Beyaz Saray’da Kritik Gece: "Durum Odası" Stratejisi Deşifre Oldu
The Wall Street Journal’ın ulaştığı özel bilgiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile süregelen güç savaşında yeni bir rota çizdiğini ortaya koydu. Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ile Durum Odası'nda bir araya gelen Trump, askeri bir operasyonu tırmandırmak yerine Tahran’ı ekonomik olarak felç edecek bir planı onayladı. Washington’ın yeni mottosu: "Maksimum baskı, sonsuz abluka."
Tahran’ın 3 Maddelik "Hürmüz Paketi" Masada Kaldı
İran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı trafiğe açma karşılığında sunduğu ve nükleer müzakereleri zamana yayan 3 aşamalı uzlaşı teklifi Beyaz Saray tarafından sert bir dille reddedildi. Trump’ın "zaman kazanma manevrası" olarak nitelendirdiği bu hamleye karşılık ABD tarafı, nükleer zenginleştirmenin en az 20 yıl boyunca tamamen durdurulacağına dair somut taahhüt şartını masaya sürdü.
"Destansı Öfke" Operasyonunda Yeni Safha: Limanlar Kuşatma Altında
"Destansı Öfke" operasyonunun askeri hedeflerine ulaştığını belirten Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, ablukanın ABD için en güçlü diplomatik koz olduğunu vurguladı. Ancak bu stratejik hamle, beraberinde ciddi riskleri de getiriyor. Petrol sevkiyatının tamamen durdurulması, ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesi benzin fiyatlarının tırmanmasına neden olabilir.
Ekonomik Kıskaç: Tahran Petrolü Satacak Yer Bulamıyor
Trump’ın bizzat Truth Social üzerinden duyurduğu "çöküş durumu", sahada karşılık bulmaya başladı. Uzmanlar, İran’ın satamadığı ham petrolü depolayacak alanının kalmadığını ve ülke ekonomisinin tarihinin en büyük daralmasıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Brookings Enstitüsü’nden Suzanne Maloney’e göre ise İran, küresel bir resesyon korkusunun ABD’yi geri adım atmaya zorlayacağı kumarını oynamaya devam ediyor.
Marco Rubio’dan Sert Uyarı: Diplomatik Kör Düğüm Çözülemiyor
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Tahran’daki sertlik yanlılarının "kıyametçi vizyonu" nedeniyle müzakere kanallarının tamamen tıkandığına işaret etti. Şu anki tabloda ne büyük bir savaş ne de kalıcı bir barış ufukta görünmüyor. Dünya, iki tarafın da "zaman benden yana" dediği tehlikeli bir bekle-gör evresine girerken, Hürmüz Boğazı'ndaki sessizlik her an patlamaya hazır bir bomba gibi bekliyor.