BM de kendisini lağvetsin!
“Dozu her geçen gün daha da artan sert güç yarışlarının, kaynağı asırlar öncesine uzanan çetin hesaplaşmaların, bugünü puslu ve yarını sisli bir dönemin içinden geçmekteyiz.
Bugün yaşananları sadece günlük haber akışı olarak görmek, hakikatin kabuğunda oyalanmak olur. Çünkü Gazze’de dökülen mazlum kanı, Lübnan’da ateşkese rağmen yükselen yıkım dumanı, Hürmüz hattında uzun süredir küresel ekonomiyi ve enerji arzını esir alan gerilim, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs’ı da çepeçevre kuşatan ve Körfez’e ulaşan sinsi hesaplar ve Güney Kafkasya’da yeniden şekillenen siyasi denge aynı zincirin halkalarıdır.
Bu karanlık tablonun bir yanında uluslararası düzeni kendi çıkarına göre eğip bükenlerin, hukukla bir oyuncak misali eğlenenlerin düzeni; diğer yanında evladının kefenine sarılan anaların, yurdundan sürülen masumların, açlıkla sınanan, bomba sesleriyle güne uyanan zavallı çocukların yüreklerimizi dağlayan çığlıkları vardır…”
NOKTA!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bugün yaptığı grup toplantısı konuşmasında dünyanın içinden geçtiği türbülans tünelini tüm şeffaflığıyla ifade etti.
Zira dünya siyaset ve diplomasi makamlarının; süslü laflar, alengirli kitabi sözler, demokrasi havariliği, herkese insan hakları ve adalet üzerine parmak sallayan uluslararası örgütler maskesi çoktan düştü!
Bilhassa da Birleşmiş Milletler! BM öyle bir yıkım yaşadı ki ne yapsa, ne dese bu enkazın altından çıkamaz artık. O halde “BM de kendisini lağvetsin!”
Evet Birleşmiş Milletler Örgütü de kendisini lağvetmeli çünkü aslında pek çoğumuzun bilmesine rağmen Epstein Dosyası ile ortaya dökülen ve ispat edilen bilgiler şunu gösterdi insanlığa; uluslararası örgütlerin “suç, adaletsizlik, taraf tutma” adına yemediği nane kalmamış!
Sözde yardım adı altında kaçırılan, işkence edilen, tecavüze uğrayan çocukların uluslararası örgütler tarafından nasıl toplandığını/kaçırıldığını ve kendisini dünyanın efendisi olarak gören siyasetçilere, diplomatlara, iş insanlarına, saraylılara, şarkıcı ve oyunculara nasıl servis edildiğini biliyor artık insanlık! Ki Epstein dosyaların sadece küçük bir kısmı yayınlandı ve dünya sarsıldı, tamamı yayınlansa ne olur dersiniz? Taş taş üstünde kalmaz!
Epstein dosyalarında adı geçen caniler ceza aldı mı? Tabi ki hayır! Bir kısmı sadece “üzgünüm” dedi ve sıyrıldı. Geri kalanı ise hiçbir şey olmamış gibi özür bile dilemeden hayatına devam etti!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözünü ettiği “uluslararası hukukun ve sistemin çöküş dönemi” tam da budur.
“Demek ki mesele karar alınamaması değildir. Mesele, mazlumun soluk borusuna düğümlenen bu mahfillerin bizzat zulme zaman kazandırmasıdır. Lahey’de ise başka bir ibret vesikası önümüzdedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Netanyahu hakkında savaş suçu ve insanlığa karşı suç isnatlarıyla yakalama kararı çıkarmıştır.
Fakat asıl mesele tam da burada başlamaktadır. Çünkü Lahey karar vermekte, fakat bu kararın icrası yine devletlerin siyasi cesaretine, hukuka riayetlerine ve ahlaki omurgasına bırakılmaktadır.
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kendi kolluk gücü yoktur. Netanyahu’yu kapısından çevirecek, yakalama kararını işletecek, sanığı mahkeme huzuruna çıkaracak olanlar yine devletlerdir. İşte küresel düzenin çelişkisi de sözde barış yeminleri etmiş Birleşmiş Milletlerin iki yüzlülüğü de burada bütün çarpıklığıyla ortaya çıkmaktadır. New York’ta veto kalkanı açanlar, Lahey’de işlevsiz söylemlerle vitrinleri süslemekte, icraat vakti gelince dut yemiş bülbül misali köşelerine çekilmektedir. İsrail yönetiminin hesap vermesi ihtimali ufukta belirince, Netanyahu’nun etrafına bir dokunulmazlık zırhı örülmek istenmektedir” diyen Devlet Bahçeli kimselerin zikredemediği fakat insanlığın yüreğini ve zihnini çürüten tüm uluslararası kokuşmuşluğu kürsüden haykırdı.
Uluslararası konferans, forum, panel ve adına her ne derseniz tüm toplu programlarda insanlığa en fazla zulmü yapan ülkelerin temsilcileri ve onların içerideki “vesayetlerinin” tavrı hep şöyledir; çok kibardırlar, tüm alengirli diplomatik cümleleri sarf ederler, konuyla çok ilgileniyorlarmış gibi sürekli rakam ve veri paylaşırlar, Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkeye demokrasi ve insan hakları ihlalleri suçlarını yöneltirler, kadın-çocuk-LGBT başlıklarını çok kullanırlar….
Peki Epstein dosyasından sonra ne oldu? Kürsüden havariliğini yaptıkları her şeyi kendilerinin yaptığı anlaşıldı!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı grup konuşmasında pek çok başlığı anlamlandırdı. Değer kattığı bu başlıklardan biri de gençlere yönelikti. Gençliği her daim anlayan, onlarla dertlenen, onları yüceltmek için adımlar atan Devlet Bahçeli gençlere şöyle seslendi;
“Elbette dünyayı tanıyınız, güzel Türkçemizin yanına yabancı dil de ekleyiniz, başka ülkelerde ilim tahsil ediniz, laboratuvarlara giriniz, araştırmalar yapmaya gidiniz, kürsülerde sesimiz olunuz, sahalarda mücadele ediniz, uluslararası başarılar kazanınız.
Fakat nereye giderseniz gidiniz, kalbinizin ve aklınızın kıblesi Türkiye olsun.
Bu topraklarda kök saldınız, bu milletin bağrında boy verdiniz, bu vatanın ikliminde çınarlaşacaksınız. Nereye giderseniz gidiniz, kutup yıldızınız Türkiye olsun.
Bu topraklarda filizlenen her kabiliyet, dünyanın neresinde olursa olsun Türk milletinin itibarını çoğaltmalı, Türkiye’nin adını yükseltmeli, ay-yıldızlı bayrağımızın şerefini büyütmelidir.
Dünyaya açılın; fakat kökünüzü bu topraklardan, dönüş niyetinizi yüreğinizden, Türkiye biletinizi valizinizden, ailenize tekrar sarılacağınız günü takviminizden eksik etmeyin.
İstikbalinizi başka milletlerin göklerinde aramayın.”
Sözün özüne gelirsek şunu söylemek gerekir; maskelerin düştüğü, tabuların yıkıldığı, güçlü makamların sorgulandığı, her şeyin sil baştanlara tabi olduğu, sabırların tükendiği, samimiyet-anlama-anlaşılma nimetlerinin baş tacı edildiği dönemini yaşıyor. Bu dönemde “yüreklere dokunanlar ve kurtuluşun sembolü Nuh’un Gemisi’ni insanlık için inşa edenler” tarihteki iyiler hanesine yazılacak…