Kalp sağlığı, bireylerin yaşam kalitesini etkileyen kritik bir unsurdur. Prof. Dr. Enis Oğuz, ritim bozukluklarının tehlikesine dikkat çekerek, özellikle tekrarlayan çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, halsizlik veya bayılma gibi belirtileri olan bireylerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu tür semptomlar, kalbin düzensiz atması ile ilişkili olup, her zaman masum bir sorun olarak görülememektedir.
Ritim bozukluklarının etkileri
Ritim bozuklukları, toplumda yaygın olarak görülse de genellikle basit bir çarpıntı gibi geçiştirilmektedir. Ancak, atrial fibrilasyon gibi durumlar tedavi edilmediğinde kalp yetersizliği ve inme riskini artırabilir. Prof. Dr. Oğuz, bireylerin bu belirtileri göz ardı etmemeleri gerektiğini vurgulayarak, çarpıntının nedenini ortaya koymanın ve uygun bir kardiyolojik değerlendirme yapmanın önemini dile getirdi.
Atriyal fibrilasyon ve tedavi yöntemleri
Yaygın görülen ritim bozukluklarından biri olan atriyal fibrilasyon, kalbin kulakçıklarında düzensiz bir elektriksel aktivite oluşturur. Bu durum, yalnızca çarpıntı yaratmakla kalmaz, aynı zamanda pıhtı oluşumunu ve inme riskini de artırır. Prof. Dr. Oğuz, atriyal fibrilasyon tedavisinin hastanın yaşı, mevcut hastalıkları ve kalp fonksiyonları göz önünde bulundurularak kişiye özel planlandığını belirtti.
Elektrofizyolojik inceleme ve kateter ablasyon gibi girişimsel tedavi yöntemleri, bu durumlarda gündeme gelebilir. Bu ablasyon işlemi, ritim bozukluğuna yol açan elektriksel odakların kontrol altına alınmasını ve normal kalp ritminin sağlanmasını hedeflemektedir.
Ayrıca, kalp pili uygulamaları da ritim bozukluklarının tedavisinde önemli bir yer tutar. Kalp pili her ne kadar çoğunlukla kalp hızının yavaşlaması ile ilişkilendirilse de, çeşitli ritim bozuklukları nedeniyle de gereklilik arz edebilir.
Prof. Dr. Oğuz, kalp sağlığında erken değerlendirmenin önemine dikkat çekerek, kalp çarpıntısı ya da ritim düzensizliği yaşayan kişilerin bu durumu ertelememeleri gerektiğini belirtti. Erken tanı, hem yaşam kalitesinin korunmasına hem de olası komplikasyonların önlenmesine büyük katkı sağlar.

PROF. DR. ENİS OĞUZ