İmralı “yola devam” dedi

YAYINLAMA:

KUTADGU BİLİG İLE DEVLET-TOPLUM-BİREY 

“Kim içtenlikle severek görev yapıyor, kim hizmet etmeden boşta geziyor? Yararlı hangisi, uygun olan kim? İleride işe yarayacak olan kim? Söylemeli beye bunların her birini. Açıp açıklayarak yükseltmeli eri…” 

Devlet adamlarının niteliğini, birey-toplum-devlet ilişkilerinin nasıl düzenlenmesi gerektiğini, görev dağılımının nasıl yapılması gerektiğini, yaşadığı toplumun geleneksel değerleriyle iyiliği-erdemi-akılcılığın nasıl olması gerektiğini, devlet sisteminin nasıl uzun vadeli işleyebileceğini, tecrübe-bilgi-kültür gerçeklerinin birey ve toplum için vazgeçilmez olduğunu, devletin iyi birey ve kötü birey ayrımını doğru yapması gerektiğini ve devlete-bireye-topluma dair olması gereken  etik işleyiş anlayışını aktardığı KUTADGU BİLİG eseriyle Yusuf Has Hacib’i son günlerde fazlasıyla konuşuyoruz her ortamda. Kimi birebir okuyarak anlatıyor eseri ve içindekileri, kimi de eseri ve Yusuf Has Hacibi bilmemesine rağmen eserde yer alan mantığı anlatıyor kendi cümleleriyle. 

Demek ki neymiş; aklın, mantığın, gerçeğin, adaletin ve inancın doğrusu okumuş veya okumamış fark etmeksizin hep aynı çizgide buluşurmuş, su akar yolunu bulur misali. KUTADGU BİLİG eseri, el rehberi niteliğinde uygulanması gereken bilgileri barındırıyor. Bir nevi devlet-toplum-birey köprülerinin nasıl sağlam, net ve güvenilir olacağını anlatıyor. Dedim ya; Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte KUTADGU BİLİG’i bilip okuyan da, hiç haberi olmayan da daha fazla zikreder oldu aynı mantığı. 

Zira Terörsüz Türkiye; her bireyi kapsayan devlet aklının hakim olduğu ve ak ile karanın ayrı kefelere konması gerekliliği üzerinde güç bulacaktır… Yani çalışan ile çalışmayanın, önce vatan diyen ile önce benim menfaatlerim diyenin, iyi ile kötünün, vatanına fayda uğruna emek veren ile sadece ben deyip hunharca tüketenin, zarar verenin ayrımını da yapmak zorunda devlet mekanizmaları. 

Karşı kıyıdaki gemileri fethetmek uğruna, kendi limanındaki gemileri “bunlar nasıl olsa her zaman benimdir bir şey olmaz” diyerek görmezden gelmemek gerekiyor. İnsanlık “ağlamayana mama verilmez” mantığına hapsedilse de peki ya hiç ağlamayıp kimseleri rahatsız etmeden fark edilmeyi bekleyenler ne olacak? Toprak; yağmurun her damlasını hak ettiği eşitlikte kucaklayıp köklerine kadar sindirmezse, yağmurun getirdiği damlalar bereket değil, sel olur felaket olur… 

İMRALI “YOLA DEVAM” DEDİ

27 Şubat’ın yıldönümünde İmralı’dan beklenen açıklama geldi. Günler öncesinden yapılan konuşmalar merakları daha da yükseltmişti ve bu meraklar eşliğinde beklenen açıklama yapıldı. 

İmralı’dan gelen açıklamaya dair bir gün öncesinden şu açıklamayı paylaşmıştım: 

İmralı yarın; 

-Sonuç Raporu için TBMM’ye teşekkür edebilir, 

-Rapora yönelik tavsiyeler-eklemeler-eleştiriler yapabilir, 

-“Herkes sürece destek olsun” diyebilir, 

-“Silahlar susunca siyaset yapma vaktidir” beklentisini ortaya koyabilir, 

-“Sürece dair yeni tavsiyeler” sunabilir…. 

Ki İmralı’dan gelen açıklama tam da bu çerçevede oldu. Öcalan konuşmasının giriş kısmında başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmak üzere bu sürece katkı sunan siyasi-sivil-bürokrat herkese teşekkür etti. Daha sonra da demokrasiye, şiddetin bitmesiyle beliren siyaset iklimine, huzurun önemine, Türk-Kürt kardeşliğine ve bu yolun hep birlikte sahip çıkılarak devam ettirilmesi gerektiğine değindi. 

Öcalan’ın açıklama metni bu sefer; karmaşık, uzun ve zihin yoran cümlelerden uzak, sade ve netti. Aslına bakarsanız Terörsüz Türkiye “samimi Türkiye” demek ve samimiyetten başka hiçbir şeye gerek yok demek. Bazı açıklamalara bakıyorum ve “istenen asla bu değil” diyorum. 

Çünkü uzun, fazlasıyla ideolojik, gereksiz yere akademik, alengirli ve ağdalı cümlelere kimsenin ihtiyacı yok! İhtiyaç sade, samimi, net yaklaşımlar! İmralı’dan gelen açıklama elbetteki değerliydi huzurun, kardeşliğin ve demokrasinin Türkiye Yüzyılı çatısında inşası için. 

TBMM’nin sunduğu sonuç raporu sonucunda bir aşama daha öteye taşınan süreç bundan sonra daha meşakkatli ve yoğun katılımlı desteği gerektiriyor. Siyasi partilerin daha geniş zeminli mutabakatıyla sorunsuz ve hızlı bir şekilde sonuca varacaktır Terörsüz Türkiye… 

YA SONRA?

Evet bundan sonra daha geniş bir zeminde ilerlemeli süreç. Bilhassa sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler olayın merkezinde olmalı. Zira vatandaşta KUTADGU BİLİG’de yer alan; “Kim içtenlikle severek görev yapıyor, kim hizmet etmeden boşta geziyor? Yararlı hangisi, uygun olan kim? İleride işe yarayacak olan kim? Söylemeli beye bunların her birini. Açıp açıklayarak yükseltmeli eri…” bilinci fazlasıyla hakim şu an.

 Kim nerede, ne kadar, nasıl duruyor net bir şekilde gözler önündeyken “hizmet edenler, hizmet etmeyip boşta gezenler ve hizmeti provoke edenler ayıklanmalı” diyor vatandaş…

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...