Şerefiye payıydı
Kulüpler Birliği ve TFF’nin beraberce aldıkları kararla; naklen yayın havuzundan yüzde 11 oranında şampiyon olmuş kulüpler için ayrılan pay bundan böyle iptal edilerek herkese eşit oranda bir dağıtım hesabı uygulanacak.
Bu sezon yaklaşık 700 milyon TL civarında olan bu rakam daha önce ligde şampiyonluk yaşamış takımlarımız arasında belli bir katsayı ile taksim edilmekteydi. En çok şampiyonluk yaşayan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın naklen yayın havuzundan aldıkları paylar bu karardan menfi olarak etkilenecek. Toplantıda üç büyüklerin itirazlarına rağmen alınan karar önümüzdeki sezondan itibaren uygulanmaya başlayacak.
Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray bu ligin üç temel direği olarak ortada satılan bir ürün varsa o ürünün değer bulmasındaki en büyük paya ve ağırlığa sahip kökleri yüz yıllar ötesinden gelen markalardır pazarlama biliminin bakış açısıyla. Hem marka bilinirliği hem de markaya olan bağlılık deyince bu üç büyük kulübümüzün eline kimse su dökemez Türkiye liglerinde. Onların içinde bulunmadığı bir naklen yayın havuzunun yayıncı açısından kaç para edeceğiyle, onların içinde olduğu havuzun değeri kıyas kabul etmez.
Günümüzde İstanbullu üç kardeşin olmadığı bir ligde diğer takımların kendi aralarında yaptıkları maçları kaç kişi seyredecek, kaç kişi bunun için abone olacak ve para ödeyip decoder alacak acaba?
Daha o illerdeki güzelim stadyumlar kendi aralarındaki maçlarda bile ancak üçyüz-beşyüz seyirci görürken bir de o zahmet edip gitmedikleri maçları televizyondan izlemek için acaba kaç hemşehrileri paraya kıyıp evine dekoder alacak da naklen yayın havuzu böylece idame-i hayat edecek.
Eyüpspor-Kasımpaşa maçlarında kaç izleyici geliyor maçlara bir baktınız mı istatistiklere? Ya da Karagümrük-Başakşehir maçını kaç biletli seyirci izlemiş? Rize-Antalya maçını ya da Alanya- Gençlerbirliği maçını kaç kişi yerinde gidip izlemiş acaba hiç merak ettiniz mi? Bir de bu şehirlerin insanları bu takımların taraftarları acaba BeinSpor’dan kaçar tane dekoder almış, abonelik yapmış şu ana kadar? Yılda 3 defa Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray şehirlerine geldiğinde doluyor bu takımlarımızın maçlarında kendi stadyumları. Hatta ilave tribün yapıyorlar bazen üç büyüklerden birisi şehirlerine maç oynamaya gelince.
Burada hassas bir denge var zaman içinde kurulmuş ve uygulanan. Şimdi üç-beş kuruş daha fazla pay almak için bunu ber-hevâ ederseniz hiç yoktan yere anlamsız başka tartışmalara kapı açmış olacaksınız. Bu sefer üç büyük takımımız da mevcut havuz sistemini sorgulamaya ve kendi mallarını kendileri pazarlamaya yönelik çabalar ve zorlamalar içine girecekler ister-istemez. Çünkü azalan gelirlerini bir şekilde telafi etmek isteyecekler.
Gayrimenkul işlerinde bir “şerefiye bedeli” vardır. Hatta belediyeler bunun vergisini bile alırlar o arsanın veya parselin yanından yol geçtiğinde, yakınına AVM, hastane, park yapıldığında, değerlendiğinde.
Ligimizde Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’a ağırlıklı olarak ödenen bu şerefiye bedeli bir nevi onların yüz yıllık geçmişlerine ve hak ettikleri itibarlarına karşılık olarak yapılan bir ödemeydi. Onların mevcudiyeti her şeye rağmen bu ligi anlamlı kılan. Türk futboluna en büyük yatırımı bu üç kulübümüz yapıyor ve ülkemizi yurt dışında en çok bu üç kulübümüz temsil ediyor göğüslerindeki ay-yıldızla.
Umalım ve dileyelim ki bu yanlıştan yol yakınken dönülür. Hepimize iyi bayramlar dileklerimizle.