Zamanın ruhu değdi siyasete

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Zihnimde rahmetli Müslüm Gürses’in sesinden dinlediğim;

“Zamanın eli değdi bize

Çoktan değişti her şey

Aynı değiliz ikimiz de” 

sözleriyle başlayan “Zamanın Eli Değdi Bize” şarkısı vardı.

Çünkü kürsüden zikredilen konuşma hem Müslüm Gürses’i anımsatmıştı hem de zamanı sindiren ve doğru sentezleyen farklı bir tondaydı. Ve kürsüde konuşan kişi; önemli, değerli, bilgili, tecrübeli, vizyoner, entelektüel bir lider olmakla birlikte yüreğe dokunan bir baba, eş, evlat, abi, kardeş, yoldaş gibiydi…  MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 13 Ocak 2026 Salı günü MHP Grup toplantısında yaptığı konuşmada ben, sen, o özetle BİZ vardık. Çoğumuz o konuşmayı alıp kendi hayatına uygulasa biçilmiş kaftan misali tam otururdu. Bilhassa “serdengeçtiler” bölümüne yönelik sarf edilen cümleler inanıyorum ki pek çok kişinin gururla burnunun direğini sızlattı. Evet o gün o kürsüden zikredilen her cümle çok değerli ve farklıydı. Bilge Liderin zikrettiği cümleler; bünyeye güç, ruha yoldaş, kaleme ilham ve sırtı güvenle dayayacak dağlar sunuyordu. “Siyasette zamanın ve insanın ruhunu yakalamanın önemini” bam tellerinden yakalayıp gözler önüne seriyordu. Yerine ve zamanına uygun sorun tespitlerinde bulunmak ve bu tespitler doğrultusunda hitabet yapabilmek, çözümler geliştirmek, kalplere dokunmak önemli bir meziyet ve maalesef ki günümüz siyaset tablosuna bakıldığında vatandaşın da hasret kaldığı bir durum. O konuşmada yer alan şu özet zamanın ruhunu yansıtmak adına önemliydi: “Daha önceki konuşmalarımda değindiğim gibi, siyasetin doğruluğu kadar zamanın da doğru olması gerekmektedir. Doğru siyaset yanlış zamanda sadece beyhude bir çabadır. Doğru zamanda yanlış siyaset sadece ham bir hayalin peşinde oyalanmaktan ibarettir” diyen Bilge Lider bu mantığı ile herkeste hayranlık uyandırdı. Ayrıca bu özet “Türkiye, içeride ve dışarıda yeni bir eşikten mi geçiyor” dedirtti. Çünkü çoğumuzun ısrarla değindiği; “Yeni Türkiye eskinin kalıpları ile inşa edilemez bu nedenle sil baştanlar gerekiyor” mantığını gördüm Bilge Liderin grup toplantısındaki konuşmasında.

 

Zamanın Ruhu ile siyaset icra etmeyi henüz tam anlamıyla sindiremeyen Türkiye siyasileri karşısında Devlet Bahçeli’nin o günkü konuşması çok değerliydi. 

Zamanınruhu, ihtiyaçlar doğrultusunda önümüzdeki süreçte “yeni bir ideolojinin” ortaya çıkmasını da sağlayacaktır. Çünkü son yıllarda sıklıkla işitilen “hiçbir ideoloji ve parti tam anlamıyla bana hitap etmiyor” sitemi bilinçaltında travmatik bir şekilde birikiyor. Bu sitem birikintileri yeni bir ideoloji kimliğini de usul usul inşa ediyor aslında. 

Şu an çoğu parti tabanı çok rahatsız ve mutsuz. Çünkü icra edilen siyaset tabanı yansıtmamakla birlikte mutlu da etmiyor. Son süreçte sıklıkla konuştuğumuz Terörsüz Türkiye süreci üzerinden daha net bir örnek vereyim dilerseniz. Terörsüz Türkiye sürecinde Dem Parti ve Kürt siyaseti adına konuşan siyasetçi-basın-medya-STK-akademisyen kesimi ciddi bir antipati kazandı kendi kitlelerinden. Neden mi? Çünkü şimdiye kadar “karşıtlık ve çatışma” bilinci ile siyasette yer alan bu kesim söz konusu diyalog, hitabet, çözüm üretmek, kardeşlik köprüsü kurmak, siyaset yapmak olunca sınıfta kaldı! Her kafadan bir ses çıktı “önce ve sadece ben” diyen. Zamanın ruhundan bihaber olanlar gelişemedi, yeni nesilleri anlamadı, yeni fikirleri önemsemedi, kimseyle konuşamadı çünkü onların mantığı ve zihnindeki cümleler halâ 50 yıl öncesine ait olmakla birlikte “sadece ben haklıyım” mantığıyla var oldu. 

50 yıldır ısrarla ve bilinçli bir inatla aynı cümleler yazılıp konuşuluyorsa ve ortada halâ aynı sıkıntılar duruyorsa bunun dört sebebi olabilir: a) konuşulan cümleler Kürtleri yansıtmıyor. b) konuşanlar kendisine “öğretilenler dışındaki” tüm gerçekleri reddediyor ve zamanın ruhunu anlamak istemiyor. c) bu konuda yanlış insanlar konuşuyor ve muhatap alınıyor. d) HEPSİ!

Şimdi soruyorum size; hangi şık?

 

Bu kısır döngü durum pek çok kesimde mevcut. Ve bu mevcudiyet durumu da “zamanın ruhunu kavrayamayan”; basına, medyaya, siyasete, bürokrasiye, liderlere, sivil toplum kuruluşlarına karşı halkın “red tavrı” sergilemesine sebep oluyor. 

Vatandaş şu an kendisini herkesten ve her şeyden soyutlamış durumda. Bu soyutlama durumunu ilk Z kuşağında gördük. On yıl öncesine dönersek herkesin zikrettiği şu cümleyi anımsarız; Z Kuşağı kimseyi dinlemiyor, önemsemiyor, takip etmiyor, cevap vermiyor, odasına kapanıyor, kendi dünyasında hayalet gibi yaşıyor!

İşte şimdi geldiğimiz noktada genç yaşlı herkes hayalet hayatlar yaşıyor. Sonrası mı? Zombi hayatlar ve kaos!

 

Devlet Bahçeli şu an bile kimselerin anlayamadığı “zamanın ruhu ile hareket etme” gerekliliğini yıllar önce gördü. Ve ben de o’nun bu tavrını gördüğüm için yaklaşık 8 yıl önce “Devlet Bahçeli Siyasetini” çalışmaya başladım. Anlamak için dağları, bayırları, ovaları, şehirleri, köyleri, yolları arşınladım. Terörün nedenlerini ve nasıllarını anlamaya çalıştım. Terörün mağdur ettiği hikayeleri dinleyip yazdım. Her seferinde de ille de “vatan aidiyeti ve toprak kimliği” inşa edilmeli dedim.

Ve tüm bu çalışmalar sonucunda da dört yıl önce şu başlığı köşeme taşıdım; Türkiye Yüzyılı en çok MHP’ye yakıştı. 

Ardından 22 Ekim 2024’te Bahçeli tarihi açıklamasını yaptı. 

 

Zamanın ruhunu anlamak ve ona göre stratejiler geliştirmek işte tam da bu!

 

Gelelim Yeni Dünya İdeloji mekanizmasının nasıl şekilleneceğine. Yeni Dünya İnsanı; az ve net konuşmayı seviyor, özgürlük ve demokrasinin sınırları olsun istiyor, kuralların herkesin ve her şeyin ötesinde kusursuz nizam anlayışı ile işlemesini istiyor, varlıkta ve yoklukta eşitlik istiyor, hamasetle değil realiteler eşliğinde yol almak istiyor, ırk kimliğinin değil karakter-aidiyet-toprak-emek-liyakat-azim-birliktelik kavramlarının hamuruyla yeni bir çatı tanımı istiyor, egoların değil samimiyetinin ve vatana fayda yeteneklerinin güç verdiği yöneticiler istiyor…

 

Tüm bu veriler doğrultusunda Akbil’leri ile seyahat eden milletvekillerini de görmek istiyor vatandaş. Vasıflı vasıfsız herkesin doluşmak için can attığı milletvekilliği makamına “meslek gözüyle bakılmasın” diyor. 

 

Özetle; sadeliği, mütevazi yaklaşımları, realiteleri gözeten kısa ve net konuşmaları, temel sorunları çözecek pratik çözümleri, azmi, geçmişin kalıplarını kırıp güncel mantığı yani “zamanın ruhunu” kim siyasetinde uygulamaya alırsa önce o kazanacak benden söylemesi…

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...