Erdoğan ve Bahçeli'den 'Ortak manifesto'

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu hafta kendi grup toplantılarında gerçekleştirdiği konuşmalar, aynı minvalde olmakla birlikte “yumruğu masaya vurma manifestosu” niteliğindeydi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Salı günü gerçekleştirdiği grup konuşmasında ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Çarşamba günü yaptığı grup konuşmasında; birlik, beraberlik, kardeşlik, güçlü Türkiye mesajlarıyla birlikte bu çerçeveyi kırmaya niyetli kesimlere de gözdağı verildi.
Aynı minvalde konuşan iki lider “bu ittifak dağılacak” diyenlere ve Türkiye’nin dünya gücü olmasını hazmedemeyenlere karşı; “Türkiye Yüzyılı yolunda daha güçlü ve daha kararlı şekilde birlikteyiz” dedi.

Her iki liderin yaptığı “ittifak manifestosundan” çıkardığım özeti bugün sizler için yorumladım.

MASAYA RAĞMEN SAVAŞ DEDİLER

Öncelikle coğrafyanın yaşadığı sorunları, ABD-İsrail’in başlattığı İran savaşını ve dünyaya yayılan etkisini konuştu iki lider. Trump ve Netanyahu her konuşmasının merkezine “sözde” İranlıların menfaatlerini koysa da gelinen noktada İran’ın içinden bekledikleri desteği alamayınca altyapı yatırımlarını hedef almaya başladılar. Su şebekelerine, yollara, hastanelere,  okullara, gıda temin alanlarına zarar veren ABD ve İsrail saldırıları rejimi değil doğrudan İranlıları imha etmeyi hedefliyor artık.
Ayrıca bu savaşın yarattığı enerji krizi, gıda temin zincirinin kırılması, enflasyon rakamlarının yükselmesi tüm dünyayı kademeli olarak sarsacaktır. Halbuki diyalog ve masa alternatifi ortadaydı buna rağmen savaş tercih edildi ABD-İsrail tarafından.

TÜRKİYE UZLAŞI İÇİN SAHADA

Türkiye her uluslararası sorunda olduğu gibi bu savaşta da uzlaştırıcı diplomasi tavrıyla yoğun bir trafik içerisinde. Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerekse de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın mevkidaşları ile gerçekleştiği onlarca görüşme, dünya diplomasi tarihine geçecek nitelikte.

Türkiye diplomasi ve diyalog tavrıyla sahada olmasıyla birlikte “ülkesi sınırlarına yönelik zerre müdahaleye de asla kayıtsız kalmayacaktır. Sınırlarımız içine düşen füzeler konusunda gerekli adımlar atıldı bundan sonra da gereken tavır ve hatta karşılık verilecektir.

BALIK MI ALIK MI MESELESİ?

Konuşmalarda Özgür Özel’in “balıklar korkuyor füze denemesi yapılmasın” açıklamasına da dikkat çekildi. Aslında Özgür Özel’in o açıklaması “balıklar üzerinden alık tutulması”  niteliğindeydi. Hepimiz doğal yaşama saygıyı her zaman her yerde savunuyoruz ve uyguluyoruz fakat tüm ülkeler savunma mekanizmasını güçlendirirken Türkiye’nin oturup balık tutmasını beklemek “alık aklıdır” elbette.
Yaşamın her kademesinde kriz durumlarında öncelik sıralaması vardır. Şu an tüm dünya SOS veriyor kaostan-savaşlardan yana, bu nedenle Türkiye’de savunma mekanizmasını en üst düzeye taşımak zorunda.


DİJİTAL DÜZENLEME VE KONTROL

Dijital çağın yarattığı fikri-zikri-ahlaki dezenformasyonu önlemek amacıyla düzenleme ve denetleme mekanizmalarının oluşturulması için meclise verilen önerge elbetteki çok önemli ve mutlaka kabul olmalı. Fakat bununla birlikte teknoloji gerçeğinin sosyal yaşamdaki vazgeçilmezliği ile de yüzleşmemiz gerekiyor artık.
Dijital çağ hayatın her alanını teslim aldı ve kendine göre inşa ediyor bu nedenle red ve kaçış artık imkansız. Fakat “bükemediğimiz el ile tokalaşıp anlaşmamız mümkün. Nasıl mı?
Misal kitap okumuyor gençler.O halde kitapları gençlerle dijitalde nasıl buluşabiliriz diye kafa yormalı. Ya da tarihimizi,ya da sosyal-kültürel-tarihi-turizm değerlerimizi. Tehlikeli/tuzak oyunlardan ve sitelerden gençleri kurtarmanın tek yolu bu. Nasıl ki Mavi Vatan diyerek altını değerlerimizle doldurup sahip çıkıyoruz o halde DİJİTAL VATAN kavramını da oluşturmalı ve gençlere hitap eden güncel formatta altını doldurmalıyız.

MEZHEPSEL AYRIŞMALARA DİKKAT!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuşmalarında “mezhepler ayrışma” üzerinden yaratılmaya çalışılan tehlikeye dikkat çekti.
Emperyalizmin en sadık hizmetkarı Şarkiyatçılık’ın Ortadoğu’ya ektiği en tehlikeli tohumdu mezhep tanımlaması ve ayrıştırması. Ve maalesef ki asırlardır zehirli meyvelerini vermeye devam ediyor bu tohum.
“Bizim için önce insan sonra ümmet” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılması gereken tek doğrunun tüm farklılıklara saygı duymakla birlikte “ümmet çatısı altında toplanmak” olduğunu söyledi.
Doğu sınırlarının en etkili savunma dönemlerinden birine imza atan Kürt Devlet Adamı İdrisi Bitlisi, Yavuz Sultan Selim’e gönderdiği mektupta şöyle demişti; ”Kürtler pek çok başlıkta çekişebilir fakat söz konusu ümmet ve vatan olduğu zaman hepsi yan yana gelip savaşır”.

Kürtler üzerinden verdiğim örnekle tüm halklar için söylenecek gerçek özet şudur; ümmet ve vatan çatısı her zaman bu toprakları koruyan surlar oldu bu nedenle şimdi de itina ile bu surların güçlendirilmesi gerekiyor.


TERÖRSÜZ TÜRKİYE KARARLILIĞI

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’de Terörsüz Türkiye kararlılığını en üst seviyede adeta haykırdı. Türkiye’nin küresel denklem ve oyun kurucu olduğu Yeni Dünya Düzeni’nde içeride herkesin kendine çeki düzen vermesi gerekiyor elbette. Siyasetçisinden okuldaki öğretmene, sokaktaki amcaya, doktora, basına, medyaya, simitçiye ve toplumun her bireyine  kadar hepimiz ağzımızdan çıkan her kelimeye dikkat etmek zorundayız.
Katıldığım televizyon programlarında Terörsüz Türkiye’yi  konuşurken bazen cümle arasında bir iki saniye durup düşünüyorum. O anların sebebi söyleyeceklerimi unutmaktan kaynaklı değil, “vatan süzgecimi” devreye soktuğum için.
Bu süreçte bırakın her cümleyi söyleyeceğim her kelimeyi bile itinayla seçiyorum duyarlı bir vatandaş olarak.
“Vatan süzgeci” eşliğinde arz-ı endam etmeli cümlelerimiz ve tavırlarımız zira itina hepimizin şiarıyla hareket etmeli.

 
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...