Küresel enerji koridorunun en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, bir kez daha Tahran ile uluslararası aktörler arasındaki güç savaşının merkezine yerleşti. İran dini lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney'in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, boğaz üzerindeki mutlak egemenlik iddialarını çok sert bir dille yineleyerek, bölgeye yönelik dış müdahalelere kapıyı tamamen kapattı.
Devlet televizyonuna özel açıklamalarda bulunan Velayeti, özellikle ABD ve müttefiklerinin bölgedeki askeri varlığına ve baskılarına doğrudan hedef alarak net mesajlar gönderdi.
"Hiçbir Küresel Güç Bu Egemenliği Sınayamaz"
Hürmüz Boğazı’nın jeopolitik önemine ve İran’ın buradaki tarihsel ve askeri varlığına dikkat çeken Velayeti, boğazın statüsünün tartışmaya kapalı olduğunu vurguladı. Başdanışman, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Hürmüz Boğazı doğrudan İran’ın egemenlik sınırları içerisindedir. Dünyadaki hiçbir güç, hangi askeri veya diplomatik argümanı kullanırsa kullansın, bu stratejik noktayı İran’ın kontrolünden çekip alamaz. Buradaki varlığımız ve otoritemiz tarihsel bir gerçektir."
"40 Günlük Savaşın Değerli Kazanımı"
Konuşmasında boğaz üzerindeki kontrolün askeri ve stratejik arka planına da değinen Velayeti, bu kazanımın kolay elde edilmediğini belirtti. Mevcut durumun askeri bir kararlılık zincirinin sonucu olduğunu ima eden İranlı yetkili, süreci şu sözlerle nitelendirdi:
Stratejik Kararlılık: Hürmüz üzerindeki mutlak otorite, yürütülen 40 günlük askeri mücadelenin ve direncin en büyük meyvesidir.
Liderlik İradesi: Bu kritik adım, Yüksek Lider Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney'in doğrudan, cesur ve vizyoner talimatları doğrultusunda hayata geçirilmiştir.
Tavizsiz Duruş: Atılan bu tarihi adımın geri dönüşü yoktur ve bölgedeki askeri caydırıcılık en üst seviyede korunacaktır.
Küresel Enerji Koridorunda Yeni Gerilim Dalgası
Uzmanlar, Velayeti’nin bu çıkışının sadece diplomatik bir söylemden ibaret olmadığını, özellikle son dönemde Körfez bölgesinde artan askeri hareketliliğe ve yaptırım tehditlerine karşı verilmiş doğrudan bir yanıt olduğunu belirtiyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki bu sert egemenlik vurgusu, önümüzdeki günlerde uluslararası kamuoyunda ve enerji piyasalarında yeni bir dalgalanmaya yol açabilir.