Emniyet şeridi: bir yol mu, yoksa bir vicdan testi mi?
İstanbul trafiğinde, o bitmek bilmeyen kırmızı fren lambalarının arasında beklerken hepimizin gözü bazen o sağdaki boş şeride kayar: Emniyet şeridi. Çoğu sürücü için orası, sadece acil durumlar için ayrılmış bir kurtuluş yolu olsa da, bazıları için maalesef uyanıklık yapabileceği bir kaçış rampası. Peki, o şeride her daldığımızda sadece kuralları mı çiğniyoruz, yoksa bir başkasının yaşama tutunma ihtimalini mi çalıyoruz?
"Ceza gelmedi" avuntusu
Trafikte en çok duyduğumuz cümlelerden biridir: "Kaç sefer ihlal ettim, eve hiç ceza gelmedi!" Sanki bir kuralın doğruluğu, sadece o kuralı ihlal ettiğimizde ödediğimiz bedelle ölçülürmüş gibi... Bazı sürücüler, sırf arkalarından bir tebligat gelmediği için o şeridi kullanmayı kendilerine hak görüyorlar. Oysa bir ceza makbuzunun gelmemiş olması, yaptığınız eylemi doğru kılmaz. Emniyet şeridi, sizin eve beş dakika erken gitmeniz için değil; bir ambulansın hastaneye, bir itfaiyenin yangına daha hızlı ulaşması için vardır.
Emniyet şeridine her girdiğinizde, aslında bir başkasının en temel hakkına, yani "yaşama ve yardım alma" hakkına müdahale ediyorsunuz. O şeridi gereksiz yere işgal etmek, sadece trafiği aksatmak değil, doğrudan bir kişinin hakkına girmektir. Şehir hayatının kaosu içinde empati kurmayı unuttuğumuz anlardan biri de tam burası.
Şöyle bir durup düşünelim: O şeritte bekleyen ambulansta sizin bir yakınınız olsaydı ve saniyelerle yarışsaydı; önündeki aracın "Nasıl olsa ceza gelmiyor" rahatlığıyla yolu kapattığını görseniz ne hissederdiniz? İşte empati, o direksiyonu sağa kırmadan hemen önce, o siren sesini henüz duymadan kalbimizde hissetmemiz gereken bir duygudur.
Adaletin plakada değil, kalpte olması
Kurallara sadece denetim korkusuyla uymak, medeni bir toplumun değil, ancak baskı altındaki bir kalabalığın özelliği olabilir. Gerçek bir sürücü ve daha önemlisi gerçek bir insan; başında polis olmasa da, kameraya takılmayacağını bilse de başkasının hakkını koruyandır. Emniyet şeridi bir yol değil, bir vicdan testidir. Ve bu testin sonucunu eve gelen cezalar değil, kendi vicdanımız belirler.
Sadece kendi yolumuzu değil, bir başkasının acil yolunu da açık tuttuğumuz; hak yemediğimiz ve empatiyle sürdüğümüz huzurlu yolculuklar dilerim.