Kürt devrimi (uyanışı)
DENGİNİ bulmak için, önce KENDİNİ bulmalı insan…
Kürtlerin Terörsüz Türkiye miladı ile kendini bulup üzerindeki asırlık korkuları atması ve kendi adına kararlar alması, yanlışları konuşması, terör örgütüne “hayır sen beni temsil etmiyorsun” demeye başlaması terörden beslenip dinozorlaşanları fazlasıyla rahatsız etmeye başladı.
Artık şu cümleyi korkusuzca zikrediyor Kürtler; terör örgütü başka Kürtler başka!
Kürtleri terör örgütü ile aynı kefeye koymasın kimse!
Eski Türkiye’de; Kürtler “hak ettiği temsilcileri ve yöneticileri” bulmak istiyordu fakat bunun için önce “kendini bulması” gerekiyordu. Onlarca yıldır “sözde Kürtleri” temsil ettiğini söyleyenlerin kendinden başka hiç kimseye faydası yoktu. Kürtler adına durum böylesine vahim iken Türkler ve devlet tarafı da bu vehameti körüklemekten geri kalmıyordu.
Emperyalizmin “Türk ile Kürdün zıtlığı ve çatıştırılması” üzerinden ustalıkta kurguladığı devlet-siyaset-bürokrasi-basın-medya düzeni Kürtlerin cesaret bulması ve sesini terör örgütüne karşı yükseltmesi için destek olmuyor tam aksine köstek oluyordu.
Eski Türkiye’de, Adana’dan sonra herkes Kürt’tü ve Kürtlerin tamamı potansiyel teröristti!
Dün (24 Ocak) ölüm yıldönümleri olan Gazeteci Uğur Mumcu ve Diyarbakır Emniyet Müdürü iken görev arkadaşları ile birlikte şehit edilen Gaffar Okkan ve onlarca yıldır Mumcu ve Okkan gibi daha nice verdiğimiz “kim vurdu şehidi” asker-polis-gazeteci- bürokrat-siyasetçi de “o dönemin işleyişini” eleştirmiş ve aynı sondan kaçamamıştı!
Emperyalizmin bir eli ustalıkla vuruyor diğer eli de tüm ajitasyon argümanlarını kullanıp alıp dağa kaçırıyordu evlatları. Sonra da yarattığı “kutsallar” eşliğinde egemenliğini devam ettiriyordu emperyalizm. Unutulmasın ki her terör örgütü “yarattığı kutsallar” üzerinden yükselir ve devam eder.
Ve Türkiye ile birlikte tüm Ortadoğu insanına sadece iki kader yazılmıştı o dönem; YA ŞEHİT OL YA HAİN!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024 tarihli Terörsüz Türkiye çağrısı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu çağrıyı himayesine alması ile emperyalizmin prangaları kırılmaya başladı. Türkiye Devleti teröre dair her şeyi tüm şeffaflığı ile konuşuyor ve onlarca yıllık acıların bitmesi için elinden geleni yapıyor şimdi. Bu güç ile Kürtler de “Kürtler ayrı terör örgütü ayrı. Teröristler beni temsil etmiyor” demeye başladı. Tüm dünyada “Kürt Uyanışı” yaşanıyor Terörsüz Türkiye sayesinde.
Terör örgütlerinin çağrıları karşılık bulmuyor! Herkesi dağa, olaylara, kaosa sürüklemek isteyenlerin Avrupa ve Amerika’da ultra lüks hayatlar yaşayan çocuklarını gören Kürtler kendi geleceğini düşünüyor! Milyonlarca dolarlık servetlere sahip olup “sözde Kürtler için” mücadele ettiğini söyleyip işin aslında ise kendinden başkasını düşünmeyenlerin, cebinde minibüs parası bile olmayan Kürt gençlerinin geleceğini geçmişte nasıl çaldıklarını ve daha nice oyunu nasıl sergilediklerini biliyor artık Kürtler!
Teknoloji-İletişim-Yapay Zeka Çağı pek çok konuda olduğu gibi emperyalizmin “etki ajanlarını” tasfiye etmesini de sağladı. Yukarıda sözünü ettiğim her biri milyonlarca dolar servetlere sahip, çocukları yurt dışında okuyan, ABD ve Avrupa vatandaşlıkları olan, hiç kimseye ve hatta kendi akrabalarına bile zerre faydası olmayan “Kürt aparatlarının” teknoloji-iletişim çağıyla tüm maskeleri düşmeye başladı. Kürtler bu aparatların peşine takılmamakla birlikte aidiyet duygularıyla “vatan kimliğini” inşa etmeye başladı. Oyunların deşifre olmasıyla maskeler düştü ve bu aparatların inandırıcı etkisi kalmadığı için “Kürt Uyanışı” yüzyılını yaşıyor Kürtler…
SÜKÛT; bazen iyileşme bazen de durup izleme sanatıdır, kimde nerede ve ne kadar olduğunu görebilmek için…
Terörsüz Türkiye ile sükutla Türkiye’ye yüzünü dönen Kürtlerin yüreğindeki tek umut “vatan çatısında” buluşmak.
Bu umuda sadece Türkiye Vatandaşı Kürtler sarılmıyor. Suriye ve Irak Kürtleri de Türkiye’yi “umut rotasına” almış durumda. Zira SDG’nin yanındakiler tarafından ortada bırakılmasının nedeni Türkiye.
Türkiye’den güç bulan Suriyeli Kürtler, SDG prangalarını kırıp attı.
Şimdi sükutla Türkiye’nin açtığı kapıdan geçmeye çalışıyor Kürtler. Bu sükut evresini ve “Kürt Uyanışı” cesaretini görmeli ve Kürtlere destek olmalı Türkiye.
Bölgede yaşanan “Kürt Uyanışı” yeni bir kapıyı mutlaka aralayacaktır.
Aylardır şunu yazıp dile getiriyorum; Yeni Dünya Sistemini ve bununla birlikte dayatılan Yeni Ortadoğu’yu konuşuyoruz fakat Yeni Ortadoğu’da “Kürtler ne olacak” diye de sormak gerekiyor! Sınırlar, yönetim anlayışları, liderler, anlaşmalar revize edilirken “Kürt dengeleri de mutlaka revize edilecektir” bilhassa da Iraklı Kürtler daha fazla sürprize hazırlıklı olmalı diyorum.
Ortadoğu’da kaoslar eşliğinde “Kürt Revizyonu” yaşanıyor. Bu revizyon; kazanan ve kaybedip tarihe gömülen Kürt Dengelerinin belirleyicisi olmakla birlikte Yeni Ortadoğu’da “Yeni Kürt Anlayışını ve Yeni Kürt Dinamiklerini” inşa edilecektir.
Peki ya sonra?