Bir kutlama mı, yoksa bir yüzleşme mi?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Her yıl 8 Mart geldiğinde etrafı bir "kutlama" havası sarıyor. Pırıltılı mesajlar, indirimli çiçekler ve "kadınlar çiçektir" tadındaki o yüzeysel iltifatlar havalarda uçuşuyor. Ancak sormamız gereken bir soru var: Biz gerçekten neyi kutluyoruz? Her yıl söylediğim gibi; bir gün değil, zaten her gün benim! Ama 8 Mart, kadın olduğumuz için değil; kadınların eşit haklar uğruna verdiği o zorlu mücadelenin başlangıcını simgelediği için önemli.

 

Bu ülkede hala kadın olduğu için sokakta rahat yürüyemeyen, maddi imkansızlıklar yüzünden şiddet gördüğü çatıya mahkum bırakılan kadınlar varken; yapılan her kutlama ancak temsili bir gösteridir. Kız çocuğu olduğu için eğitim hakkı elinden alınan ya da kendi istediği gibi değil, başkalarının çizdiği çizgide yaşamaya zorlanan kadınların varlığı, bu tarihin bir kutlamadan ziyade bir mücadele günü olduğunu hatırlatıyor bize.,

 

İş hayatına baktığımızda ise durum pek farklı değil. Tacize, mobbinge ya da aynı işi yapmasına rağmen daha düşük ücrete sessiz kalmak zorunda bırakılan kadınlar, vitrinlerdeki "başarılı kadın" görsellerinden çok daha gerçek ve çok daha yaralı bir yerde duruyor.

 

En yakınındakinden başla

"Kadın da yapabilir" sözünün sanki bir lütufmuş ya da büyük bir iltifatmış gibi algılandığı bir düzende yaşıyoruz. Oysa asıl mesele, kadınların ne yapabileceğini kanıtlaması değil, önlerindeki engellerin kalkmasıdır. Eğer gerçekten kadına destek olmak, bu dünyayı değiştirmek istiyorsanız; işe en yakınınızda olan 10 kadına "gerektiği gibi" davranarak başlayın. Onların sesine, emeğine ve varlığına duyduğunuz samimi saygı, hayatı sanıldığından çok daha hızlı değiştirecektir.

 

Biz bugün sadece haklarımızı konuşmuyoruz; babası, kocası, eniştesi ya da hiç tanımadığı bir takıntılısı tarafından hayattan koparılan isimsiz kadınların yasını da taşıyoruz. Onca kadın öldürülürken, bir günlüğüne verilen çiçeklerin kokusu bu acıyı örtmeye yetmiyor.

Gelin bu 8 Mart’ta, sadece kadınlara iyi dileklerimizi sunmakla yetinmeyelim. Kendi çevremizden, kendi davranışlarımızdan başlayarak bu haksız düzenle yüzleşelim. Çünkü dünya ancak kadınlar sesini kısmadığında, korkmadan yürüdüğünde ve emeğinin karşılığını eksiksiz aldığında gerçekten "kutlanmaya" değer bir yer olacak.

 

Eşitliğin sadece sözde kalmadığı, hak edilen saygının her gün hissedildiği bir gelecek dilerim...

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...