Uzak Ülke

YAYINLAMA:

Başlamasına şunun şurasında sayılı gün kaldı ama Dünya Kupası bu sefer niyeyse içimizde bir heyecana yol açmadı. Halbuki bizim çocuklar da orada boy gösterecek ve Ay-Yıldızlı bayrağımızı temsil edecekler.

Heyecan düzeyimizin beklentiyle ters orantılı olduğu da söylenebilir. Geçen günlerde Türkiye ve İspanya’nın çeyrek finalde karşılaşacağına dair bazı kerli-ferli kurumların (Goldman Sachs) simülasyonlarına bile rastladık. Bu bile yankı bulmadı bizde. Düşünsenize adamlar bizi kalburüstü takım statüsüne koyuyor bizim umurumuzda değil. O kadar uzağız şu dakika itibarıyla.

Bunda hem coğrafi olarak kupanın yapılacağı Kuzey Amerika’nın bize çok uzak olması, hem Amerika’nın başında Trump gibi bir figürün bulunması hem de kendi iç siyaset ve gündelik politika gündemimizin darmadağınık olmasının etkileri var.

Ana muhalefet partisi CHP ve Fenerbahçe’de son günlerde yaşanan liderlik yarışlarının domine ettiği bir iç siyaset gündemimiz var. Fenerbahçe’nin kaderi de git gide CHP’nin kaderi ile özdeş hale geliyor neredeyse. Uzun yılların hatalı delege yapılanmasının Fenerbahçe’yi getirdiği tıkanmışlıkla CHP’deki parayı basanın delegeyi yönlendirdiği adil olmayan kurultay sonuçları aslında oldukça birbirine benzer durumda ama bu 7 Haziran’daki kongreden sonra bir yazı konusu, fazla uzatmaya gerek yok şimdilik.

Uzak Ülke meraklısının bileceği gibi oldukça güzel bir western filmin adı (Open Range) aynı zamanda. Biz Uzak Ülke diye başlık atarken hem Amerika’ya, hem de hakikaten (hem bedenen hem de ruhen) bize en uzak diyarlara bir gönderme olsun diye düşündük. Zaten aklı başında kime sorarsanız sorun Amerika uzak ülkedir yani. Amerika’yı gerçekten seven kendi vatandaşlarından başka bir topluluk var mıdır dünya üzerinde bilinmez.

Bu uzak ülkede (ve çeşni olarak Meksika ve Kanada’da) yapılacak Dünya Kupası 11 Haziran’da başlıyor. Bizim maçlar 14’ünde Avustralya ile 20’sinde Paraguay ile ve 26’sında Amerika ile. Amerika ile oynayacağımız son maça 4 puanla çıkarsak yürür gideriz aynı 2002 Kore-Japonya Dünya Kupası’ndaki gibi. FIFA organizasyonlarında ev sahibini fikstürde biraz kollarlar bu yıllardır böyledir. Hem teşekkür faslından hem de yerel heyecan düşmesin diye. Amerika’yı düşünerek öngördükleri bu çapraz eşleşmeli nispeten kolay güzergaha Amerika yerine biz çökebilirsek (Goldman Sacs’ın öngörüsü de bunun başka bir ifadesi aslında) çeyrek final garanti sayılır.

Bizim milli takımımız zıpkın gibi, fişek gibi maşallah. Elimizdeki jenerasyon ve hoca bizi en az üç turnuva daha yukarılarda dolaştırır çok büyük hatalar yapmazsak. Futbolcu menejerleri ve büyük kulüplerin lobileri ne kadar az etki ederse o kadar iyidir bizim çocuklar için. Gereksiz sen-ben çekişmelerinin yeri ve zamanı değil bu günler.

Bir de bizim kontrol edemeyeceğimiz bazı dinamikler var elbette. Ceferin-Trump kafadarların ne düşündüklerini henüz bilmiyoruz. Hiç açık vermediler. Ama aralarından su sızmadığı da bir gerçek. FIFA/UEFA organizasyonlarının çapraz kurla, dövizle, dolarla, euroyla yıllardır bilinen hikayelerini düşününce de insan şöyle bir korkmuyor değil. Karşımızdaki futbol takımından çok hakem zihniyeti bizim için riskli ve onların elinde her zaman Ivan Babek, Matheu Lahoz ve Milorad Maziç türünde silahlar mevcutken tüylerimiz diken diken.

Neyse bekleyelim görelim. Az kaldı. Görelim Mevlâ n’eyler, N’eylerse güzel eyler.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...