Musk’ın “AB Kaldırılsın” Çıkışı Ne Anlama Geliyor?
“AB kaldırılsın” demek… Bir teknoloji patronunun öfke cümlesi mi, yeni bir güç kavgası mı?
Bazen bir cümle, verilen cezadan daha büyük bir tartışma başlatır.
Elon Musk’ın, X hesabından yazdığı şu söz tam olarak böyle bir cümle oldu:
“AB kaldırılmalı ve egemenlik tek tek ülkelere iade edilmeli.”
Bu söz, yalnızca bir iş insanının tepkisi değil.
Bu, teknoloji devleriyle siyasal otoriteler arasında giderek sertleşen bir güç mücadelesinin açık ilanıdır.
Hikâye, X platformuna verilen ağır bir para cezasıyla başladı.
Ve doğal olarak gözler, şirketin sahibi olan Elon Musk’a çevrildi.
Avrupa Komisyonu, iki yıl süren soruşturmanın ardından, Dijital Hizmetler Yasası kapsamında X’e 120 milyon euro para cezası verdi.
Gerekçe açıklandı:
“Mavi onay işaretinin aldatıcı tasarımı, reklam deposunun şeffaf olmaması ve araştırmacılara kamu verilerine erişim sağlanmaması.”
Kararı veren kurum, Avrupa Komisyonu.
Musk’ın ilk tepkisi ise son derece kısa oldu:
“Saçmalık.”
Ama asıl sert mesaj, bu kelimeden sonra geldi.
Musk, sadece kararı eleştirmekle kalmadı, doğrudan Avrupa Birliği’ni hedef aldı.
“AB kaldırılmalı ve egemenlik tek tek ülkelere iade edilmeli, böylece hükümetler halklarını daha iyi temsil edebilsin.”
Bir şirket patronu, bir düzenleyici kurumla yaşadığı sorunu artık siyasi bir yapının varlığına bağlarsa, orada artık mesele para cezası olmaktan çıkar.
Bu, açık bir meydan okumadır.
Üstelik bu çıkış, Atlantik’in diğer yakasında da hemen yankı buldu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kararı X üzerinden şu sözlerle eleştirdi:
“Bu ceza, yabancı hükümetlerin Amerikan teknoloji platformlarına ve Amerikan halkına yönelik bir saldırısıdır.”
Bir başka çıkış da ABD’nin AB Büyükelçisi Andrew Puzder’dan geldi.
“Bugün verilen 120 milyon euroluk aşırı ceza, AB'nin Amerikan inovasyonunu hedef alan aşırı düzenlemelerinin bir sonucudur.”
Ve ardından şu cümleyi ekledi:
“Sansüre karşıyız ve yurtdışındaki ABD şirketlerini hedef alan külfetli düzenlemelere karşı çıkacağız.”
Dikkat ederseniz, artık konuşulan şey sadece X’in mavi tik tasarımı değil.
Konuşulan şey, “kimin kuralları geçerli olacak?”
Avrupa Komisyonu cephesi ise son derece net.
Komisyonun Teknolojik Egemenlik, Güvenlik ve Demokrasiden sorumlu başkan yardımcısı Henna Virkkunen, kararın gerekçesini şu sözlerle açıkladı:
“DSA’nın ilk uyumsuzluk kararıyla, X’i kullanıcıların haklarını ihlal etmek ve sorumluluktan kaçmakla suçluyoruz.”
Bu cümle, Brüksel’in bakışını özetliyor:
“Bu bir sansür meselesi değil, kullanıcı hakkı meselesidir.”
Komisyon ayrıca X’e açık bir takvim de koydu.
Mavi onay işareti sorununa dair çözüm planı için 60 gün…
Reklam deposu ve araştırmacıların veri erişimi için 90 gün…
Ve uyarı çok net:
“Uyumsuzluk sürerse periyodik ceza ödemeleri gündeme gelir.”
İşte Musk’ı asıl rahatsız eden nokta da tam burası.
Çünkü Avrupa Birliği, artık teknoloji devlerine sadece “rica eden” bir yapı değil.
Doğrudan kurallar koyan ve yaptırım uygulayan bir aktör.
Musk’ın “AB kaldırılsın” çıkışı, bana kalırsa öfkeyle söylenmiş bir cümleden çok daha fazlası.
Bu, büyük teknoloji şirketlerinin uzun zamandır rahatsız olduğu bir sınır çizgisinin ifadesi.
Çizgi şu:
“Platform mu daha güçlü, devlet mi?”
Bugüne kadar teknoloji şirketleri kendilerini çoğu zaman şu cümleyle savundu:
“Biz sadece bir platformuz.”
Ama Avrupa Birliği artık aynı cevabı kabul etmiyor.
Brüksel diyor ki:
“Hayır, siz aynı zamanda kamusal etki üreten aktörlersiniz.”
Ve işin kritik tarafı şu…
Musk’ın tepkisi, tek başına bir iş insanının refleksi değil.
ABD yönetimi içinden gelen açıklamalarla birlikte okunduğunda, bu dosya artık açık bir transatlantik gerilime dönüşmüş durumda.
Bugün mavi tik konuşuluyor.
Yarın algoritmalar konuşulacak.
Öbür gün içerik sıralama sistemleri…
Asıl mücadele, teknolojiyle demokrasinin sınırının nerede çizileceği üzerine.
Ve belki de bu tartışmada en çarpıcı cümle, Musk’ın söylediği şu söz:
“AB kaldırılmalı.”
Bu cümle, bir şirketin, kendisini denetleyen siyasi yapıyı doğrudan hedef alması anlamına geliyor.
Bu, sıradan bir itiraz değildir.
Bu, yeni dönemin fotoğrafıdır.
Devletler, teknoloji şirketlerine “kurala uymak zorundasın” diyor.
Teknoloji şirketleri ise giderek daha yüksek sesle şunu soruyor:
“Bu kuralları kim koyacak?”
Görünen o ki…
Bu kavga daha çok sürecek.
Ve bu tartışma, sadece X’in geleceğini değil, dijital dünyanın nasıl yönetileceğini de belirleyecek.