Türkiye, 2007 yılının baharında 11. Cumhurbaşkanı'nı seçmeye hazırlanırken, Ankara kulisleri daha önce eşi benzeri görülmemiş bir mühendislik operasyonuna sahne oldu. AK Parti'nin adayının Abdullah Gül olacağının netleşmesiyle başlayan süreç, "sözde değil özde bağlılık" tartışmaları ve 367 kriziyle bir demokrasi sınavına dönüştü.
"Özde Bağlılık"tan 367 Krizine: Seçime Baraj Kuruldu
Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın 12 Nisan'daki "Cumhurbaşkanı Cumhuriyet'e özde bağlı olmalı" çıkışı, yaklaşan müdahalenin ilk sinyaliydi. Ardından hukuk tarihine "367 garabeti" olarak geçecek olan Sabih Kanadoğlu tezi ortaya atıldı. Meclis'in kendi iradesiyle Cumhurbaşkanı seçmesini engellemeye yönelik bu hamleler, sokaklarda düzenlenen "Cumhuriyet Mitingleri" ile toplumsal bir baskı aracına dönüştürüldü.
Gece Yarısı Bildirisi: e-Muhtıra Devreye Giriyor
Takvimler 27 Nisan'ı gösterdiğinde, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu yapılmış ancak beklenen kaos çıkmamıştı. Saatler 23.30'u gösterdiğinde Genelkurmay'ın internet sitesi üzerinden yayınlanan bildiri, milli iradeyi açıkça tehdit etti. "Ne mutlu Türküm diyene" anlayışına karşı çıkanların düşman ilan edildiği metin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin "kararlılığını" vurgulayarak hükümete ayar vermeye kalkıştı.
Hükümetten Tarihi Yanıt: "Genelkurmay Başbakana Bağlıdır"
Türk siyasetinde alışılagelmişin aksine, bu kez hükümet şapkasını alıp gitmedi. 28 Nisan günü kameralar karşısına geçen Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, tarihe geçen bir dik duruş sergileyerek; "Genelkurmay Başkanı, Başbakan’a bağlı bir kurumdur. Hükümete karşı ifade kullanması demokratik hukuk devletinde düşünülemez" dedi. Bu çıkış, vesayetçi zihniyetin ilk kez sivil iradeye çarparak dağılmasına neden oldu.
Darbe Meraklısı Kalemler: "Sıradaki Adım Tank Olur"
Muhtıra yayınlandığında, medyanın bir kesimi demokrasiyi savunmak yerine "postalları" parlatmayı tercih etti. O dönem Sabah gazetesinde yazan Yılmaz Özdil, "Bundan sonraki adım tank olur" diyerek darbe tehdidini körüklerken; Emin Çölaşan, Bekir Coşkun ve Güneri Civaoğlu gibi isimler ordunun "hassasiyetini" haklı bulan yazılar kaleme aldılar. Dönemin üniversite rektörleri ve CHP kurmayları da Genelkurmay ile aynı fikirde olduklarını ilan ederek demokrasi safında değil, müdahale safında yer aldılar.
Sandık Her Şeyi Değiştirdi: Millet Son Sözü Söyledi
AYM'nin 367 kararını onaylamasıyla kilitlenen sistem, sandıkla açıldı. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde AK Parti yüzde 46,6 oy alarak ezici bir zafer kazandı. Milletin verdiği bu yanıtla birlikte anayasa değişikliğine gidildi ve Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi kararlaştırıldı. 28 Ağustos 2007'de ise Abdullah Gül, 11. Cumhurbaşkanı seçilerek Çankaya Köşkü'ne çıktı. 2011'de internet sitesinden kaldırılan o bildiri, bugün hala Türk demokrasisinin atlattığı en büyük badirelerden biri olarak hatırlanıyor.