Vakıf üniversiteleri tercih dönemini stres içinde geçirdi
Üniversite tercih dönemi bu sene çok sancılı geçti. Özellikle vakıf üniversiteleri bu sene “para” düşünmekten fazla bir tanıtım yapamadı. Üniversitelerin kurumsal ilişkiler departmanlarının beceriksizliği ise bu yıl tercih dönemine damga vuran bir diğer konu oldu.

Para ile eğitim veren vakıf üniversiteleri bu tercih döneminde tarihlerinde hiç olmadığı kadar para düşündü. Eğitim ücretlerine yapılan fahiş zamlar herkesin diline düştü. Özellikle tıp fakültelerine yapılan ve milyonları bulan yıllık eğitim ücretleri tıp eğitimi almak isteyen öğrencileri korkuttu. Üniversite tercihinde bulunacak bulunacaklar üniversitelerden çok ücretlerini incelemekle geçirdiler zamanlarını. Üniversiteler gerçekten de acımadı desem abartı olmaz. Basında ve sosyal medyada en çok gündem olan Türkiye’nin en pahalı bölümler şöyle sıralandı:
| İstanbul Nişantaşı Üni. (Tıp): 3.740.000 TL Acıbadem Üni. (Tıp): 3.300.000 TL Koç Üni. (Tıp): 3.249.000 TL Üsküdar Üni. (Tıp): 2.495.000 TL Bahçeşehir Üni. (Tıp): 2.415.000 TL Yeditepe Üni. (Tıp): 2.300.000 TL İstanbul Gelişim Üni. (Diş Hekimliği): 2.295.000 TL Sabancı Üni. (Tüm Lisans): 2.170.000 TL İstanbul Bilgi Üni. (Hukuk): 2.092.500 TL Özyeğin Üni. (Lisans): 1.975.000 TL |
Bu liste bu yılın en pahalı bölümleri olarak tarihe geçti. Bu rakamlara bakınca dürüst olarak bu paraları hangi aile nasıl öder diye bende kendi kendime düşündüm. Bu devirde çocuk okutmak gerçekten de çok zor. Bu rakamlara bir de yol, yemek, barınma gibi giderleri eklersek rakamların nereye çıkacağını siz tahmin edin.

YÜZDE YÜZÜN ÜSTÜNDE ZAM YAPILDI
2026-2027 eğitim-öğretim yılı vakıf üniversitesi öğretim ücretleri, bir önceki yıla göre yüzde 159’a varan zamlarla rekor seviyelere ulaştı ve genel lisans programlarında yıllık ortalama maliyet 458.000 TL seviyesine yükselmiştir. Tıp, Diş Hekimliği, Hukuk ve Pilotaj gibi yüksek maliyetli prestijli bölümlerde ise burssuz yıllık ücretler 1.500.000 TL ile 3.740.000 TL arasında değişiklik gösterdi.
Yukarıdaki liste “top” liste ancak altta kalan listelerde de bir farklılık yok. Bu fiyatlar bir de peşin fiyatlar. Bu ödemeyi eğer kredi kartıyla taksitle ödemek isterseniz bu durumda bir de uyanık bankalara faiz ödemeniz lazım ki o ayrı bir maliyet.
Bu yıl vakıf üniversitelerin yüzde 90’ı çok yüksek zam oranlarıyla çıktı karşımıza. Bunu onlara sorduğunuzda ise hiçbir bahane bile sunamadılar. Demek ki bunlar ya parasız kaldılar ya da gelir ve kâr hırsları zirve yaptı. Yüksek fiyatlı üniversitelerin yanı sıra özellikle fiyatlarını optimum düzeyde tutmak isteyen ve bununla adeta mücadele eden üniversiteler de oldu.
Bu üniversitelerden biri İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi. Üniversitenin rektörü Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu yüksek öğretim ücretleri ile ilgili olarak “Bu üniversiteler birer vakıf üniversitesi. Biz de öyleyiz. Dolayısıyla giderlerimize ve yatırımlarımıza yetecek kadar zam yaptık” açıklamasını yaptı. Yaşar Hacısalihoğlu ile bizzat konuştum bana üniversite olarak bu konuya çok önem verdiklerini söyledi ve İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesinde tıp eğitimi almanın maliyetinin yıllık 652.800 TL olduğuna vurgu yaptı. “Bu bizim en yüksek fiyatımız” dedi.
Vakıf üniversiteleri içinde öğrenci ve aile dostu eğitim ücretleri belirleyen bir diğer üniversite de İstanbul Galata Üniversitesi oldu. Bu üniversite de diğer vakıf üniversitelere göre çok daha uygun ücretler belirledi.
ARA SINIFLARIN ZAMMI YÜZDE 25
Bu yıl ücretlendirmede en çok tartışılan konulardan biri de ara sınıflara yapılacak zam oldu. Vakıf üniversiteleri özellikle ara sınıflarda eğitim gören öğrencilerin eğitim ücretlerine yüksek zam yapmak istedi ama bu aşamada devreye YÖK girdi onları frenledi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kararı uyarınca, bu yıl ara sınıf öğrencilerinin kayıt yenileme zam oranı yüzde 25 ile sınırlandırılmış olsa da yeni kayıt yaptıracak hazırlık ve 1. sınıf öğrencileri için fiyatlar üniversitelerin kendi mütevelli heyetleri tarafından serbestçe belirlendi. YÖK’un ve YÖK başkanının bu konudaki hassasiyetini ben çok biliyorum. Her yıl bu konuda gerekli müdahaleyi yapıyor ve öğrenci ile aileleri tabiri yerindeyse kazıklanmaktan koruyor.

Vakıf üniversitelerinin eğitim ücretleri konusunda tamamen öğrenci odaklı, şeffaf ve denetleyici bir yaklaşım sergileyen Prof. Dr. Erol Özvar, son dönemde yaşanan fahiş fiyat artışları ve ara sınıf zammı ihlalleri üzerine vakıf yükseköğretim kurumlarına bizzat kendi imzasıyla çok sert bir "uyarı ve talimat yazısı" gönderdi.
YÖK Başkanı'nın bu kararlı duruşu, Yükseköğretim Kanunu’na eklenen yasal düzenlemeye dayanıyor. Bu kanuna göre, hazırlık ve 1. sınıf dışındaki (ara sınıflar) eğitim ücretleri, Haziran ayı yıllık ÜFE ve TÜFE ortalamaları dikkate alınarak YÖK tarafından belirleniyor. Özvar, üniversitelerin mütevelli heyetlerinin bu yasal sınırı aşarak kendi başlarına ara sınıf fiyatı
belirleyemeyeceğini kesin bir dille bu yıl da belirtti. Çok dürüst söylemek isterim ki iyi ki YÖK var yoksa bazı vakıf üniversiteleri işin ucunu öyle bir kaybedecekti ara sınıflarda bile bol sıfırlı tarifeler görecektik.
Ara sınıflarda eğitim alan öğrencilerin eğitim ücretlerine yapılan zamlar konusunda en iyi ve öğrenci dostu uygulamayı İstanbul Nişantaşı Üniversitesi uyguluyor. Nişantaşı Üniversitesi öğrencilere ara sınıflarda zamsız tarifeler uyguluyor. Yani birinci sınıfa girerken ücret 10 TL ise bu mezun oluncaya kadar sabit kalıyor mezun oluncaya kadar her yıl 10 TL ödüyor. Bu güzel bir özellik ama üniversite bu sene bunu tanıtımda çok fazla duyuramadı. Geçtiğimiz yıl en büyük ve mükemmel bir outdoor reklamı yapan Nişantaşı Üniversitesi nerdeyse İstanbul’un tüm yollarını üniversitenin reklam bayraklarıyla süslemişti.
EN ÇOK DİJİTAL MEDYA KULLANILDI

Reklam ve tanıtım demişken üniversitelerin bu yıl yaptığı reklamları da epey takip ettim. Bu yıl en popüler reklam mecrası dijital medya ve açıkhava reklamcılığı oldu. TV pahalı olduğu için az sayıda üniversite televizyon da reklam verdi. Bunlar içinde en çok karşımıza çıkanlar Medipol Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi oldular. Bu üniversitelerden Bahçeşehir Üniversitesi girişimcilere 200 milyon liralık yardımda bulunduklarını anlatan bir reklam verdi ama bence bu çok saçma bir reklamdı zaten çok ses de getirmedi hatta anlaşılmadı bile çünkü öğrenciler ve aileleri sadece eğitim ücretlerine odaklandılar.
İstanbul Medipol Üniversitesi her yıl profesyonel bir ekiple çalışıyor ve reklam verme konusunda cool ve nokta atışları yapmayı başarıyor. Bu yıl da öyle oldu. Bunun dışında yazılı basında gazetelerin özel tercih eklerine reklam veren üniversiteler bol bol dijital reklamcılığı kullandı. Google ads en çok kullanılan reklam türü oldu. Hemen hemen tüm üniversite küçük büyük bir reklam bütçesi ayırdı bu yıl tanıtım döneminde.
Reklamlarda ve tanıtımlarda ortalıkta fazla gözükmeyen üniversiteler de oldu. Yeditepe Üniversitesi, Haliç Üniversitesi, Okan Üniversitesi, Esenyurt Üniversitesi, Gedik Üniversitesinin reklam ve tanıtım konusunda pek bir şey yaptığını görmedim. Haliç Üniversitesi kendi sosyal medyasını güzel kullandı diyebilirim. Tercih döneminin ilk açıkhava reklamlarını bu yıl İstanbul Kent Üniversitesi kullandı. Daha tercih dönemi başlamadan yaklaşık on gün önce İstanbul’un değişik semtlerinde bayraklarını caddelere koydular.

KURUMSAL DEPARTMANLAR SINIFTA KALDI
Üniversitelerin bu tercih döneminde reklam ve tanıtım faaliyetlerini kurumsal departmanlar ve tanıtım departmanları yürüttü. Şunu söylemek isterim ki üniversitelerin yüzde 95’inin kurumsal departmanları rezil durumda. Çeşitli röportajlar yapmak için iletişime geçtiğim bazı üniversitelerin kurumsal ve tanıtım departmanlarında çalışan insanların beceriksiz, cahil ve tanıtımın ne olduğundan habersiz olduğunu gördüm. Bu vakıf üniversiteleri bu elemanları nerden buluyor? Bu departmanları nasıl kuruyor? Bu kadar bilgisiz ve iletişim özürlü iletişim departmanları olabilir mi! Demek ki olabiliyormuş. Vakıf üniversiteleri ya ucuza eleman çalıştırmak için kalitesiz personeli işe alıyor ya da işi bilmeyen insanlar bir şekilde bu kurumlara kendilerini satıyorlar. Oysa kurumsal departman, tanıtım departmanı bir kurumun en önemli yaşam damarı. İyi bir kurumsal departman bir üniversiteyi uçurur.
Kurumsal departmanlardaki İK kalitesi inanılmaz kötü. Ne genel bir strateji geliştirebilen ne üniversite için bir tanıtım stratejisi geliştirebilen ne de yaratıcı işler yapabilen insanları doldurmuşlar vakıf üniversiteleri. Medya ile ilişkileri sıfır, gazeteci tanımaz, medyaları bilmez dünyadan bir haber tiplerle dolu kurumsal departmanlar. Bu departmanlara bu paraları vereceklerine o departmanları kapatsınlar daha çok kâr ederler.
TERCİH ORANLARI YİNE DÜŞER Mİ?
Vakıf üniversitelerinin bu yıl tercih döneminde yaşadığı tedirginlik her aşamada karşımıza çıktı. Geçen sene yüzde 75,8 seviyelerinde kalan vakıf üniversiteleri bu yıl tedirgin. Çünkü 2024 yılında tercih edilme oranları yüzde 91,14, 2024 yılında ise yüzde 90,6 seviyelerindeydi. 2026 yılında bu oran 2025 yılının oranı olan yüzde 75,8’in altına da düşer mi yoksa artar mı herkes bunun soruyor. Bence bu oran 2026 yılında en iyi 2025 yılı ile benzer olur düşerse de hiç sürpriz olmaz. Bu stres altında tercih döneminde tanıtım maçlarına çıkan vakıf üniversiteleri çok stresli bir imaj çizdiler. Bu krizi iyi yönetemediler ve özellikle kurumsal departmanları sınıfta kaldı.

Vakıf üniversiteleri bu stresi yaşarken streslerini idari personellerine ve akademisyenlerine de hissettirdiler. Hocalarına tabirimden dolayı affedin ama adeta bir sokak köpeği gibi davranan üniversiteler de oldu. Onlarca şikâyet geldi bana. Şikayetlerin hepsini dikkatlice okudum ve sakladım. Hocalarını call center’da kullananlardan tutun da, hocalarını tüm gün mesai uygulayarak “öğrenci (müşteri) toplamalarını isteyenlere kadar aklınıza gelen her türlü davranışı sergileyerek aslında kendilerini rezil ettiler. En komiği ve anlamsızı ise vakıf üniversitelerinin nerdeyse tamamının idari personeline ve akademisyenlerine tercih dönemi boyunca 3 haftalık süre içinde yıllık izin kullanmalarını yasaklaması. Tercih döneminde bir köle gibi üniversitede olmak zorundaydı tüm çalışanlar. Hiçbir şekilde bir günlük bile izin kullanmak yasak. Bunu mahkemeye götürsen o kurum mahkemeyi kaybeder, anayasa mahkemesine gitseniz, AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi)’ne gitseniz yine kazanırsınız ama vakıf üniversiteleri bunu düşünemiyor ve ihlali uyguluyor.
Bunlara bir de çocuklarımızı gençlerimizi emanet ediyoruz. Söyleyecek kelime bile bulamıyorum…