Dünya sinemasının modern klasikleri arasında gösterilen "Bir Ayrılık", "Satıcı" ve "Geçmiş" gibi yapımların arkasındaki isim, iki Oscar ödüllü İranlı yönetmen Asghar Farhadi, TRT tarafından bu yıl 8'incisi düzenlenen TRT 12 Punto 2026 kapsamında İstanbul'da sinemaseverler ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Uluslararası jüri başkanlığını üstlendiği etkinlikte AA muhabirinin sorularını yanıtlayan 54 yaşındaki usta sinemacı; insan odaklı hikaye anlatıcılığından dijitalleşmenin sektöre etkilerine, genç yönetmenlerin yaptığı kritik hatalardan sinemadaki tarihsel manipülasyonlara kadar birçok konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
"Duygunun Özü Evrenseldir, Kültürler Sadece Birer Kabuktur"
Filmlerinde yerel unsurları işlemesine rağmen küresel ölçekte büyük bir izleyici kitlesine ulaşmasının sırrını paylaşan Farhadi, insan psikolojisinin evrenselliğine dikkat çekti. Kültürel farklılıkların sadece birer dış katman olduğunu vurgulayan deneyimli yönetmen, insanları birleştiren temel unsurun duygular olduğunu ifade etti:
"Dünyanın neresine giderseniz gidin; bir annenin evladına duyduğu sevgi, bilinmeyene duyulan korku veya içsel tedirginlikler değişmez. Kültürler bu hislerin dışa vurum şeklini farklılaştırabilir ancak duygunun özü her yerde aynıdır. Eğer kurguladığınız hikayenin temelinde bu ortak duygusal anahtar varsa, dünyanın öbür ucundaki insan dahi sizi rahatlıkla anlayabilir."
Gündemdeki insani krizlere ve çatışmalara da değinen usta isim, şu anda kendisini en çok düşündüren ve üzen konunun savaşlar olduğunu belirtti. Gelecek projelerinde bu konuyu işleyip işlemeyeceğini henüz öngöremediğini söyleyen Farhadi, yaşanan zulümlerin her insanın bilincinde derin yaralar açtığını dile getirdi.
"Dijital Yayıncılık İzleyiciyi Tembelleştirdi"
Günümüz sinema dünyasındaki dönüşümü ve dijital platformların yükselişini değerlendiren Asghar Farhadi, bu değişimin hikaye anlatıcılığı üzerinde olumsuz etkiler bıraktığını savundu. Geçmişte izleyicinin sinemaya bir "keşif" duygusuyla gittiğini hatırlatan yönetmen, hızlı tüketim kültürünün derinliği yok ettiğini vurguladı:
"Dijital platformlarda şüphesiz çok nitelikli senaryolar ve oyunculuklar görüyoruz. Fakat genel tabloya baktığımızda bu platformlar izleyiciyi ne yazık ki tembelleştirdi. Artık izleyici bir filmin arkasındaki derinliği çözmek için zaman harcamak istemiyor; veriyi en hızlı şekilde tüketme derdinde. Bu durum sinemanın özündeki keşfetme ruhunu zedeliyor."
"Genç Sinemacılar Süreci İşkenceye Dönüştürmemeli"
Söyleşide genç sinemacılara ve senaristlere de hayati tavsiyelerde bulunan usta yönetmen, bir filmin üretim sürecinde başarı veya sonuç odaklı hareket edilmesinin en büyük hata olduğunu söyledi. Sinemanın skor tabelası olan bir spor dalı olmadığını belirten Farhadi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gençlerin büyük bir kısmı 'Öyle bir iş yapayım ki çok başarılı olsun' düşüncesiyle yola çıkıyor. Ancak sinema bir futbol maçı değildir, sonuca varılsın diye yapılmaz. Sonuca odaklandığınız an, sinemadan zevk almak yerine süreci kendiniz için bir işkenceye dönüştürürsünüz. Asıl mesele, filmin izleyiciyle buluştuğu an onunla derin ve samimi bir ilişki kurabilmesidir."
"Tarihi Gerçekler Objektiflikle Kaydedilmeli"
Sinemanın toplumsal hafızayı koruma işlevine de değinen Farhadi, beyazperdenin geçmişi aktarmada devasa bir güç olduğunu ancak bu gücün zaman zaman manipüle edildiğini hatırlattı. Tarihi olayları işlerken dürüstlük ve tarafsızlığın şart olduğunu belirten usta sinemacı, Amerikan sinemasından bir örnek vererek sözlerini tamamladı:
"Sinema, kaydedilmediği takdirde unutulacak olayları ölümsüzleştiren çok güçlü bir araç. Ancak tarihte dürüst olunması gerekiyor. Bugün geriye dönüp baktığımızda sinema tarihinde anlatılan birçok şeyin yalan olduğunu görüyoruz. Örneğin klasik Western filmlerinde Kızılderililer sürekli 'kötü insan' olarak gösterildi. Bu tamamen kurgulanmış bir yalandı. Sinema, hakikate sadık kaldığı sürece değerini korur."