Yaşlı dostu belediye, yaşlı dostu kent
Dünyaca ünlü Nobel Ödüllü Nörolog Profesör Rita-Levi Montalcini 2012 yılında 102 yaşındayken, vefat etmeden kısa süre önce, çevresindekilerin kendisini kaç yaşında hissettiğine dair yönelttikleri soruya, 18 yaşında hissettiğini, yüzünün kırıştığını ama beyninin henüz kırışmadığını söyler.
Kişinin kendini iyi hissetmesi, çevrenin ona uyumlu olması, yaşadığı ortam, sübjektif yaş algılamasını demek ki çok olumlu yönde etkiliyor.
Dünya hızla yaşlanıyor. 1800’lü yılların başında 1 milyar bile değilmiş tahminlere göre. 2015 yılında 7,4 milyar olan dünya nüfusu muhtemelen bu gidişle 2060 yılında 10 milyarın üzerine çıkacak.
65 yaş üstü nüfus şu sıralar neredeyse dünya nüfusunun % 10 kadarı. 2050 yılında % 16 olacağı öngörülüyor. Türkiye’ye baktığımızda günümüzde yaşlı nüfus % 10’u çoktan aşmış diye tahmin ediliyor. Bu gidişle de 2050 yılında nüfusumuzun % 20’inden fazlası yaşlı olacak.
Tüm bu veriler, işini iyi bilen, gelecek vizyonu bulunan lider yöneticilerin alarm zillerini çaldıracak bilgilerdir. Bir nüfusun beş kişiden biri yaşlı olması demek, ekonomi, sağlık, sosyal ve güvenlik alanları başta olmak üzere hayatın tüm alanlarında çok ciddi planlamalar yapılması gerektiği anlamına geliyor.
BM 1982’de Viyana’da, 2002’de Madrid’de Dünya Yaşlanma Toplantıları düzenledi. Bu toplantılarda hızla yaşlanan toplumlar için, acil önlemler alınması gerektiği üzerinde duruldu. Yaşlanmak elbette önü alınamayacak bir kader olayıdır. Yalnız, sağlıklı yaş almak, yaşlanınca aktif olmak, toplum için üretmek, yaşlanma sonucu korkulan toplumsal ve bireysel tüm kaygıları minimuma indirebilir.
2006’da Dünya Sağlık Örgütü ( WHO ) aktif ve sağlıklı bir şekilde yaşlanmak için bir program geliştirdi. Buna göre,
Dış mekanlar ve binalar
Ulaşım
Konut
Sosyal Katılım
Toplumsal yaşama dahil olma ve toplumun yaşlıya saygısı
Vatandaşlık görevini yerine getirme ve işgücüne katılım
Bilgi edinme ve iletişim
Toplum desteği ve sağlık hizmetleri
konularında ciddi, kararlı gelişmeler yapılabilirse bu süreç olumlu şekilde yönetilebiliyor olacak.
Bu süreçleri ideal hale getirecek başat aktörler ise yerel yönetimlerdir.
‘’Sağlıklı Kentler’’ fikri işte bu gerçekten doğmuş bulunuyor.
Ülkemizde 1993 yılından itibaren öncelikle Sağlık Bakanlığı bu mevzu ile ilgilenmeye başladı. Bünyesinde koordinatörlük kurdu. 2000 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi Dünya Sağlık örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler ağına katıldı. 2004 yılında Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği resmen kuruldu.
Yaşlı Dostu Kent olgusu hem dünyada hem Türkiye’de daha fazla yer etmiş durumda.
Yaşadığımız şehirleri, ilçeleri, mahalleleri, sokakları ve binaları ‘’Yaşlı Dostu’’ haline getirmeliyiz. Bu yönde atılacak adımların disiplin ve kararlılık getirebilmesi için belediyelerin Türkiye Sağlıklı Kentler Birliğine katılımlarını çok önemsiyorum.
Bu yazı, bu konularda kendini geliştirmek isteyen yöneticiler için sadece bir önsöz niteliği taşıyor.
Toplum değer üreten yerel yöneticiler istiyor. Yük alan, hayatı kolaylaştıran, çevre, yaşlı ve insan dostu yaşanabilir şehirleri birlikte inşa etmemiz gerekiyor.