Gülen maskelerin ardındaki sessiz fırtınalar
Çevrenize bir bakın; mutlaka her grupta, her ailede o kişi vardır. Her şeye gülen, en zor anlarda ‘hallederiz’ diyen, enerjisiyle girdiği odayı aydınlatan o güçlü figür. Onu asla ağlarken göremezsiniz, dert yandığına şahit olamazsınız. Biz onları duyguları alınmış, çelikten yapılmış zırhlı kahramanlar sanırız. Oysa gerçek, o pırıltılı kahkahanın çok daha derinlerinde, sessiz bir bekleyişte saklıdır.
Bardaktaki anı ve biriken damlalar
Dışarıdan bakıldığında her şeyi kontrol altında tutan bu insanların, bazen hiç olmayacak bir anda, hiç olmayacak bir sebepten ötürü dünyaları sarsılabilir. Önemli bir kayıpta, büyük bir krizde dimdik duran o dev; bazen masanın üzerinde duran bir bardağın yerinde, bazen radyoda çalan sıradan bir melodide ya da rüzgarın taşıdığı bir kokuda paramparça olabilir. O bardak, belki de yıllar önce bir başkasının elinin değdiği, bir vedanın sessiz tanığı olan o noktadadır. Ve o küçük ayrıntı, aylardır, belki yıllardır içeride biriken o devasa barajın kapaklarını tek bir saniyede sonuna kadar açıverir. O an, o her şeye göğüs geren güçlü insandan eser kalmaz; sadece dolan gözler ve titreyen bir omuz kalır geriye.
Peki, neden bu kadar saklanır bu duygular? Bu insanlar duygusuz oldukları için değil, tam tersine, duyguları başkalarını yakmasın diye onları kendi içlerinde hapsettikleri için bu kadar güçlü görünürler. Kendi fırtınalarıyla başkalarını mutsuz etmemek, sevdiklerinin omuzlarına bir yük daha bindirmemek için sessizce savaşırlar. Onların güçlü duruşu, aslında bir fedakarlık biçimidir.
Daha da garibi, kendi derdini saklayan bu kalpler, başkasının en küçük bir sorunu olduğunda onu kendi derdiymiş gibi sahiplenirler. Sizin bir damla gözyaşınız için dünyayı ayağa kaldırırlar ama kendi içlerindeki okyanuslar taşarken kimseyi ıslatmamak için parmak uçlarında yürürler.
Sessiz bir anlaşma
Bu bir zayıflık değil, bir varoluş biçimidir. Onlar için duygu, sadece yaşanacak bir şey değil, korunması gereken bir emanettir. Eğer bir gün o hiç ağlamaz dediğiniz kişinin, bir bardağın duruşuna bakıp uzaklara daldığını görürseniz, bilin ki o an sadece o bardağı görmüyordur. O an, aylardır tek başına taşıdığı o koca dünyanın ağırlığı altında küçük bir mola veriyordur.
Herkesin bir başkasına yaslandığı bu hayatta, kimseye yaslanmadan dik durmaya çalışanların hikayesi böyledir. Belki de en büyük güç, kendi fırtınanda boğulurken başkasına güneş olabilmektir.
O bardağın yerindeki anlamı sadece kendisi bilen, sessiz ama derin hisseden tüm kalplere...