İstanbul'u korku kıskacına alan "180 kilometrelik fay kırılacak" iddialarına matematiksel bir veriyle yanıt veren Üşümezsoy, büyüklük ve fay uzunluğu arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Ünlü jeolog, "8.0 büyüklüğünde bir sarsıntı için en az 500 kilometrelik bir hattın tek seferde kırılması gerekir. Marmara’nın toplam uzunluğu ise sadece 150 kilometre. 6 Şubat’ta 400 kilometrelik hat kırıldı ve ortaya çıkan enerji belli. Bu tabloya göre İstanbul'da 8.0 beklemek jeoloji bilmemektir," ifadelerini kullandı.
"Nokta Atışı Yaptım: Tahminlerim Tabiatla Konuşuyor"
Geçmişteki öngörülerinin birer birer gerçekleştiğini hatırlatan Üşümezsoy, akademik dünyayı da eleştirdi. 1999 Düzce depremi ve Silivri merkezli sarsıntılar öncesinde yaptığı uyarıları anımsatarak; "Herkes Adalar'da yıkım beklerken ben 'Fay Düzce'de' dedim ve 7.2 ile sarsıldık. Silivri için de 'en fazla 6.5 olur' dedim, doğa beni yanıltmadı. Yazılan kağıtlar, profesörlük yayınları çöpe gitti; çünkü tabiatın ne söylediğini sadece biz doğru okuduk," dedi.
"Cetvelle Çizilen Hayali Haritalara İnanmayın"
Deprem senaryolarının masa başında, düz çizgilerle oluşturulduğunu iddia eden Üşümezsoy, saha gözleminin önemine vurgu yaptı. Sındırgı ve Simav bölgesindeki hareketliliği önceden bildiğini belirten profesör, "MTA ve TPAO haritalarına bakıp cetvelle hat çizenler yanılıyor. Sındırgı’daki riskin bir ay önceden altını çizmiştim. Fayın gerçek yapısını görmeden, sadece simülasyonlarla deprem kehanetinde bulunulmaz," şeklinde konuştu.
"İznik ve Gemlik Hattında Yanal Atım Değil Çökme Var"
Son dönemde gündeme gelen İznik Gölü'ndeki aktif fay iddialarına da değinen Üşümezsoy, Fransız uzmanların aksine bölgede yanal atımlı (Kuzey Anadolu Fay Hattı benzeri) bir risk görmediğini söyledi. İznik'teki batık bazilikanın durumunun dikey bir çökmeye işaret ettiğini belirten Üşümezsoy, "Gemlik ve İznik'te 17 Ağustos benzeri bir yıkım yaşanmayacak. Oradaki hareketlilik mikro depremlerden ibaret. Korku salan açıklamalar bilgiden değil, spekülasyondan besleniyor," uyarısında bulundu.