Gazze üşüyor ve dünya bunu sadece izliyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bazen bir haber başlığı, insanın içini acıtmaya yetiyor.

Gazze donuyor… 18’i çocuk 21 kişi soğuktan hayatını kaybetti.

Bu cümle, sıradan bir kış haberi değil.
Bu, bombaların gölgesinde büyüyen çocukların, bu kez kurşunla değil soğukla ölmesidir.

Bugün yaşanan dramın adresi yine Gazze Şeridi.

Ve yine aynı cümleyi kuruyoruz:
“İsrail saldırıları altındaki Gazze…”

Evet, açıkça yazmak gerekiyor.
Bu tablo, İsrail saldırıları, abluka ve altyapının sistemli biçimde tahrip edilmesiyle ortaya çıktı.

Gazze’deki yetkililerin açıkladığı rakamlar, artık bir istatistik değil, bir vicdan sınavıdır.

Gazze’deki Gazze Hükümeti Medya Ofisi’nin verdiği bilgilere göre, 1,5 milyondan fazla insan bugün “asgari insani koşullardan yoksun” şekilde yaşam mücadelesi veriyor.

Bu, şu anlama geliyor:

Barınacak düzgün bir çadırı olmayan, ısınacak yakıtı olmayan, temiz suya ve elektriğe erişemeyen insanlar var.

Ve o insanların arasında en kırılgan olanlar…

Çocuklar.

Son açıklamalara göre, kışın başlamasından bu yana 21 kişi soğuktan hayatını kaybetti.
Bunların 18’i bebek ve çocuk.

Bir an durup şu cümleyi gerçekten düşünelim:

Çocuklar soğuktan öldü.

Savaş bölgelerinde genellikle “bombayla öldü”, “enkaz altında kaldı”, “saldırıda hayatını kaybetti” ifadelerini duymaya alışığız.

Ama burada başka bir ölüm var.

Sessiz bir ölüm.

Battaniyesi olmayan, ıslak çadırın içinde sabaha kadar titreyen bir çocuğun ölümü.

Gazze’de yetkililer, daha önce bombalanmış 50’den fazla binanın da kış şartları nedeniyle çöktüğünü açıkladı.
Onlarca sivil, zaten hasarlı olan bu binaların altında kaldı.

Yani Gazze’de bugün sadece gökyüzünden gelen ölüm yok.

Yerden, duvardan, soğuktan gelen bir ölüm var.

Yetkililerin yaptığı uyarı ise son derece çarpıcı:

Yeni soğuk hava dalgalarıyla birlikte, özellikle çocuklar ve yaşlılar arasında can kayıpları artabilir.

Bu cümle aslında bir feryattır.

Ve bu feryat sadece Gazze için değildir.

Bu feryat, dünyaya yöneliktir.

Çünkü bugün Gazze’de yaşanan şey, bir doğal afet sonucu ortaya çıkmış bir insani kriz değildir.

Bu, uzun süredir devam eden kuşatma, saldırılar ve zorla yerinden etmenin sonucudur.

Bir çocuğun çadırda donarak ölmesi, doğanın suçu değildir.

Bu, siyasetin sonucudur.

Bugün 1,5 milyondan fazla Filistinli, defalarca yerinden edilmiş halde, geçici kamplarda yaşıyor.
Birçoğunun evine dönme ihtimali yok.
Birçoğunun ev dediği yer artık bir enkaz.

Ve dünya bu tabloya bakıp sadece şu cümleyi kuruyor:

“Endişeliyiz.”

Oysa Gazze’de insanlar artık endişe duymuyor.

Onlar sadece hayatta kalmaya çalışıyor.

Bir annenin, çocuğunu saracak kalın bir örtüsü yoksa…

Bir babanın, ailesini ısıtacak yakıtı yoksa…

Bir çadır, yağmurda su alıyorsa…

Orada diplomatik cümlelerin hiçbir anlamı kalmıyor.

Bugün Gazze için söylenebilecek en acı gerçek şu:

İnsanlar artık saldırılardan değil, yaşam koşullarından ölüyor.

Bu da bize şunu söylüyor:

Savaş sadece bombayla yapılmıyor.

Bazen savaşı, soğuk kazanıyor.

Ve dünya, bu soğuğu izliyor.

Gazze’de donarak ölen çocuklar, bize şunu hatırlatıyor:

İnsani yardım, lütuf değil, hayatta kalmanın tek şartıdır.

Ama ne yazık ki bugün Gazze’de, en temel şart bile karşılanamıyor.

Ve geriye sadece şu utanç cümlesi kalıyor:

“Gazze donuyor…
Dünya bakıyor.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...