Tarkan panoraması: Sürdürülebilir bir efsanenin izinde

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Volkswagen Arena’da yankılanan o ilk akor, binlerce kalbin aynı anda atışını senkronize etti. Sahnenin ışıkları, “Mega Star”ın silüetini dev ekranlara düşürdüğü an, Türkiye’nin dünya starı, adeta bir modern efsane olarak içeri girdi. Ben o gece, VIP davetliler arasında, bu tarihi ana şahitlik etmenin ayrıcalığını yaşayanlardan biriydim. Etrafımda, konsere ulaşmak için araya insanlar sokan, bilet bulmakta âdeta çaresiz kalan hayranların hikâyeleri dolaşıyordu. Tabii Tarkan konserine bilet almak yada davetli olmak için 515 kişi tarafından arandım arayanlarda iş, sanat, cemiyet, siyaset dünyasından dostlarım, arkadaşlarım. Biletler satışa çıkar çıkmaz ilk arayanlara, yazılı mesaj gönderenler bir kolaylık gösterdik tabi amma velakin konsere 1-2 hafta kala arayanlara ve konser günü arayanlara maalesef cevabını verdik. Bu, yalnızca bir konser değil, neredeyse 30 yılı aşkın süren bir sevdanın, kolektif bir hafızanın kutlamasıydı.

EFSANENİN KÖKENLERİ: ZAMANSIZ BİR SES

Tarkan’ın sahne performansı, onu bir “efsane” yapan unsurların canlı bir kanıtı. Sadece sesiyle değil, beden diliyle, sahne hakimiyetiyle, seyirciyle kurduğu göz temasıyla bile bir bütünlük yaratıyor. “Ölürüm Sana”nın ilk notalarında arenanın çığlığa dönüşmesi, “Şımarık”taki oyunbaz bakışların herkese ayrı ayrı hitap edişi, “Kuzu Kuzu”daki samimiyetin binlerce kişiyi sarıp sarmalaması... Her bir performans, kayıtlardan bildiğimiz şarkıları, o an’a özgü, benzersiz bir deneyime dönüştürüyor. 

SÜRDÜRÜLEBİLİR BAŞARININ SIRRI: ÖZ VE EVRENSEL ARASINDA KÖPRÜ

Tarkan’ın “sürdürülebilir başarısının” altında yatan, keskin bir zeka ve derin bir müzikal sağduyu. Popun evrensel kalıplarını, Anadolu’nun melankolik makamlarıyla, ritmik yoğunluğuyla harmanlamadaki ustalığı, onu hem yerel hem küresel kılıyor. “Dilli düdük”ten “10” albümüne uzanan yolculuk, bir sanatçının kendi içinde evrilirken özüne nasıl sadık kalabileceğinin kanıtı. Bu, gelip geçici trendlerin peşinden koşmak değil, kendi müzik dilini inşa etmek ve onu zamanın ruhuyla konuşturmaktır.

SAHNE: BİR İKONUN DOĞAL HABİTATI

Volkswagen Arena’daki konserde, Tarkan’ın sahne ile kurduğu ilişki, bir “panorama” gibiydi. Her köşede farklı bir enerji, farklı bir hikaye vardı. Bazen coşkun bir dansçı, bazen içli bir balad ustası, bazen de ışıltılı bir şovmen olarak tüm sahneyi kat etti. Orkestrasıyla kurduğu uyum, şovun teknik kusursuzluğu, görsel işitsel ziyafet, her detayın düşünüldüğünü gösteriyordu. Bu, yalnızca şarkı söylemek değil; bir performans sanatı, bir kutlama ritüeli sunmaktı.

BİLET BULUNAMIYOR: KOLEKTİF HAFIZA VE AİDİYET

Konser öncesi yaşanan “bilet bulunamıyor” çılgınlığı, Tarkan fenomeninin sadece müzikal boyutunu değil, sosyolojik boyutunu da gözler önüne seriyor. Onun şarkıları, kuşaklar üstü bir ortak dil haline geldi. 90’larda delicesine sevenler, bugün çocuklarıyla aynı arenada onu dinleyebiliyor. Bu, bir neslin gençlik anılarının, yeni nesillere aktarılan bir mirasa dönüşmesi. Konsere gitmek için “araya insan sokmak”, aslında bu kolektif hazzın bir parçası olma, bu canlı hafızaya tanıklık etme arzusundan başka bir şey değil.

TÜRKİYE’NİN DÜNYA STARI

Tarkan, Türkiye’nin yetiştirdiği belki de ilk ve en kalıcı “erkek dünya starı”. Onun efsanesi, medyatik görünürlükten çok daha derinlerde, ürettiği müziğin zamana meydan okuyan yapısında, sahnedeki otantik varlığında ve dinleyicisiyle kurduğu duygusal bağda yatıyor. Volkswagen Arena’daki o gece, bu efsanenin hâlâ ne kadar canlı ve gerekli olduğunun bir göstergesiydi. Tarkan, bize sadece şarkı değil; bir aidiyet, bir coşku ve sürekli yeniden doğan bir müzik sevgisi sunuyor. Ve görünen o ki, bu panorama, daha çok uzun yıllar bizimle olmaya, yeni kuşaklara ilham vermeye devam edecek. Çünkü gerçek efsaneler, asla son bulmaz; yalnızca daha da güçlenerek yol alır.

GÜNÜN SÖZÜ: TARKANNNNNNN

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...