Oruç terapisi

YAYINLAMA:

İnsani krizin pençesindeki modern insanın ruh sağlığına, Ramazan ikliminin getirdiği psikolojik desteği anlatmaya kelimeler yetmez. Acaba dini bir davranış motifi olarak orucun psikolojik bir iyileştirme süreci olarak rolü nedir?

Uluslararası davranış bilimleri endeksinde uyum ve davranış sorunlarının temel nedenleri şöyle sıralanıyor: Tutarsız benlik algısı (benliğini olduğundan düşük görme ya da günümüzde sıkça rastladığımız benliğin şişmesi), iç ve dış iletişimin daralması, sevgisizlik, tatminsizlik, başkasının ruh halini yakalayamama, paylaşamama, içgüdülerin emrinden çıkamama; ruhsal ihtiyaçların önemsenmemesi, yalnızlık, inanç ve özellikle ahlaki değerlerin yitirilmesi, bilinçsiz beslenme, doğal yaşam şartlarından uzaklaşma.

Amacı, içeriği ve uygulaması bakımından Ramazan iklimi, tüm bu ruhsal sıkıntı kaynaklarının panzehiri, psikolojik bir iyileştirme ve kendine gelme süreci değil midir?

 

ÜÇ KİŞİDEN BİRİ RUHSAL TEDAVİ GÖRÜYOR

 

İnanç dünyası fakirleşen günümüz insanı, çeşitli psikolojik desteklerle bunu dengelemeye çalışıyor sanki. Çoğu insan psikolojik yardıma ihtiyacı olduğunu düşünüyor ve bu ihtiyacı gidermek için en az bir yere başvuruyor. Sistemli bir biçimde psikolog ile görüşen, psikoterapi seanslarına katılanların sayısı çığ gibi artıyor.

Neden? Çünkü mutlu ve huzurlu değil günümüz insanı. Bir türbülansa girmiş gibi insani değerler dökülüyor tane tane. Ve insani krizin pençesinde insanlar ve insanlık. Topraktan gelen bedenin, maddi ve içgüdüsel istekleri ile şahlanan vücut, gaybden gelen ruhun isteklerine giderek kayıtsız kalıyor. Beden yeşerdikçe ruh köreliyor sanki. Zaten gurbet acısıyla inleyen ruhlar köreldikçe korkunun, şüphenin, umutsuzluğun, yalnızlığın, yabancılaşmanın, yol açtığı çeşitli psikolojik sorunlara, ağır ruh hastalıklarına açık hale geliyorlar. Sonrası belli… Çeşitli uyum sorunları, davranışlardaki sapmalar, kaynağı belli olamayan endişe hali, neredeyse hayatın her karesine eşlik eden şiddet, panik ataklar, paranoyalar, şizofreniler. Dünyanın nimetleriyle şahlanan bedenlerin zayıflattığı ruhlar, her geçen gün insan olmaktan biraz daha uzaklaşıyorlar.

Mademki modern dünya insanının ruh dünyasındaki temel sorunu kendini anlayamamak, kendisiyle başa çıkamamak dolayısıyla yalnız kalmak ve iletişim kuramamaktır. O halde hakikat alemine de uyumlu olmayı kolaylaştıran oruca tutulmak önemlidir, iyileştiricidir ve psikolojik terapi sürecidir.

 

PSİKOLOJİK TERAPİ OLARAK ORUÇ

 

Oruç tutmak öncelikle bedenimizin içgüdülerini kontrol etmeye, onların üzerinde irade gücünün etkisini ve denetimini ortaya koymaya yönelmiş bir tutum ve davranış biçimidir. Kendimizi dinlemeye, anlamaya, halimize şükretmeye ve kendimizden hareketle başkasının farkındalığını yakalamaya yönelmektir.

Oruç tutmak bir yolculuktur aslında. Modernitenin kirlettiği çevrelerden Güzel’e yolculuk, güzel bir yolculuktur bu. Yani ibadetin verdiği incelikle kendisini ve başkasını anlama, başkası olabilme yolculuğundan söz ediyoruz.

Oruç tutmak bir aşktır. Tenlere odaklanan maddi aşkları aşıp beşerî aşklara ve ötelerin ötesinde yer alan ilahi aşka doğru yol almaktır. Bedenin emrinden çıkıp kalp ve ruhun emrine girme yolculuğudur.

Psikolojik terapi sürecinde temel hedef bireyin, psikolojik bilinç düzeyini geliştirmek, öncelikle içinde yer aldığı çevre ile ilişkilerini kabul edilebilir ve yönetilebilir bir düzeye getirmektir. Görüldüğü üzere oruç, bunun için kaçırılmaz yüzlerce fırsatı barındıran bir yaşam deneyimidir.

Düşünün ki beden, alışageldiği isteklerini birdenbire bırakıyor, belirli bir süre ile olmazsa olmazlarından vazgeçiyor. Beden, kendini geriye çekiliyor ve her istediğini her zaman alamayacağının disiplinine yeniden varıyor. Belki de hiçbir gücün etkisi ile giremeyeceğimiz bu davranış kalıbına, inanç disiplini ile isteyerek uyum sağlıyoruz.

Emekle biriktirdiğimiz malımızı, mülkümüzü, paramızı belirli oranlarda paylaşıyoruz olmayanlarla. Başkasının yokluğunu, çaresizliğini, açlığını dert ediniyoruz. Hem onun hali ile hâlleniyor hem de ona vererek zenginleştiriyoruz gönül dünyamızı. Paylaşmayı, sevmeyi, sosyal adaleti fert olarak yaşıyor ve yaşatıyoruz oruçla. Böylece erdemli bir toplumun temel dinamiğini oluşturuyoruz.

Gecenin sükûtu ile bütün unvanlarımızdan sıyrılıp ruhumuzun çığlıklarını dinleyebilir, gerçek anlamda bir insan olmanın sırlarına erişebiliriz. Bu yüksek sırların tadını alanlar, Ramazan yangını ile yanarlar ancak tutuşmazlar, ben takıntısına girmezler. Dolayısıyla oruç, “ben” damlasında boğulanları, deniz ile buluşturan eşsiz bir davranışsal dönüşüm fırsatı veriyor.

Orucu, tüm organlarımıza yaşatarak, paslanmış ruhumuzun incelikleriyle yeniden buluşabilir, ruhumuzun kopup geldiği kaynakla yeniden bir alaka kurabiliriz. Böylece bizi yavaşlatan, umutsuzluğa sevk eden dünyevi korkularımızı yenebilir, ötelerin ötesine yönelebiliriz.

Modern insanın en büyük derdi olan kibir ve kendisiyle uğraşmayı bırakıp, insan gerçeğine yönelmek, eşyaya ve varlıklara yeni anlamlar yükleme arayışı da Ramazan ikliminin bir lütfudur. Bu lütuf ile zahiri kibir, Batıni muhasebeye dönüşür. Dönüşür de insan, ben merkezinden sıfır merkezine, maddeden manaya, bedenden ruha yol alır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...