koordinasyonunda hayata geçirilen "Allies in Ankara" programı, uluslararası arenadan çok sayıda önemli ismi bir araya getirdi. Program kapsamında KADEM tarafından düzenlenen "Women at the Frontline of Societal Resilience: Civil Society, Recovery and Human Security in Times of Crisis" (Toplumsal Dayanıklılığın Cephe Hattındaki Kadınlar: Kriz Dönemlerinde Sivil Toplum, İyileşme ve İnsan Güvenliği) başlıklı panel, küresel güvenlik algısındaki büyük dönüşümü gözler önüne serdi.

SESRIC Genel Direktörü Zehra Zümrüt Selçuk’un modernatörlüğünde gerçekleşen oturumda; akademiden sivil topluma, kamu kurumlarından uluslararası kuruluşlara kadar geniş bir katılım tabanıyla kriz anlarında insan güvenliği ve kadın liderliği çok boyutlu olarak tartışıldı.
"Güvenlik Artık Sadece Silahlı Çatışmalardan İbaret Değil"
Panelin açılışında konuşan KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Av. Dr. Canan Sarı, modern dünyada tehdit algısının radikal bir biçimde değiştiğini ifade etti. Bugün güvenliğin sadece sınır hatlarındaki askeri güçle sınırlanamayacağını belirten Sarı; göç dalgaları, doğal afetler, iklim krizleri, salgınlar ve ekonomik sarsıntıların doğrudan toplumsal yapıyı hedef aldığını dile getirdi.

Sarı, dayanıklılığın sadece binaları ayağa kaldırmaktan ibaret olmadığını vurgulayarak şu dikkat çekici tespitte bulundu: “Bir krizin ardından asıl inşa edilmesi gereken şey günlük hayatın ta kendisidir. Çocukların eğitimi, aile düzeni, yaşlı ve engelli bireylerin bakımı ile mahalle dayanışmasının sürdürülmesinde kadınlar, görünmeyen ancak sistemin çarklarını döndüren asıl belirleyici güçtür.” KADEM’in 13 yıldır hak temelli sürdürdüğü saha tecrübesine ve 58 ildeki gönüllü ağına değinen Sarı, bu birikimin en somut meyvesinin Kadın Destek Merkezleri olduğunu aktardı.
Deprem Bölgesinde Filizlenen "Bütüncül Vaka Yönetimi" Modeli
2022 yılında İstanbul'da temelleri atılan Kadın Destek Merkezleri, asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Malatya’da hızla devreye alınarak bölge kadınlarına psikososyal destek sağladı.
Panelistlerden Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve KADEM Danışmanı Doç. Dr. Aslıhan Nişancı, merkezlerde uygulanan "güven temelli ve bütüncül vaka yönetimi" modelinin afet sonrası iyileşme süreçlerinde küresel bir başarı örneği teşkil ettiğini söyledi. Nişancı, yapılan bilimsel araştırmaların, bu model sayesinde hizmet alan kadınların yaşam kalitesinde ve toplumsal hayata yeniden tutunma oranlarında gözle görülür bir artış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Küresel Aktörlerden Vurgu: Kadınlar Mağdur Değil, Çözüm Ortağı
UNFPA Türkiye Temsilcisi Mariam A. Khan ise demografik ve toplumsal dayanıklılığın formülünü "kadınların haklarına ve sağlık hizmetlerine kesintisiz erişimi" olarak açıkladı. Afet dönemlerinde kadın sağlığı ve şiddetten korunma mekanizmalarının insan güvenliğinin merkezinde yer alması gerektiğini hatırlatan Khan, aile dostu politikaların önemine dikkat çekti.
Geleceğe yönelik stratejik adımlarda kapsayıcı yönetişimin şart olduğunu belirten Human Rights International Corner Başkanı ve W7 İtalya Eş Başkanı Martina Rogato da kadınların kriz anlarında sadece "etkilenen edilgen bir grup" olarak görülmesinden vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti. Rogato, kadınların sahadaki pratik zekası ve deneyiminin uluslararası politikalara entegre edilmesi durumunda çok daha dirençli toplumlar inşa edilebileceğinin altını çizdi.
Kamu ve Sivil Toplumun Koordinasyon Gücü
6 Şubat depremlerinin büyüklüğünü hatırlatarak söze başlayan AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, kriz anlarında devlet mekanizması ile sivil toplum refleksinin koordineli çalışmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Yapısal önlemlerin afet yönetiminin sadece bir ayağı olduğunu belirten Tatar, toplumsal bağların ve sosyal dayanıklılığın ancak kadınların öncü rol üstlendiği bir modelle kalıcı hale gelebileceğini ifade etti.
Ortak Akıl ve İnsan Odaklı Gelecek
Programın sonunda düzenlenen yuvarlak masa oturumunda, katılımcılar kriz yönetimi ve afet sonrası iyileşme senaryolarında uluslararası iş birliklerinin artırılması gerektiği konusunda mutabık kaldı. KADEM’in ulusal ve uluslararası arenada kadın odaklı yürüttüğü bu çalışmaların, geleceğin insani güvenlik politikalarına yön vermeye devam edeceği kaydedildi.