Sosyal medyada “Yunus Seyyah” adıyla paylaştığı otostop yolculuklarıyla tanınan Yunus Okan hakkında yürütülen dolandırıcılık davası karara bağlandı. Tokat 3. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın bilişim sistemlerini araç olarak kullanarak haksız kazanç sağladığına hükmetti. Mahkeme, suçun işleniş biçimi ve mağdurların uğradığı maddi zararları dikkate alarak Yunus Okan’a hapis ve adli para cezası verdi. Karar, sosyal medya üzerinden kurulan güven ilişkilerinin nasıl istismar edilebildiğini bir kez daha gündeme taşıdı.
Yunus Seyyah Yunus Okan Kimdir, Sosyal Medyada Nasıl Tanındı?
Yunus Okan, Türkiye’yi otostopla gezdiği videoları sosyal medya platformlarında paylaşarak kısa sürede geniş bir takipçi kitlesine ulaştı. “Yunus Seyyah” ismiyle yayınladığı içeriklerde yolculuk hikâyeleri, tanıştığı insanlar ve şehir izlenimleri yer aldı. Samimi üslubu ve sade yaşam tarzı anlatımı, özellikle genç kullanıcılar arasında ilgi gördü.
Ancak yargılama sürecinde ortaya çıkan dosya kapsamı, bu görünümün arkasında planlı bir dolandırıcılık faaliyetinin yürütüldüğünü ortaya koydu. Mahkeme kayıtlarına göre Okan, sosyal medyada kurduğu güveni birebir iletişimde maddi kazanca dönüştürdü.
Dolandırıcılık Davasında Ne Ceza Aldı, Mahkeme Ne Karar Verdi?
Tokat 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Yunus Okan’ın “bilişim sistemlerini, banka veya kredi kurumlarını araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık” suçunu işlediğine hükmetti. Sanık hakkında 2 yıl 1 ay hapis ve 208 bin 320 TL adli para cezası kararı verildi.
Mahkeme heyeti, sanığın eylemlerinin sistematik olduğu, birden fazla mağdur üzerinde maddi zarara yol açtığı ve suçun planlı şekilde işlendiği kanaatine vardı. Kararda, dijital mecralarda kurulan güven ilişkilerinin kötüye kullanılmasının toplum açısından tehlike oluşturduğuna dikkat çekildi.
Deprem Hikâyesiyle Nasıl Güven Kazandı?
Dava dosyasına yansıyan ifadelere göre Yunus Okan, mağdurlarla iletişim kurarken özellikle manevi duyguları hedef alan bir strateji izledi. Kendisini Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni, babasını ise imam olarak tanıtan sanık, bu bilgilerle karşı tarafın güvenini kazandı.
En dikkat çekici iddia ise 6 Şubat depremlerine ilişkin oldu. Okan’ın, depremde nişanlısını kaybettiğini ileri sürerek mağdurların empati duygularını istismar ettiği belirtildi. Mahkemede ifade veren mağdur H.B., bu anlatımın kendisini derinden etkilediğini ve sanığın yönlendirmeleriyle kredi çekmeye ikna edildiğini söyledi.
Mağdurların İfadelerinde Hangi Detaylar Yer Aldı?
Duruşmalarda dinlenen mağdurlar, sanığın benzer yöntemleri tekrarladığını ve sistematik biçimde hareket ettiğini anlattı. Şikâyetçi H.B., banka bonusu ve yüksek kazanç vaadiyle 248 bin 900 TL verdiğini ifade etti. Bir diğer mağdur Ç.B. ise depremzede olduğunu düşündüğü sanığa yaklaşık bir yıl boyunca parça parça 210 bin TL gönderdiğini belirtti.
Mağdurlar, kendilerine gönderilen sahte dekontlarla borç ilişkilerinin gizlenmeye çalışıldığını, paraların geri ödenmediğini ve durumun fark edilmesi üzerine hukuki süreci başlattıklarını dile getirdi. İfadeler, olayın tekil bir aldatma değil, süreklilik arz eden bir yöntem olduğunu ortaya koydu.
Yunus Okan Savunmasında Ne Söyledi?
Yunus Okan, mahkemede yaptığı savunmada paraları aldığını kabul etti ancak dolandırıcılık niyeti taşımadığını öne sürdü. Borçları olduğunu söyleyen sanık, aldığı paraları bahis sitelerinde değerlendirmeyi ve kazanç sağlamayı hedeflediğini, ancak tüm parayı kaybettiğini iddia etti.
Yatırımın niteliği hakkında mağdurlara net bilgi vermediğini kabul eden Okan, bu nedenle parayı geri ödeyemediğini savundu. Mahkeme ise bu savunmayı, suçun unsurlarını ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle kabul etmedi.
Tokat 3. Ağır Ceza Mahkemesi Kararı Neden Emsal Niteliğinde?
Mahkeme tarafından verilen hapis ve yüksek tutarlı adli para cezası, sosyal medya üzerinden yürütülen dolandırıcılık faaliyetlerine karşı caydırıcı bir adım olarak değerlendirildi. Kararda, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılmasının suçu ağırlaştırdığı vurgulandı.
Hukukçulara göre bu karar, dijital platformlarda kişisel hikâyeler ve duygusal anlatılar üzerinden kurulan güven ilişkilerinin kötüye kullanılmasına karşı önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Mağdurların maddi kayıplarının yanı sıra psikolojik olarak da zarar gördüğü dosya kapsamında açıkça ortaya kondu.