Yeni Birlik Gazetesi Gündem Şehit ailelerinin görünmeyen kahramanlığı: 15 Temmuz Derneği Başkanı ilk kez paylaştı

Şehit ailelerinin görünmeyen kahramanlığı: 15 Temmuz Derneği Başkanı ilk kez paylaştı

15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yılında, şehit yakınları ve gazilerin nabzını tutan 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, aradan geçen on yıla rağmen yüreklerdeki hüznün ve gururun ilk günkü gibi taze olduğunu vurguladı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) hain darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. Milletin iradesine zincir vurulmaya çalışılan o karanlık gecenin onuncu yıl dönümünde, sürecin en yakın tanıklarından biri olan 15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç, Anadolu Ajansı’na önemli değerlendirmelerde bulundu. Darbe girişiminin hemen ardından başlayan ve on yıldır aralıksız süren şehit yakınları ile gazilere yönelik destek çalışmalarını aktaran Turunç, zamana direnen hüzün ve gururu gözler önüne serdi.

"Bize Bu Onur Yeter" Diyenlerin Hikayesi

Hain kalkışmanın ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesinde yardım koordinatörlüğü üstlenen ve dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın talimatıyla şehit evlerinin kapısını tek tek çalan Turunç, o günlerden bugüne hafızasından silinmeyen anları paylaştı.

İki çocuklu bir şehit eşini ziyareti sırasında yaşadığı diyaloğu aktaran Turunç, aileye bir ihtiyaçları olup olmadığını sorduğunda aldığı yanıtın Türk milletinin asil karakterini özetlediğini belirtti. Şehit eşinin, "Allah bana şehit eşi olmayı, çocuklarıma da şehit çocuğu olmayı nasip etti. Bize bu gurur yeter. Bundan daha büyük bir hediye olamaz" sözlerinin kendisinde derin izler bıraktığını ifade eden Turunç, bu büyük teslimiyetin takdire şayan olduğunu vurguladı.

Aradan 10 Yıl Geçti Ancak Tedaviler Hala Sürüyor

15 Temmuz Derneği olarak devlet kurumları ile mağdur aileler arasında bir köprü görevi gördüklerini belirten Turunç, bugüne kadar yüzlerce gazi ve şehit yakınının hayatına dokunduklarını söyledi. Darbe girişiminin hemen ardından en kritik gündemin gazilerin sağlık durumları olduğunu hatırlatan Turunç, yaşanan sürecin vehametini şu sözlerle aktardı:

"İlk dönemlerde en büyük yoğunluğumuz gazilerimizin tedavi süreçleri üzerineydi. Öyle ağır yaralanmalar söz konusuydu ki, aradan koca bir 10 yıl geçmesine rağmen hala tedavisi aktif olarak devam eden gazi kardeşlerimiz var. Onların sağlık mücadelelerinde her an yanlarında olmaya özen gösterdik."

Turunç ayrıca, sağlık durumları nedeniyle mesleklerine devam edemeyen gazilerin istihdam süreçlerine, iş değişikliklerine ve hayatlarını kolaylaştıracak yeni düzenlemelere de destek verdiklerini ekledi.

Eğitimden İstihdama Geniş Bir Dayanışma Ağı

Şehitlerin geride bıraktığı emanetlerin ve gazilerin çocuklarının eğitim süreçlerinin de derneğin öncelikli konuları arasında yer aldığını ifade eden Turunç, babasını kaybeden ya da babası gazi olduğu için lojistik zorluklar yaşayan çocukların evlerine yakın okullara nakledilmesi konusunda bürokratik engelleri aştıklarını belirtti.

Devletin bu süreçte üzerine düşen hamilik görevini eksiksiz yerine getirdiğinin altını çizen 15 Temmuz Derneği Başkanı, şehit yakınlarına sağlanan çift istihdam hakkı, gazilere sunulan iş imkanları, özel okul kontenjanları ve bağlanan maaşlar ile ailelerin maddi açıdan bir nebze de olsa rahatlatıldığını dile getirdi.

"Dünyaları Verseniz de Bir Annenin Hüznünü Silemezsiniz"

Meselenin sadece maddi desteklerle sınırlı kalamayacağını, yaşanan devasa travmanın ardından toplumsal ve moral desteğinin şart olduğunu belirten Turunç, dernek olarak sosyal projelerle ailelerin yanında olmaya devam ettiklerini söyledi.

On yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü tazeliğini koruduğunu ifade eden Turunç, "Bir şehidin annesine, eşine ya da çocuğuna baktığınızda o hüznü hala görebiliyorsunuz. Bu çok derin bir acı. Dünyanın en lüks, en güzel imkanlarını önlerine serseniz bile bir şehit annesinin gözlerindeki o burukluğu yok edemezsiniz. Orada gurur ve hüzün her zaman bir arada yaşıyor" dedi.

"O Geceyi Sadece Meydanlar Değil, Evlerdeki Dualar Da Çözdü"

15 Temmuz ruhunun nesiller boyu aktarılacağını ve bu toplumsal hafızanın asla silinmeyeceğini vurgulayan İsmail Hakkı Turunç, direnişin görünmeyen kahramanlarına da dikkat çekti:

"Bu destan 20 yıl, 30 yıl geçse de unutulmayacak. Çünkü bu, bir milletin topyekun irade beyanıdır. Evet, meydanlara çıkanlar göğüslerini siper etti; ancak o gece evinde oturup gözyaşlarıyla secdeye kapanan, televizyon başında ülkesi için yakaran insanların duaları da bu belanın defedilmesinde çok büyük rol oynadı. Belki de o samimi duaların hürmetine bu ülke büyük bir uçurumun kenarından döndü. Milletimizde bu sarsılmaz inanç ve kenetlenme olduğu sürece, küresel güçlerin hiçbiri bu ülkeyi yıkmaya yetmeyecektir."