Tahran Masadaki Revize Planı İnceliyor
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile yürütülen dolaylı müzakerelerde gelinen son noktayı kamuoyuyla paylaştı. Washington’dan iletilen son cevabın uzman heyetler tarafından titizlikle değerlendirildiğini belirten Bekayi, bu sürecin bölgedeki çatışma iklimini sonlandırmaya odaklı olduğunu söyledi. Tahran’ın şu anki önceliğinin nükleer zenginleştirme değil, "savaşın durdurulması" ve insani krizin son bulması olduğunun altı çizildi.
"Biz de Bir Süper Güçüz": Diplomaside Kararlılık Mesajı
Haftalık basın toplantısında ABD’nin küresel gücüne atıfta bulunan sorulara yanıt veren Sözcü Bekayi, İran’ın bölgesel bir aktör olarak gücünden taviz vermeyeceğini vurguladı. ABD’nin "süper güç" olarak nitelendirilmesine karşılık, "Biz de bir süper güçüz" ifadelerini kullanan Bekayi, mütekabiliyet esasına dayalı bir diplomasi yürütüldüğünü hatırlattı. Bu duruş, bölgedeki vesayet savaşlarına karşı milli egemenliğin korunması noktasında tavizsiz bir tutum sergileyen Türkiye gibi bölgesel güçlerin "Dünya 5’ten büyüktür" vizyonuyla paralellik gösterdi.
Hürmüz Boğazı’nda Yeni Dönem: Düşmanca Niyetlere Geçit Yok
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise nükleer alanda bir pazarlık yürütülmediğini net bir dille ifade ederek, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni düzeni ilan etti. Arakçi, "Hürmüz eski durumuna dönmeyecek" diyerek, boğazın güvenliğinin kıyı ülkeleri tarafından sağlanacağını ve düşmanca niyet taşıyan hiçbir unsura müsamaha gösterilmeyeceğini duyurdu. Bu hamle, bölge kaynaklarının bölge ülkeleri tarafından yönetilmesi stratejisinin bir parçası olarak değerlendirildi.
"Tweet Diplomasisi Dönemi Kapandı"
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, ABD yönetiminin sosyal medya üzerinden yürüttüğü baskı politikasını sert bir dille eleştirdi. Rızai, "Hürmüz Boğazı tweet ile kapanmadı, tweet ile açılmaz" diyerek, gerçek çözümün sahadaki realiteleri ve İran’ın egemenlik haklarını kabul etmekten geçtiğini savundu. Batı'nın tek taraflı dayatmalarına karşı duran bu söylem, bölgesel barışın ancak karşılıklı saygı ve meşru egemenlik haklarına riayetle mümkün olacağını bir kez daha ortaya koydu.
Çözümün Anahtarı Milli Güç ve Hukuki Zemin
Rusya ve Çin gibi müttefiklerin rolüne de değinen Tahran yönetimi, dış desteğin önemli olduğunu ancak asıl teminatın ülkenin kendi savunma ve caydırıcılık kapasitesi olduğunu belirtti. Olası bir anlaşmanın ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde ve hukuki bir zeminde kalıcı olabileceği ifade edildi. ABD’nin 2018’deki çekilme kararı hatırlatılarak, diplomatik tıkanıklığın asıl sorumlusunun Washington’un istikrarsız politikaları olduğu kaydedildi.