Düşünsel açıdan nitelik ve farkındalık

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Modern çağın gürültüsünde, nitelik kelimesi neredeyse bir fetişe dönüştü. CV’lerde sıralanan beceriler, ürün etiketlerinde yıldızlarla parlayan özellikler, sosyal medyada sergilenen “kaliteli” hayatlar… Nitelik, dışarıya dönük bir gösteri, metalaştırılmış bir değer halini aldı. Oysa felsefe tarihinin tozlu raflarında, niteliğin çok daha derin bir yankısı var: “Qualia”.

Qualia, salt niteliğin öznel deneyimidir. Elmanın kırmızısının sizde uyandırdığı his, acının sızısının bilincinizde bıraktığı iz, hüznün göğüs kafesinize yerleşen ağırlığı… Bunlar ölçülemez, satılamaz, başkasına tam olarak aktarılamaz. Niteliğin hakikatine, ancak birinci şahıs bilinciyle varılabilir. İşte tam da bu noktada, nitelik ile farkındalık arasındaki görünmez köprü belirginleşir.

Farkındalık, niteliğin içsel sahnesine davettir. O otomatik pilotta yaşamayı reddediş, kalıpların ötesine geçerek deneyimin ham dokusuna dokunma çabasıdır. Bir fincan kahvenin sadece kafein kaynağı olmadığının; sıcaklığının, kokusunun, damakta bıraktığı buruk tadın ve belki de eşlik ettiği o anın hatırasıyla örülü bir nitelikler bütünü olduğunun ayırdına varmaktır.

Bu, antik stoacıların “prosokhe” (dikkat) dediği, Budist öğretilerde “mindfulness” olarak karşılık bulan, Heidegger’in “Dasein”ının dünyada-olma haliyle yakından ilişkili bir uyanıştır. Farkındalık, niteliği araçsallaştırmaktan kurtarır ve onu, kendi başına bir değer olarak var olmaya davet eder. Algıyı, bir enformasyon işleme süreci olmaktan çıkarıp, bir anlamla buluşma seremonisine dönüştürür.

Ancak burada gizli bir tehlike pusuya yatar: Farkındalık da modern piyasanın elinde bir “nitelik” haline getirilip, performans ve verimlilik aracına indirgenebilir. “Daha üretken olmak için mindfulness yapın” pazarlaması, bu derin içsel dönüşümü araçsallaştırmanın günümüzdeki tezahürüdür. Oysa gerçek farkındalık, bir şey “için” değil, bir şey “olduğu için”dir. Sonuç odaklı değil, sürece adanmıştır.  

Peki, niteliğin öznel zenginliğini koruyarak, otantik bir farkındalığı nasıl inşa edebiliriz?

· Dil Üzerine Düşünmek: Nitelikleri tarif ederken kullandığımız kelimeler, deneyimimizi sınırlar. “Bu güzel” demek yerine, güzelliğin hangi nitelikler bileşiminden (rengin tonu, ışığın oyunu, uyandırdığı duygu) doğduğunu araştırmak, farkındalığı derinleştirir.

· Yargıyı Askıya Almak: Bir deneyimi “hoş” veya “nahoş” diye etiketlemek, onu niteliksel zenginliğinden soyutlar. O deneyimin içerdiği tüm nitelikleri, yargılamadan gözlemlemek, gerçeğe daha bütüncül bir kapı açar.

· Zamanın Dokusunu Hissetmek: Nitelikler, anlık değil, zamana yayılan olgulardır. Bir müzik parçasının niteliği, notalardan çok, notalar arasındaki sessizliklerde, bekleyişlerde ve geçişlerde gizlidir. Farkındalık, bu zaman dokusunu hissetme sanatıdır.

Nitelik ile farkındalık arasındaki ilişki, birbirini var eden bir döngüdür. Nitelikler olmadan farkındalık boş bir kabuk; farkındalık olmadan nitelikler ise görünmeyen, duyulmayan, hissedilmeyen birer gölgedir. Felsefi yolculuk, bu ikisi arasında kurduğumuz köprünün sağlamlığını sürekli sınamayı gerektirir.

Gerçek anlamda “nitelikli” bir hayat, daha çok şeye sahip olmak değil, sahip olduğumuz andaki nitelikleri daha derinden deneyimleyebilmektir. Bu da ancak, sürekli bir uyanıklık haliyle, dünyanın ve benliğin niteliksel zenginliğine açık bir kalple mümkündür.

Farkındalık, niteliğin içindeki sonsuzluğu görebilmektir. O sonsuzluğa bakmaya cesaretiniz var mı?

GÜNÜN SÖZÜ: NİTELİK OLMADAN FARKINDALIK OLAMAZ

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...