Programa; Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Celile Eren Ökten, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy, YTB Başkanı Abdulhadi Turus, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs ve Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert de katıldı.

“Türkçe, Tarih Boyunca Geniş Bir Coğrafyada Dolaşmış Bir Dildir”
Tanıtım programında konuşan Bakan Ersoy, sözlüğün yalnızca bir referans eseri olmadığını vurgulayarak, kelimelerin izini sürerek tarih boyunca kurulan temasları ve ortak yaşanmışlıkları ortaya koyan kapsamlı bir kültürel hafıza çalışması olduğunu ifade etti.
“Medeniyetleri ayakta tutan en önemli unsur dildir.” diyen Ersoy, Türkçenin tarih boyunca ticaret yollarında, ilim meclislerinde, şehir meydanlarında ve zanaat atölyelerinde dolaşan güçlü bir medeniyet dili olduğuna dikkat çekti.
Ersoy, kelimelerin çoğu zaman fetihlerden daha kalıcı izler bıraktığını belirterek, Türkçenin sınırları aşan etkisinin bugün hâlâ canlı biçimde yaşadığını söyledi.

Balkanlar’dan Orta Avrupa’ya Türkçe’nin İzleri
Bakan Ersoy, Türkçenin Balkan coğrafyasında bıraktığı izlere somut örneklerle değindi:
“Bugün Kosova’da kahvenizi fincanla değil fincani ile içersiniz. Saraybosna’da alışverişin kalbi hâlâ çarşı’da atar. Üsküp’te dukan tabelasıyla karşılaşırsınız. Atina’da bakali, Bükreş’te ciorbă diye telaffuz edilen çorba ifadesi tanıdıktır. Sofya’da yoğurt artık o dilin doğal bir parçasıdır.”
Çalışmanın ortaya koyduğu verilere göre bazı Balkan dillerinde iki bini aşan, bazılarında ise bin beş yüzün üzerinde Türkçe kökenli kelime aktif olarak kullanılmaya devam ediyor.
Bilimsel Envanter Niteliğinde Kapsamlı Çalışma
“Dünya Dillerinde Türkçe” sözlüğünün yaşayan dili esas alan bilimsel bir envanter olduğunu belirten Ersoy, gündelik hayatta kullanılan ve karşılığı bulunan kelimelerin sistematik biçimde kayda geçirildiğini söyledi.
“Bu eser, geçmişe ait bir liste değil; bugünün canlı dil gerçekliğini yansıtan bir tablo ortaya koyuyor. Bu yaklaşım çalışmaya hem bilimsel güvenilirlik hem de çağdaş bir perspektif kazandırmıştır.” ifadelerini kullandı.

Kültürel Diplomasi ve Türkiye’nin Yumuşak Gücü
Bakan Ersoy, Yunus Emre Enstitüsünün Türkçeyi yalnızca bir öğretim aracı değil, kültürel temas zemini olarak ele aldığını vurgulayarak, Türkçe öğrenen bireylerin aynı zamanda bir düşünce dünyası ve tarih bilinciyle de temas kurduğunu ifade etti.
Kültürel diplomasinin ülkelerin en önemli yumuşak güç unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Ersoy, ortak kelimelerin ve kavramların uluslararası ilişkilerde görünmeyen fakat güçlü bağlar oluşturduğunu belirtti. Sözlüğün bu bağın bilimsel temsiline önemli katkı sunduğunu dile getirdi.
Ana Dil, Kimliğin Temel Taşı
Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy ise 21 Şubat Uluslararası Ana Dili Günü’nün önemine dikkat çekerek, ana dilin insanın dünyayı anlamlandırdığı ilk zemin olduğunu söyledi.
Aliy, “Dünya Dillerinde Türkçe” çalışmasının Türkçenin hafızasını dünyanın dört bir yanında görünür kılacağını ve geçmişle gelecek arasında güçlü bir köprü kuracağını belirtti.
Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kültürel mirasını koruyan ve küresel ölçekte görünür kılan projelere hız kesmeden devam ederken, “Dünya Dillerinde Türkçe” eseri de Türkçenin tarihsel derinliğini ve coğrafi gücünü bilimsel verilerle ortaya koyan stratejik bir adım olarak öne çıkıyor.