Nüfusun Pusulası

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

TÜİK verileri açıklandığında hepimiz önce kendi şehrimize, sonra da o meşhur ‘en kalabalıklar’ listesine bakarız. Geçtiğimiz ay paylaşılan 2025 sonu verileri de bize Türkiye’nin demografik haritasında ilginç ipuçları veriyor. Bazı şehirler adeta koca bir ülkeyi sırtlanırken, bazıları sessiz sakin ama bir o kadar kıymetli bir huzurun bekçiliğini yapıyor. Peki, biz bu sayıların neresindeyiz?

Devlerin yarışı: İstanbul yine rakipsiz

Listenin zirvesi şaşırtmıyor; İstanbul, 15 milyon 754 bin kişilik nüfusuyla yine açık ara önde. Onu 5,9 milyonla Ankara ve 4,5 milyonla İzmir takip ediyor. Ancak buradaki asıl mesele rakamlar değil, bu kalabalığın yarattığı "yaşam ritmi".

Hatırlarsanız bir önceki yazımda, İstanbul'da yaşayan bizler için 20 dakikalık mesafenin bir lüks, Anadolu'nun daha az nüfuslu illerinde ise "dünyanın öbür ucu" olduğundan bahsetmiştim. Veriler gösteriyor ki; Bursa (3,2 milyon) ve Antalya (2,7 milyon) gibi şehirlerimiz de artık bu "büyükşehir yorgunluğu" kulübüne adım adım dahil oluyor. Nüfusu 1 milyonu (1 milyon 3 bin 905 kişi) aşan ilk ilçe olan Esenyurt'un tek başına birçok ilimizden daha kalabalık olması, aslında metropollerin nasıl devasa birer organizmaya dönüştüğünün en somut kanıtı.

Sessizliğin başkenti: Bayburt

Madalyonun diğer yüzünde ise bambaşka bir dünya var. Türkiye’nin nüfusu en az olan ili, 82 bin 836 kişiyle yine Bayburt oldu. Onu Tunceli (85 bin 83 kişi), Ardahan (90 bin 392) ve Gümüşhane (138 bin 807 kişi), Gümüşhane sonrasında 157 bin 363 kişi ile Kilis takip ediyor.

Bu şehirlerin isimlerini duyduğumda aklıma hep şu geliyor: İstanbul’da bir stadyum dolusu insan yan yana geldiğinde neredeyse Bayburt’un nüfusundan daha kalabalık bir kitle oluşturabiliyor. Bizim burada korna sesleri ve egzoz dumanı arasında ‘yaşamaya’ çalıştığımız o saatlerde; Bayburt’ta, Tunceli’de insanlar belki de doğanın sesini dinleyerek yürüyorlar. Trafik ışığında beklemek onlar için nadir bir olayken, bizim için hayatın merkezindeki o bitmek bilmeyen kırmızı daire...

Bir Veriden Daha Fazlası: Nereye Aitiz?

TÜİK verilerine göre Türkiye nüfusunun %93’ünden fazlası artık il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor. Köy hayatı, sadece tatillerde uğradığımız ya da sosyal medyada fotoğraflarına bakıp ‘ah ne güzel’ dediğimiz bir nostaljiye dönüşmek üzere. Ancak bu durum, şehirlerdeki yükü her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.

Daha önceki yazımda "Vazgeçemiyoruz alıştığımız kalabalık şehirlerden" demiştim. Evet, belki o devasa nüfusun sunduğu imkanlar bizi cezbediyor ama kalabalığı daha az olan şehirlerin o sessiz istatistiği de içimizde bir yerlerde ‘acaba daha sakin bir yaşam mümkün mü?’ sorusunu uyandırmıyor değil.

Önemli olan, yaşadığımız şehrin kalabalığına değil, o şehrin içinde kurduğumuz bağların derinliğine odaklanmak. Sayılar bize nerede olduğumuzu söyler ama nasıl yaşadığımızı sadece biz belirleriz.

Bizler kalabalık metropol şehirlerinde yaşayanlar olarak huzuru daha az kişinin bulunduğu şehirlerde var olduğunu düşünüyoruz ancak şunu da unutmamalıyız ki: kariyer hedeflerine ulaşmak için çabalayan bir çok kişi imkanlar hep büyük şehirlerde olduğu için istemeden de olsa kendi memleketini bırakıp bu şehirlere gelmek zorunda kalıyor. Sohbet ettiğim bir çok kişi bulundukları yerlerde mesleklerini devam ettirmelerinin nerede imkansız olduğunu ancak fırsat olsa kalabalıklar içerisinde yalnızlaşmaktansa doğup büyüdüğü şehirde kendine ve çevresine faydalı olmak için çalışmak istediğini dile getiriyor. Bu konuya bir de bu tarafındanda bakmayı unutmamak lazım.

Gelecek yılın verilerinde görüşmek üzere; kalabalıklarda kaybolmadığınız, sessizliğin tadına varabildiğiniz günler dilerim...

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...