“Bahis borcu” yalanı, dijital korku ve hepimizi hedef alan yeni tuzak

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Türkiye’de dolandırıcılık artık sadece parayı değil, insanın en zayıf anını hedef alıyor: korkuyu.

Bir zamanlar hikâyelerini hayretle dinlediğimiz, hatta neredeyse folklorik bir figüre dönüşen Sülün Osman ve onun meşhur “köprü satma” efsaneleri vardı. O hikâyelerde en azından sahne belliydi, yüz yüze temas vardı, şüphe için zaman vardı.

Bugün ise dolandırıcılık, cebimizde taşıdığımız telefondan geliyor.

Sessiz.

Hızlı.

Ve son derece profesyonel.

Son haftalarda yaygınlaşan “bahis borcu” temalı mesajlar, tam da bu yeni dönemin en tehlikeli örneklerinden biri.

Mesaj kısa, net ve özellikle panik üretmek için tasarlanmış:

Evraklarınızın son günüdür. Bilgi almak için arayınız.

İnsan refleksiyle arıyorsunuz.

Karşınıza çıkan ses kendini “avukat” olarak tanıtıyor.

Ardından o cümle geliyor:

Telefonunuz yasa dışı bahis soruşturmasında geçti, MASAK raporlarında adınız yer alıyor.

Burada özellikle seçilen kurum adı çok manidar. Çünkü Türkiye’de mali suç denince ilk akla gelen kurumlardan biri Mali Suçları Araştırma Kurulu.

Yani söylenen söz, bilinçli bir şekilde “resmîlik” duygusu üretmek için kuruluyor.

Yetmiyor.

Bir de tehdit ekleniyor:

Bugün ödemezseniz ceza 140 bin liraya çıkar, ödememeye devam ederseniz 7 yıl hapis cezası alırsınız.

İşte dolandırıcılığın kırılma anı tam burada.

Kurban, “Bahisle ilgim yok” dese bile, karşı taraf hazır bir senaryo ile devam ediyor:

Reklamlara tıkladığınızda IP adresiniz bahis sitesine girmiş görünüyor.

Teknik bir terim, belirsiz bir suçlama ve bilinmezlik…

İnsan zihni bu noktada rasyonel düşünmeyi bırakıyor.

Korku, mantığın önüne geçiyor.

Bu yeni yöntemi asıl tehlikeli kılan ise bir adım sonrası.

Dolandırıcı, ikna sürecini tamamlamak için mağdura bir bağlantı gönderiyor.

Linke tıkladığınızda, karşınıza neredeyse bire bir kopyalanmış bir e-Devlet Kapısı arayüzü çıkıyor.

Ekranda sözde bir mahkeme tutanağı.

İsminiz yazılı.

Dosya numarası var.

Her şey “gerçek” gibi.

O an insanın içinden geçen tek düşünce şu oluyor:

“Ya doğruysa?”

Oysa gerçek şu:

Devlet sizi SMS’le borçlu ilan etmez.

Devlet sizi telefonda korkutarak para istemez.

Devlet link gönderip “buraya gir, bak dosyan var” demez.

Bu noktada uzmanların uyarısı son derece net ve tartışmasız:

Devlet sizi arayıp para istemez.

Ne bir hâkim…

Ne bir savcı…

Ne bir polis…

Ne de bir avukat, telefonda “hemen ödeme yapmazsanız başınıza şunlar gelir” dili kullanır.

Bir başka kritik nokta da şu:

Dolandırıcıların kurduğu bu senaryoda, vatandaşın karşısına bilinçli olarak iki kelime çıkarılıyor:

“mahkeme” ve “hapis”.

Çünkü bu iki kelime, insanın düşünme süresini kısaltır.

Korku, hızlı karar aldırır.

Hızlı karar ise dolandırıcının en büyük avantajıdır.

Bu tür bir durumla karşılaşıldığında yapılması gerekenler çok basit ama hayati:

Telefonu kapatın ve tekrar aramayın.

Gelen linke tıklamayın, resmî site adresini kendiniz yazın.

Bankanızı arayıp olası işlemleri durdurun.

Ve mutlaka ilgili birimlere bildirin.

Bu noktada devreye giren adres ise açık:

Siber Suçlarla Mücadele Şubesi.

Unutulmamalı; bildirim yapılmadıkça bu şebekeler görünmez kalıyor.

Ancak mesele yalnızca bireysel dikkatle çözülebilecek bir noktayı çoktan aştı.

Uzmanların altını çizdiği çok önemli bir gerçek var:

Mevzuat, teknolojinin hızına yetişmekte zorlanıyor.

Dolandırıcılık yöntemleri her ay değişirken, hukuki düzenlemeler çoğu zaman geriden geliyor.

Bugün “bahis borcu” senaryosu ile kandırılan vatandaş, yarın çok daha sofistike bir dijital kurgu ile karşılaşacak.

Bu yüzden sadece “dikkatli olalım” demek yetmiyor.

Sistemin de kendini sürekli güncellemesi gerekiyor.

Bugün karşımızda duran tablo şu:

Artık dolandırıcılar kapınızı çalmıyor.

Sizi arıyor.

Mesaj atıyor.

Link gönderiyor.

Ve en tehlikelisi…

Sizi suçluymuş gibi hissettiriyor.

Bu yeni çağın dolandırıcılığı, parayı almadan önce insanın itibarını, psikolojisini ve güven duygusunu hedef alıyor.

“Bahis borcu” yalanı, aslında çok daha büyük bir gerçeği yüzümüze vuruyor:

Dijital dünyada artık yalnızca kimliğimizi değil, korkularımızı da korumak zorundayız.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...