Hakan Aran, İş Bankası'nın 99. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, şu anda birbirini besler nitelikteki hem yurt içi hem yurt dışındaki kırılganlıkların çok ciddiye alınması gerektiğini, bunların yarattığı risklerin çok önemli boyutlara ulaştığını söyledi.
Kovid-19 salgınında tedarik zincirinin kırıldığını, devamında Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla arz-talep konusunda ciddi bir dengesizlik yaşandığını, bunun genişleyici para politikasıyla birleştiğinde küresel enflasyona neden olduğunu anlatan Aran, küresel enflasyonla mücadele konusunda merkez bankalarının parasal sıkılaşmaya gittiğini ve faiz oranlarını artırdığını hatırlattı.
"Enflasyondan daha önemlisi enflasyonun yarattığı gelir erozyonu"
Türkiye'de de yapışkan hale gelmiş bir enflasyon sorunu olduğuna dikkati çeken Aran, "Bundan daha önemlisi enflasyonun özellikle ücretli ve emekli kesimde yarattığı gelir erozyonu ve bozduğu gelir dağılımı. Bence en büyük iç kırılganlığımız bu." dedi.
Hakan Aran, Türkiye'de çok önemli bir kesimin artık asgari ücretle çalışır hale geldiğini ve bunun bir problem olduğunu, her ekonomide orta sınıfın alım gücünün azalması ya da yukarı çıkması halinde çok büyük sorunlar yaşandığını kaydetti.
"Şu anda kılıç gibi sallanan kısa vadeli kırılganlığımız, ödememiz gereken dış borç rakamı"
İçeride enflasyonun gelir dağılımına olumsuz etkisinin yanı sıra iki önemli sorun daha bulunduğunu vurgulayan Aran, şöyle devam etti:
"Bunlardan biri de büyümenin yapısı ve tüketime dayalı olması. Artık büyüme rakamına odaklanmamızın bizi yanılttığını düşünüyorum. Sağlıksız bir büyüme var. Tüketime dayalı enflasyonla beslenen bir büyüme değil, gerçekten herkesi tatmin eden, sürdürülebilir, sağlıklı bir büyüme olması çok önemli.
"Merkez Bankası yönetimi kararlı bir duruş sergiliyor"
Ekonomi yönetiminin kırılganlıkların farkında olduğunu ifade eden Aran, "Kararlarını, önceliklerini buna göre ayarlamış durumdalar, en iyi şekilde yönetmeye çalışıyorlar. O nedenle bence ekonomi yönetimine bu süreçte destek olmak ve işleri kolaylaştırmak gerekiyor. Kırılganlıklarımız artmış durumda ve sorumluluk almaktan kaçınırsak bunun altında kalırız." diye konuştu.
"Bir anda sıkılaşmaya gitmemeyi kıymetli buluyorum"
Hakan Aran, Türkiye'de parasal sıkılaşmanın yeni başladığını belirterek, şöyle devam etti:
"Bunun kademeli olmasını, bir anda sıkılaşmaya gidilmemesini, piyasadaki dengelerin sağlıklı bir şekilde sağlanması, ani bir duruşa neden olmaması ve kredi riskine yol açmaması adına kıymetli buluyorum. Bu, hem bankacılık sektörü için hem reel sektör için geçerli. Eğer ani bir artış olsaydı - herkesin beklediği gibi - ani duruş riski barındırırdı, bankaların bilançosunda çok güçlü bir bozulmaya, reel sektörde de kredi krizine neden olabilirdi. Çünkü değişken faizli kredilerin oranı az değil. Faiz oranı arttığında kredi maliyeti de epey artacak. Bunun enflasyon beklentilerine paralel bir şekilde yönetilmesi önemli. O nedenle kademeli artışın enflasyon beklentilerinde iyileşme sağlanana kadar ve piyasada faizlerde enflasyona paralel bir denge oluşana kadar devam edeceğini, dengenin de sene sonuna kadar sağlanabileceğini, ocak ayı gibi gelinecek olan seviyelerde enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınmasıyla parasal sıkılaşmanın da artık sonuna gelineceğini düşünüyorum."
"Bir şeyleri düzeltirken bankaların da bir bedel ödemesi gerekiyor"
İş Bankası Genel Müdürü Aran, makroekonomik tedbirlerin ilgili kurumlarla yakın temas içerisinde ve karşılıklı istişareyle, sektörün görüşü alınarak ulaşılmak istenen hedeflere göre kaldırılmasının, gevşetilmesinin kıymetli olduğunu vurguladı.
Aran, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ama bir şeyleri düzeltirken bankalar da elbette bir bedel ödüyor, o bedeli biz de zaten fazlasıyla ödüyoruz. Merkez Bankası'nın getirdiği makroihtiyati tedbirler nedeniyle tesis ettiğimiz menkul kıymet tutarı, aslında kamu borçlanmasının finanse edilmesi anlamına geliyor. Ödediğimiz komisyon, aslında dolaylı bir vergi anlamına geliyor. Bankaların kurumlar vergisi yüzde 30'a çıktı, doğrudan vergi artışı… Aldığımız mevduatın bir bölümünü Merkez Bankası'nda zorunlu karşılık olarak tutuyoruz. Tüm bunlara baktığımızda, sektör çok ciddi bir bedel ödüyor, çok önemli maliyetlere katlanıyor. Makroihtiyati tedbirler, muhtemelen bir süre daha devam edecek. Faiz artışlarının sonuna gelip 'normalleşme adımları tamamlandı' denildiği yerde peyderpey normal dozuna döner diye düşünüyorum. Yeni düzenlemelerin önemli bir bölümü yine bankalara yük getirecektir. Yeni düzenlemeler sırasında tablonun ciddiyetine uygun olarak makroihtiyati tedbirlerden payımıza düşeni de üstlenmiş olacağız."
“Ticari kredide hakiki büyümeden bahsedeceğimiz bir dönem göreceğiz"
Finansmana erişim probleminin önümüzdeki dönemde özellikle üretimi ve ihracatı artıracak seçici alanlarda ortadan kalkmasını beklediğini aktaran Aran,
Bankalarda ticari kredi iştahının arttığını, özellikle son bir aydır hareketlenme başladığını ifade ederek, ikinci yarıyılın "çok daha dengeli, gerçekten ticari kredi büyümesinin olduğu, ihracatın ve özellikle ticaretin işletme sermayesinin finansmanında bankaların daha fazla kredi verdiği bir dönem" olacağını ifade etti.
"Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınması için önemli projelerin hepsinde varız"
Hakan Aran, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınması için hayati önemi bulunan altyapı ve enerji projelerinin finansmanı için öncü rol üstlendiklerini, İş Bankası'nın bugüne kadar yaklaşık 5 milyar dolar nakdi kaynağı sadece kredi verenlerden biri olarak değil, konsorsiyum lideri olarak özel sektörün otoyol, köprü, tünel, şehir hastanesi, konteyner limanı, gaz ve elektrik dağıtım altyapısı gibi yatırımları için tahsis ettiğini bildirdi.
"Cumhuriyetin 100. yaşında Atatürk'ün idealini yerine getirmenin gururunu yaşıyoruz"
İş Bankası Genel Müdürü Aran, bankanın "kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşımla sürdürülebilir değer yaratan geleceğin bankası olmak" ifadeleriyle özetlenen vizyonuna işaret ederek, "Bu yıl Cumhuriyetin 100. yaşını kutluyoruz. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetin ilanından bir yıl sonra bankamızın kuruluşuna dair ortaya koyduğu ‘tam manasıyla modern ve milli bir banka kurmak’ idealini yerine getirdiğimizin haklı mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Eğer biz müşterilerimize, paydaşlarımıza, hissedarlarımıza, çalışanlarımıza, emeklilerimize gönüllerinden gelerek ‘Benim Bankam’ dedirtebiliyorsak, 100. yaşımızı kutlarken bunu bir 100 yıl daha söyletecek olan adımları atmışsak ne mutlu bize." dedi.
"Öngörülebilir ortamda yılsonu revizyonlarımızı yaptık"
Bankanın ilk yarı finansal göstergeleri ve yıl sonu hedeflerine ilişkin değerlendirmelerini de aktaran Aran, 2022'yi bitirirken son derece belirsiz bir ortamda 2023 programını yaptıklarını, ikinci yarıdaki gelişmelere göre temmuz ayında gerekirse yıl sonu hedeflerini revize edebileceklerini düşünerek 2023'ü planladıklarını söyledi. Böyle bir planlamanın bu yıla özgü olduğunu, şubelere de hedefleri ilk yarı hedefi olarak verdiklerini aktaran Aran, seneye başlarken öngörülemeyen ortamda maceraya girmeden, şartları zorlamadan plan yaptıklarını ifade etti.
Aran, şubat ayında yaşanan deprem felaketlerinin mevcut tabloyu tümden güçleştirdiği dönemde, bilançoda "gider" bölümü hariç diğer kalemlerde hemen hemen öngördükleri sonuçlara ulaştıklarını bildirdi. Öngörülebilir bir ortam oluştukça, ilk yarıyıldaki gerçekleşmeler ve enflasyonun aşağı yukarı hangi seviyede olacağı, politika faiz artışlarının nasıl bir ivmeyle gideceği görüldükçe tahminde bulunmanın daha kolay olduğunu belirten Aran, yıl sonuna ilişkin revizyonları da kolaylıkla yaptıklarını söyledi.
"Şirketlerin verimliliğini ve karlılığını artıracak olan girişimcilik"
İş Bankası'nın girişimcilik alanındaki çalışmalarına da değinen Aran, Türkiye'de şu anda en önemli sorunlardan birinin şirketlerin verimsizliği olduğuna dikkati çekti.
Türkiye'de karlı, katma değerini artırarak üretim yapabilen ve ürettiğini büyük bir artı değerle ihracata dönüştürebilen şirket sayısının az olduğunu belirten Aran, şunları kaydetti:
"KOBİ'lere bakıldığında çok büyük bir verimsizlik hikayesi var. İşlerini krediyle çevirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla buradaki hikayenin değiştiricisi, verimliliği ve karlılığı artıracak olan girişimcilik. Çünkü bir buluşla kendi başına bir girişimin değer yaratması önemli değil. Asıl hikaye, girişimcilerin yaptığını geleneksel bir şirket kullandığı zaman başlıyor. Girişimciliğe önem verme nedenimiz, ülkemizde girişimcilik ruhunun gelişmesi ve geleneksel sektörlerin girişimcilikle gelen yeni şeyleri uygulaması ve bizim de buna aracılık etmemiz. Dolayısıyla sadece finansa değil, girişimcilik vasıtasıyla ortaya çıkan buluşlara da aracılık etmek istiyoruz."
"Sürdürülebilirliğe işimizin bir parçası olarak bakıyoruz"
Sürdürülebilirliği dünyaya, ülkeye, insana, gelecek kuşaklara karşı sorumlu olmanın bir gereği olarak gördüklerini ifade eden Aran, "Dünyanın kaynaklarını çok hızlı tüketiyoruz. Aslında gelecek nesillerden çalarak bunu yapıyoruz, doğayı kirletiyoruz, denizleri kirletiyoruz, ormanları bitiriyoruz. Bu, banka olarak bizim göz yumabileceğimiz ya da seyirci kalabileceğimiz bir gidişat değil. Sürdürülebilirliğe ‘eğer biz görevimizi layıkıyla yapmak istiyorsak bu konu bizim işimizin bir parçası olmalı’ diye bakıyoruz. O nedenle üzerimize ne düşüyorsa onu yapıyoruz. Stratejik olarak tarım, girişimcilik ve sürdürülebilirliğe odaklanmamızın arkasındaki temel motivasyon farklı olmakla beraber, hepsindeki ortak paydamız dünyaya, ülkemize katkı sağlamak." diye konuştu.
İş Bankası’nın kurumsal sosyal sorumluluk alanındaki faaliyetlerine de değinen Aran, şöyle devam etti:
"Bu, aslında İş Bankası'nın önemli bir faaliyet alanı… Bizim ana faaliyetimiz aslında sosyal sorumluluk kapsamında yaptığımız işler gibi... Biz parayı sanki bu işler için kazanıyoruz. Ülkemiz için kurulan bir banka olarak, toplumdan aldığını topluma verme anlayışıyla hareket ediyoruz. Kültür-sanat, spor, sürdürülebilirlik, eğitim, bilim alanında hayata geçirdiğimiz projelerin hepsini işimizin doğal bir parçası, ödevimiz, görevimiz olarak görüyoruz. Özellikle spor ve eğitim alanındaki projelerle gençlerimizin hayal kurabilmesine, onlara rol model olabilecek örnekler çıkarılmasına vesile oluyoruz. İş birliklerimiz, desteklerimiz hep uzun soluklu oluyor."
"Hepimiz kocaman bir ateş yakmak isterken saman alevi gibi kalıyoruz"
Kurumların sosyal sorumluluk alanında tek tek yaptıkları çalışmaların güzel ancak topyekun bir şeyi değiştirmekte yetersiz kaldığına işaret eden Aran, o nedenle iş birliklerini çok önemsediğini söyledi.
Aran, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Gördüğüm en büyük eksiklik şu; kurumlar bunu tek tek yapıyor kocaman bir ateş yakmak isterken saman alevi gibi kalıyor. Büyük kurumların, büyük grupların gücünü birleştirerek sonucu değiştirecek ölçekte bu işleri yapması lazım. ‘Kurum olarak ne yapıyorsunuz?’ ‘Ben bunu yapıyorum.’ Çok güzel...’ ‘O alanda ülkede ne değişti’ denildiğinde, makro düzeyde bir şeyleri değiştirebildikleri cevabını verebiliyorlar mı? Asıl kritik nokta bu… Biz de mümkün olduğunca iş birliklerine giderek, güçlerimizi birleştirerek gerçekten bir şeyleri değiştirmek, toplumun geniş kesimlerini ilgilendiren bir konudaki ihtiyacı gidermek amacıyla büyük projeler duyurmaya devam edeceğiz."
Depremle ilgili araştırma merkezi, bilim atölyeleri...
Koç Üniversitesi ile birlikte kurdukları Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi'nin buna iyi bir örnek olduğunu anımsatan Aran, ayrıca başka bir üniversite ile de depremle ilgili bilimsel araştırma yapacak olan bir merkeze destek olacaklarını bildirdi.
Aran, deprem bölgesinden başlamak üzere tüm Anadolu'da çocuklarla beraber bilim atölyeleri gerçekleştireceklerini, bilim, teknoloji okuryazarlığını artırmaya yönelik 3 yıl sürecek atölyelerle çocuklardan ve öğretmenlerden başlayarak çok geniş bir kesime ulaşmak istediklerini ifade etti.
2024 Paris Olimpiyatları, 100. Yıl Satranç Cumhuriyet Kupası...
Hakan Aran, Aralık 2005'ten bu yana Türkiye Satranç Federasyonu ana sponsoru olarak destek verdikleri satrançta dünya ve Avrupa şampiyonu çocukların sayısının artmasının gurur verici olduğunu, federasyon ile beraber satrançta "100. Yıl Cumhuriyet Kupası" düzenleyeceklerini, arkeolojik kazı çalışmalarına katkı sundukları antik kentlerde satranç müsabakaları yapılacağını bildirdi.
Paris 2024 Olimpiyat Oyunları için Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi'nin resmi destekçisi olduklarını da hatırlatan Aran, olimpiyatlarda gençlere ve çocuklara rol model, umut olacak başarılar elde edilmesinin çok güzel olacağını söyledi.
Aran, ayrıca İstanbul Maratonları'nın bu yıl ve önümüzdeki yıl İş Bankası adıyla koşulacağını da sözlerine ekledi.