Küresel Eğitim Arenasında Türkiye Rüzgarı: Veriler "İlerleme" Diyor
Türkiye'nin eğitim politikaları ve uluslararası arenadaki performansı, bilimsel veriler ışığında somut bir yükseliş grafiği çiziyor. İstanbul Medipol Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, Türkiye’nin uluslararası eğitim endekslerindeki ve Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) raporlarındaki yerini değerlendirdi. Küresel ölçekte kabul gören bağımsız verilerin Türkiye’nin eğitimde kademeli ve kararlı bir gelişim gösterdiğini net bir şekilde ortaya koyduğunu belirten Tanrıkulu, bu başarının Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından da tescillendiğini vurguladı.
Sağlık, ulaşım ve altyapı gibi alanlardaki yatırımların sonuçlarının kısa vadede toplum tarafından hissedildiğini ifade eden Doç. Dr. Tanrıkulu, eğitim politikalarının ise bir neslin yetişme sürecine yayılan, uzun vadeli sabır gerektiren yatırımlar olduğuna dikkat çekti.
OECD Genel Sekreteri İşaret Etti: Son 10 Yılda Yükselen Nadir Ülkelerden Biriyiz
İstanbul'da gerçekleştirilen Beceriler Zirvesi’nde OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann’ın Türkiye’ye yönelik pozitif geri bildirimlerini anımsatan Tanrıkulu, Türkiye'nin eğitimde küresel ölçekte farkı kapatan bir performans sergilediğini belirtti. 81 ülkenin dahil olduğu tarafsız ve kurumsal bir yapı olan PISA’nın sadece ezber bilgiyi değil; analitik düşünmeyi, okuduğunu anlamayı ve problem çözme becerisini ölçtüğünü ifade eden Tanrıkulu, şöyle konuştu:

"Bilimsel veriler, eğitim politikalarımızın nereye evrildiğini net olarak gösteriyor. OECD Genel Sekreteri’nin de bizzat ifade ettiği üzere, Türkiye son 10 yılda eğitim göstergelerinde sürekli gelişim kaydeden çok az sayıdaki ülkeden biri konumunda. Matematik, fen bilimleri ve okuma becerilerinde OECD ortalamaları ile aramızdaki makas hızla kapanıyor. Türkiye eğitimde hala yükselme evresinde olan bir ülke."
Ezberci Sistemden Analitik Düşünceye Köklü Değişim
Eğitimdeki başarıyı yalnızca kuru bir sıralama tablosuna indirgemenin yanlış olacağına değinen Doç. Dr. Tanrıkulu; ülkelerin sosyoekonomik şartlarının, başlangıç noktalarının ve zaman içindeki gelişim ivmelerinin birlikte okunması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin anaokulundan üniversiteye kadar uzanan eğitim zincirinde köklü bir müfredat reformuna gittiğini belirten Tanrıkulu, "Artık karşımızda sadece ezberleyen değil; okuduğunu yorumlayan, analiz eden ve iş gücü piyasasıyla uyumlu bir gençlik var. Yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli gibi kapsamlı adımların, okuma kültürü ve analitik zeka üzerindeki olumlu etkileri önümüzdeki PISA sonuçlarına da güçlü bir şekilde yansıyacaktır" dedi.
Kamuoyunun bir kesiminde eğitim politikalarına yönelik yerleşik, olumsuz bir algı bulunduğunu ancak verilerin bu algıyı boşa çıkardığını kaydeden Tanrıkulu, eksikliklerin farkında olarak ancak kaydedilen büyük ilerlemeyi de görerek hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.
Pandemi Direnci ve Yapay Zeka Destekli Gelecek
Kovid-19 pandemisinin dünya genelinde eğitim sistemlerinde büyük kırılmalara yol açtığı bir dönemde, Türkiye’nin dijital altyapısı sayesinde süreci en az hasarla atlatan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, EBA gibi uzaktan eğitim ve ölçme-değerlendirme sistemlerinin bu dirençte kilit rol oynadığını belirtti.
Geleceğin eğitim vizyonunda yapay zekanın belirleyici olacağını söyleyen Tanrıkulu, modern çağda bilginin makineler tarafından kolayca üretilebildiğini, bu yüzden eğitim modelinin de evrilmesi gerektiğini vurguladı:
"Öğretmenin sadece bilgi aktaran değil, bir mentor ve rehber olduğu bir döneme giriyoruz. Gelecekte öğrencilerin bireysel yeteneklerine ve kişilik analizlerine göre şekillenen, yapay zeka destekli öğrenme ve değerlendirme sistemleri ön plana çıkacak. Türkiye olarak dijitalleşmeyi ve bu köklü dönüşümü eğitim sistemimizin merkezine entegre etmek zorundayız."