Faiz İndi… Peki Borç Gerçekten Hafifledi mi?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dün Resmi Gazete’yi açan milyonlarca kişi, tek bir cümleye odaklandı:
“Gecikme faizi düştü.”

Karar, Resmi Gazete’de yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yürürlüğe girdi.

Kâğıt üzerinde tablo net.
Vergi, harç, gümrük ve SGK borçlarına uygulanan aylık gecikme zammı yüzde 4,5’ten yüzde 3,7’ye indirildi.
Taksitlendirme yapanlar için yıllık tecil faizi ise yüzde 48’den yüzde 39’a çekildi.

Rakamlar açık.
Ama asıl mesele şu:
“Bu indirim, borçlunun nefes almasına gerçekten yetecek mi?”

Türkiye’de borç, sadece muhasebe kaydı değildir.
Borç, aynı zamanda psikolojidir.
Sabah dükkânını açarken kapıya asılmış haciz tebligatını görme korkusudur.
Ay sonu geldiğinde defteri kapatıp “bu ay da olmadı” deme hâlidir.

Bugün yapılan düzenleme tam da bu ruh hâlinin ortasına düşüyor.

Devlet diyor ki:
“Faizi düşürdüm, kapıyı biraz araladım.”

Peki içerideki yük hafifledi mi?

Bugünden itibaren kamuya borcu olan ve borcun büyüklüğü nedeniyle ödeme gücü kalmayan mükellefler, bağlı oldukları vergi dairesine başvurup daha düşük faizle borçlarını taksitlendirebilecek.

Teknik cümle bu.

Sahadaki karşılığı ise şu:
“Birçok kişi için ilk kez masaya oturma ihtimali doğdu.”

Bugüne kadar en büyük problem, ana paradan çok faizin kendisiydi.
Borç katlanıyor, zaman geçtikçe borcun kendisi görünmez oluyor, sadece faiz büyüyordu.

İşte bu yüzden bugün yapılan indirimi sadece bir finansal ayar olarak okumak eksik olur.

Bu, aynı zamanda “tahsil edemediğim borcu tahsil edilebilir hâle getirme” hamlesidir.

Çünkü herkes biliyor ki…
Ödenemeyen borç, devlet için de bir kazanç değildir.

Bu noktada Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sözleri dikkat çekici.

“Vergi ve SGK borçları daha düşük faizle taksitlendirilebilecek.”

Kısa, sade ve doğrudan bir mesaj.

Ama satır arası daha önemli:
“Borçlu sistemin dışına itilmesin, sistemin içinde kalsın.”

Son yıllarda ekonomide en çok konuşulan başlıklardan biri, işletmelerin ve küçük esnafın nakit akışı.
Birçok kişi, işi dönmesine rağmen geçmiş borçların yükü nedeniyle hareket edemez hâle geldi.

İşte tam bu noktada, faiz indirimi şu anlamı taşıyor:
“Borçluya zaman kazandırılıyor.”

Ancak burada altını özellikle çizmem gereken bir nokta var.

Bu bir yapılandırma değil.
Bu bir af değil.
Bu, borcu silen bir düzenleme hiç değil.

Bu, sadece borcun maliyetini aşağı çeken bir ayarlama.

O yüzden beklentiyi doğru kurmak gerekiyor.

Kimse şunu sanmasın:
“Faiz düştü, her şey bitti.”

Hayır.

Asıl kritik soru şimdi başlıyor:
“Borçlu bu fırsatı kullanabilecek mi?”

Bugüne kadar birçok mükellef, vergi dairesinin kapısından içeri girmeye çekindi.
Çünkü masaya oturduğunda karşısına çıkan tablo şuydu:
“Faiz yükü ana parayı geçmiş.”

Şimdi ise tablo biraz daha yumuşuyor.

Bir anlamda devlet şunu söylüyor:
“Gel konuşalım.”

Ama burada sadece borçlunun değil, idarenin de refleksi belirleyici olacak.
Gerçekçi ödeme planları yapılmazsa, kâğıt üzerindeki indirim sahada karşılık bulmaz.

Bu düzenlemenin bir başka önemli tarafı da hacizli mükellefler.

Bugünden itibaren, hacizle karşı karşıya kalan birçok kişi için yeni bir kapı açılmış durumda.

Bence bugün açıklanan rakamlardan daha önemli olan cümle şudur:
“Borçluya yeniden sisteme dönme imkânı tanınıyor.”

Türkiye ekonomisinin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak bu.

Sistemin dışında kalan her işletme, her esnaf, her küçük üretici;
istihdamdan, üretimden ve vergiden kopmuş bir potansiyel demektir.

Faiz indirimi, işte bu kopuşu yavaşlatma hamlesidir.

Ama şunu da açıkça söylemek gerekir:

Eğer önümüzdeki dönemde enflasyon, girdi maliyetleri ve finansmana erişim sorunları aynı hızla devam ederse, bugün yapılan bu indirim bir süre sonra yine yetersiz kalabilir.

Bugün için tablo net.

Aylık gecikme zammı yüzde 3,7.
Taksitlendirme faizi yıllık yüzde 39.

Kâğıt üzerinde bir rahatlama var.

Ama gerçek sınav, vergi dairelerinin önünde başlayacak.

Çünkü asıl soru şudur:
“Bu indirim, borçluyu masaya oturtabilecek mi?”

Ve belki de en can alıcı cümle şudur:
“Faiz indi… ama hayat gerçekten ucuzladı mı?”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...