İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında yakalama kararı bulunan gazeteci Tamar Tanrıyar, yurt dışından Türkiye'ye dönüş yaparak Aydın’ın Kuşadası ilçesinde emniyet güçlerine teslim oldu.
Dosya kapsamında geçmiş dönemde yaptığı bazı siyasi ve sektörel açıklamaları incelemeye alınan Tanrıyar, savcılık sorgusunda yöneltilen suçlamaları kesin bir dille reddetti. Paylaşımlarındaki ifadelerin bağlamından koparıldığını savunan Tanrıyar, herhangi bir terör örgütü ya da yasa dışı yapıyla hiçbir bağının bulunmadığını ifade etti.
Gemi ile çıktığı tatil turu sırasında yaptığı paylaşıma ilişkin konuşan Tamar Tanrıyar, söz konusu yayında birden fazla konuya değinmesine rağmen basının sadece tek bir başlığı öne çıkardığını iddia etti.
İfadesinde hiçbir şahıs veya medya patronunun ismini zikretmediğini belirten Tanrıyar, "Ben konuşmamda gazete dağıtım sürecinden bahsettim fakat bunu kimin dağıttığına ilişkin herhangi bir isim vermedim. Orada sadece, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü suçu kapsamında yargılanan bir kişinin sahibi olduğu medyaya ait gazeteyi kimsenin dağıtma zorunluluğu olmadığını düşünüyorum dedim" ifadelerini kullandı.
"Sözcü Gazetesi eleştirisi dışında Turkuaz Medya ile bağlantısı yok"
Açıklamalarında yer alan "kripto kardeşliği" ifadesine de açıklık getiren Tamar Tanrıyar, bu tanımı hükümete yakın görünen bir mecra ile hükümete uzak olan bir odağın finansal ortaklık içinde olduğunu düşünmesi sebebiyle kullandığını belirtti.
Sektördeki bazı gizli buluşmalardan haberdar olduğunu ileri süren Tanrıyar, "Burada bahsettiğim kripto kardeşliği içerisindeki medya yapısı ile Turkuaz Medya tamamen farklıdır, aralarında bir bağlantı yoktur. Benim Turkuaz Medya grubuna yönelik getirdiğim tek eleştiri, Sözcü Gazetesi'nin dağıtımını üstlenmiş olmalarıdır" diyerek grupları birbirinden ayırdı.
Soruşturma dosyasında dikkat çeken "15 Temmuz dejavu gibi geliyor" söyleminin arkasında somut bir istihbarat olmadığını itiraf eden Tanrıyar, bu ifadesinin tamamen bir betimleme ve kişisel olayları okuma analizi olduğunu, kesin bir bilgiye dayalı olarak söylenmediğini kaydetti. Yaşanan bu adli süreçle eşi Can Tanrıyar'ın hiçbir ilgisinin bulunmadığını da sözlerine ekleyen gazeteci, eşinin aktif olarak gazetecilik mesleğini icra etmediğini vurguladı.
"Cumhurbaşkanı için canımı vermeye hazırım"
Gelişmeler üzerine Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "Terör örgütü propagandası yapmak" gibi ağır suç başlıkları altında incelenen dosyaya ilişkin konuşan Tanrıyar, devletin zirvesine yönelik hiçbir olumsuz düşüncesi olmadığını dile getirdi. Cumhurbaşkanına hakaret etmediğinin altını çizen ünlü gazeteci, "Ben hiçbir şekilde Cumhurbaşkanına hakaret etmedim. Hatta Cumhurbaşkanına ilişkin konularda en yakın arkadaşlığımı bile anında bitirebilirim ve onun için canımı vermeye hazırım" şeklinde konuştu.
Soruşturmanın hukuki boyutu devam ederken, Tamar Tanrıyar'ın müdafi avukatı da savcılığa yazılı bir savunma metni sundu. Müvekkilinin ifadelerinin ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti sınırları içinde kaldığını, dosyada suç unsurlarını oluşturacak somut ve kesin bir delil bulunmadığını beyan eden savunma makamı, adli kontrol tedbirlerinin reddedilerek soruşturma hakkında ivedilikle kovuşturmaya yer olmadığına dair (takipsizlik) karar verilmesini talep etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosya üzerindeki incelemesi sürüyor.