TRT’nin dijital platformu tabii’de yayınlanan “Ayşe: Bir Ruh Macerası” dizisi, sinema yazarı ve senarist Ayşe Şasa’nın hayatını yeniden gündeme taşıdı. Entelektüel birikimi, derin arayışlarla örülü yaşamı ve geçirdiği köklü dönüşümle Türk kültür ve sinema tarihinde ayrıksı bir yere sahip olan Şasa, kaleme aldığı senaryolar ve düşünce eserleriyle iz bıraktı. Diziyle birlikte “Ayşe Şasa kimdir, nasıl Müslüman oldu, ne zaman öldü, hangi senaryoları yazdı?” soruları yeniden merak konusu oldu.
Ayşe Şasa kimdir?
Ayşe Mihriban Şasa, 1 Şubat 1941 tarihinde İstanbul Amerikan Hastanesi’nde dünyaya geldi. Çerkes ve Güneydoğulu köklere sahip, varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Dadılar ve mürebbiyelerle büyüdüğü çocukluk yılları, dışarıdan bakıldığında imtiyazlı görünse de Şasa’nın ruh dünyasında derin yalnızlık izleri bıraktı.
Küçük yaşlardan itibaren Batılı bir eğitimle yetiştirildi; bale, piyano ve yabancı dil dersleri aldı. Robert Koleji’ni onur derecesiyle bitirdi. Lise yıllarında tiyatroya ilgi duydu, yazdığı ilk oyunlarla sanat çevrelerinden olumlu tepkiler aldı. Bu dönem, onun sinemaya yönelişinin de başlangıcı oldu.
Sinemaya geçişi ve Yeşilçam yılları
Ayşe Şasa’nın sinema kariyeri 1963 yılında Atıf Yılmaz’a asistanlık yapmasıyla başladı. Kısa sürede senaryo yazarlığına yönelen Şasa, 1960’lı ve 1970’li yıllarda Yeşilçam’ın en güçlü kalemlerinden biri haline geldi. Yazdığı senaryolar, dönemin melodram anlayışına derinlik kazandırdı ve karakter odaklı anlatımıyla öne çıktı.
Şasa, sinemayı yalnızca bir eğlence alanı olarak değil, insanın iç dünyasını anlatan güçlü bir mecra olarak gördü.
Hangi senaryoları yazdı?
Ayşe Şasa’nın kaleme aldığı ve Türk sinemasında iz bırakan filmler arasında şunlar yer alıyor:
Son Kuşlar
Ah Güzel İstanbul
Utanç
Gramofon Avrat
Bu filmler, toplumsal dönüşümleri ve bireysel çatışmaları güçlü bir dramatik yapı içinde ele almasıyla dikkat çekti. Şasa, Yeşilçam dönemine “kimlik” kazandıran senaristlerden biri olarak anıldı.
Nasıl Müslüman oldu?
Ayşe Şasa’nın hayatındaki en keskin kırılma noktalarından biri, 1980’li yıllarda yaşadığı şizofreni süreci oldu. Uzun süre inzivaya çekilen Şasa, tedavi amacıyla bulunduğu Londra’da, kendisine Şerif Mardin tarafından hediye edilen bir katalog aracılığıyla İbnü’l Arabi’nin “Fusûsu’l-Hikem” adlı eseriyle tanıştı.
Bu eser, Şasa’nın İslam’a ve özellikle tasavvuf düşüncesine yönelmesine vesile oldu. Şasa için bu süreç yalnızca bir inanç değişimi değil, aynı zamanda derin bir ruhsal iyileşme anlamı taşıdı. Kendi ifadeleriyle bu dönem, “delilikten uyanış” olarak nitelendirdiği bir diriliş süreciydi.
Eserleri ve edebi mirası
Ayşe Şasa, senaryolarının yanı sıra düşünce ve otobiyografi türünde de önemli eserler kaleme aldı. Bu kitaplar, hem sinemaya bakışını hem de yaşadığı içsel dönüşümü açık bir dille yansıttı. En bilinen eserleri arasında şunlar yer alıyor:
Bir Ruh Macerası
Yeşilçam Günlüğü
Delilik Ülkesinden Notlar
Şebek Romanı
Bu eserler, Şasa’nın entelektüel mirasının temel taşları olarak kabul ediliyor.
Kişisel yaşamı
Ayşe Şasa, genç yaşta Atilla Tokatlı ile evlendi. Daha sonra yönetmen Atıf Yılmaz ile kısa süreli bir evlilik yaptı. Üçüncü eşi Bülent Oran, özellikle hastalık döneminde en büyük destekçisi oldu.
Yaşamının son dönemlerinde evini adeta bir okul gibi kullanan Şasa, birçok gençle birebir sohbetler yaptı, düşünsel rehberlikte bulundu.
Ayşe Şasa ne zaman öldü?
Bir süredir zatürre tedavisi gören Ayşe Şasa, 16 Haziran 2014 tarihinde hayatını kaybetti. Sahrayıcedid Mezarlığı’na defnedildi. Ardında, sinema ve düşünce dünyasında derin izler bırakan bir miras bıraktı.