Yeni Birlik Gazetesi Gündem Uzman uyardı! Marmara Denizi merkezli deprem 10 ili etkileyebilir

Uzman uyardı! Marmara Denizi merkezli deprem 10 ili etkileyebilir

Deprem uzmanı Haluk Eyidoğan, beklenen 7 ve üzeri depremin İstanbul’da değil Marmara Denizi’nde olacağını ve 7–10 ilin bu senaryodan etkilenebileceğini söyledi.

Deprem uzmanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, beklenen büyük Marmara depremine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eyidoğan, kamuoyunda yaygın olarak kullanılan “İstanbul depremi” ifadesinin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek, olası 7 ve üzeri büyüklükteki depremin İstanbul’un içinde değil Marmara Denizi’nde meydana geleceğini ifade etti. Bu nedenle riskin yalnızca İstanbul ile sınırlı olmadığını vurgulayan Eyidoğan, Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan çok sayıda ilin bu senaryodan etkilenebileceğini söyledi.

Afetlere Dayanıklı Tekirdağ Çalıştayı’nda Açıklama

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından Yılmaz İçöz Sahnesi’nde düzenlenen “Afetlere Dayanıklı Tekirdağ Çalıştayı” kapsamında Anadolu Ajansı muhabirine konuşan Eyidoğan, Marmara Bölgesi için beklenen depremin bölgesel bir nitelik taşıdığını dile getirdi. Eyidoğan, “İstanbul depremi deniyor ya, deprem İstanbul’un içinde değil Marmara Denizi’nin içinde olacak. 7 ve üzeri bir depremin Marmara Denizi’nde gerçekleşmesi halinde İstanbul başta olmak üzere Marmara’ya kıyısı olan 7 ila 10 il etkilenir. Bu nedenle bu deprem bir İstanbul depremi değil, Marmara depremidir” ifadelerini kullandı.

Etki Alanı İstanbul ile Sınırlı Değil

Eyidoğan, Marmara Denizi merkezli bir depremin yalnızca İstanbul’u değil, Marmara’ya kıyısı bulunan diğer illeri de doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Bu kapsamda, beklenen depremin sosyal ve ekonomik etkilerinin de bölgeyle sınırlı kalmayacağını, Türkiye genelinde hissedilebileceğini ifade etti. Büyük bir Marmara depreminin, nüfus yoğunluğu ve ekonomik faaliyetlerin yoğunluğu nedeniyle ülke genelinde ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

“Yıkım Sadece Fay Hattıyla Açıklanamaz”

Depremlerde yaşanan yıkımın yalnızca fay hatlarının konumuyla açıklanamayacağını vurgulayan Eyidoğan, depremin büyüklüğünün ve yapı özelliklerinin belirleyici olduğuna işaret etti. Eyidoğan, geçmiş depremlerden örnekler vererek, fay hattına yakın olup yıkım yaşanmayan yerleşimlerin olduğu gibi, faydan uzak olmasına rağmen ciddi hasar alan bölgelerin de bulunduğunu söyledi.

Kahramanmaraş merkezli depremler ile 17 Ağustos 1999 Gölcük depremine değinen Eyidoğan, Avcılar örneğini hatırlatarak, “Eğer yıkımı sadece fay hattına bağlasaydık, 1999 Gölcük depreminde Avcılar yıkılmazdı” dedi.

Yapı ve Zemin Faktörü Ön Planda

Eyidoğan, büyük depremlerin bölgesel depremler olduğunu ve yapıdaki ya da zemindeki hataları ortaya çıkardığını belirtti. Depremlerin, yapı kalitesi ve zemin özellikleri açısından zayıf olan bölgelerde yıkımı kaçınılmaz hale getirdiğini ifade eden Eyidoğan, zemin etüdü, doğru yer seçimi ve etkin denetimin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Yanlış planlama, sıvılaşma riski bulunan alanlar ve heyelan bölgelerine yerleşmenin büyük risk oluşturduğunu belirten Eyidoğan, bu tür alanların yapılaşmaya açılmasının ciddi bir hata olduğunu söyledi.

İmar ve Denetim Sürecine Dikkat Çekildi

Eyidoğan, zemin sorunu olmasa bile inşaat sürecinde yapılan hataların deprem riskini artırdığını ifade etti. Depreme dayanıklı yapı üretim sürecinde ciddi eksiklikler bulunduğunu belirten Eyidoğan, bu eksikliklerin bir araya gelmesi durumunda büyük depremlerden kaçınmanın mümkün olmadığını dile getirdi.