Bedavadan ucuza
“Tüm varlığı bir çekiçten ibaret olan kişi herkesi çivi olarak görürmüş” der psikolojinin babalarından Benjamin Maslov. Bizim müteahhit ve rantiyeci tayfa da önce gözünü yeşil alanlara dikmişti oraların çoğunu betonla doldurunca şimdi sıra şehir içinde kalan stadyumlara gelmiş anlaşılan.
Geçen hafta Fenerbahçe ile ilgili iki konu peş peşe gündeme geldi. İlk bakışta biri diğerinden bağımsız gibi görülen bu iki konu aslında bir bütünün parçaları. Bunlardan bir tanesi tüzük tadil kongresi ile ilgiliydi. Diğeri de stadyum ve Dereağzı’nın bulunduğu arazilerin devlete devredilerek Maltepe Sahili’nde yapılacak yeni stadyuma taşınma meselesiydi.
Fenerbahçe’nin mevcut delege yapısı Aziz Yıldırım ve Ali Koç’un bilinçli tercihleriyle halkın genelinden ve tabandan kopmuş, ağırlıklı olarak ve görece; sosyal demokrat/seçkinci/elitist, katı laik ve Jakoben Kemalist bir hüviyete bürünmüştü. Ali Bey zamanındaki Yüksek Divan Kurulu toplantılarında kürsüye çıkan konuşmacıların profillerinden ve yaptıkları konuşmaların içeriklerinden bunu görmek hep mümkün oldu.
Toplumu oluşturan diğer dünya görüşlerinden insanlar uzun yıllar boyunca kulüpten uzak tutuldular, balotaj kurulları tavizsiz şekilde buna dikkat ettiler. Şimdilerde ise Saadettin Saran’ın başkanlığı ile birlikte bu katı tutumdan daha esnek bir kulüp üyeliği sistemine geçilerek -gene istenen şartları sağlayan- herkesin kulübe rahatça üye olabilmesine imkan tanınmak istenmektedir. İşte tüzük tadil kongresi bunu sağlamak için düşünülen bir altyapı çalışmasıydı. Zamanlaması sorunluydu. Ertelendi.
Gelelim asıl konumuza. Şantiye/rantiye sever bir odak tarafından Fenerbahçe Stadı’nın ve Dereağzı’ndaki kulübe ait tesislerinin (Lefter’in adını taşıyor) arazilerinin devredilerek karşılığında Maltepe Sahili’nde deniz dolgusu üzerinde inşa edilecek 100 binlik bir stat ve bir miktar para karşılığında Kadıköy’e veda etmeyi pazarlıyorlar Fenerbahçelilere. Nereden bakarsanız bakın bu işten sadece rantiye/şantiye lobisi kârlı çıkar. Hem yeni stadın yapımı için inşaat yapılacak hem de eski stad ve tesislerin yerlerine yapılacak rant ürünleri için inşaat yapılacak. Çift kaymaklı ekmek kadayıfı.
Google Maps’ten kuşbakışı bölgeye şöyle bir bakarsanız bâkir arazinin büyüklüğü karşısında şaşırabilirsiniz. Sizin şaşırdığınız bu “mücevher” müteahhitlerin ağzının suyunu akıtıyor. Harika bir konumda, şehrin göbeğinde, denizin yanı başında milyonlarca metre kare inşaat imkânı. Rezidanslar, AVM’ler, villalar, köşkler, yüzlerce 1+1, 2+1 ve sair büyüklükte konut/daire. Yeme de yanında yat.
Maketlerde gösterilen stadyum projesinden ve kulübe ödeneceği söylenen rakamdan hiç kimse ikna olmuş değil. Muhtemelen birileri “yemleme” yapıyor, “yoklama” çekiyor. Tepki ölçüyor. Bu da demektir ki arkada mutfak tarafında bir takım hazırlıklar var. Bu projeyi realize edecek ölçekte bir nakit/finansman şu anda sadece Körfez’de var. Katar mı olur, Suudiler mi olur bilinmez. Ama birileri elin taşıyla, elin kuşunu vurup keyfine bakacaklar Fenerbahçe’nin sırtından.
Galatasaray buna hayır diyemedi ve Mecidiyeköy’ü bırakıp Seyrantepe’ye yollandı. Trabzon da hayır diyemedi. Yılların efsanesi Avni Aker’i bırakıp taa Akyazı’ya deniz dolgusu bir stada taşındılar ama hiç memnun değiller hallerinden. Eğer Fenerbahçe de bir şekilde ikna edilirse sırada Beşiktaş’ın Mithat Paşa Stadı var demektir. İşte o zaman bittiğimizin resmidir. Allah muhafaza.
Dün gece idrak ettiğimiz Berat Kandili’yle Ramazan’a bir adım daha yaklaştık, ülkemize ve dünyaya huzur getirmesi dua ve temennisi ile…