Acılar ayrışınca, zaferler yan yana durunca gelir
Yürekli Bilge; şikayet etmez, sorunlar ve çözümler arasında muhteşem köprüler kurarak, ‘kırılmış dallar’ üzerinden yeni baharlara nasıl varılacağının ilhamlarını verir.
Tarih; ‘adını, yüreğini ve cesaretini tarihe yazdırmış bilge ve yürekli insanların değerli zamanlarını, boş sözler ve sonuçsuz tartışmalarla harcamadığını’ her fırsatta bize hatırlatır…
Yürekli Bilge; yaşadığı tüm acılara rağmen nefret veya intikamla değil, diyalog, haysiyet, insanlık, sağduyu, barış mesajlarıyla ortaya çıkar. Kocaman beyaz sayfalar açmayı bilir ve topluma da ilham kaynağı, rehber olur.
‘Yürekli Bilgeyi’ gerçekten harika yapan şey de budur aslında.
Yürekli Bilge sorunlardan şikayet etmez, sorunları analiz ederek çözümler arar. Ve bulduğu çözüm merkezleri üzerinden köprüler kurma, barış yaratma, insanları bir araya getirecek ve KARA TİPİ’den koruyacak ‘ateşi yakma’ cesaretine sahiptir…
Biliyor ve inanıyorum ki; yeni dünya nizamına ‘yürekli bilgenin’ mührü basılacak…
Yürekli Bilge’ye göre:
Barış asla zayıflık değildir! Kardeşlik de teslim olmak değildir! Bazen en büyük cesaret ve zafer, birbirimize doğru attığımız ilk adımdır. Ya da ‘özür dilerim’ diyebilmektir. Ya da ‘seni çok seviyorum’ diyerek sarılmaktır… Veyahut da ‘ben varım çünkü sen varsın, o halde BİZ iyi ki varız’ demektir…
‘Keskin sirke küpüne zarar’, ‘su testisi su yolunda kırılır’, ‘rüzgar eken fırtına biçer’ üzerinden çıkarılacak derslerle YÜREKLİ BİLGE’nin su misali ilhamıyla; sırtımızdaki asırlık yükleri atmanın ve ruhlarımızı, zihinlerimizi, cümlelerimizi azat etmenin tam vaktidir şimdi, en çokta kendimiz için…
Ve uyandığımız her yeni günde YAKINMA YEKİN demenin de vaktidir şimdi, en çok da evlatlarımız için…
Atasözleri ve özlü sözler diyarı ülkemizin tarihi, sayısız acı ve zaferle dolu.
ACILARI; ayrışınca,
ZAFERLERİ de; yan yana gelince yazdırmışız tarihe bunu da unutmamalı ve unutturmamalı…
MİSAL İSTANBUL’UN FETHİ
Fatih Sultan Mehmet’ten önce defalarca İstanbul’un fethi denenmiş fakat başarılı olamamış kimseler.
Çünkü ‘fetihlerin başarıları ya da hezimetleri’ fethedilecek kalelerin ihyasıyla ya da yoksunluğuyla’ şekillenirmiş…
İstanbul Fatih Sultan Mehmet öncesinde de defalarca kuşatıldı ve fethedilmeye çalışıldı. Çünkü İstanbul her devrinde bir peri masalı gibi mucizeler diyarı olmuş. Bu özelliği, güzelliği, cazibesiyle üzerine kim bilir kaç şiir, roman, beste yazıldı İstanbul’un…
İstanbul’u Fatih Sultan Mehmet fethetti çünkü; o dönem İstanbul halkı ayrı gayrı düşmekten ve sorunlarla mücadele etmekten yorulmuştu bu nedenle ‘iç cephe” tarumar olmuştu.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinde cesareti ve zekasıyla birlikte insanları etrafında kenetleyecek cevherlere de sahip olması etkili oldu.
Zaten ‘içeride tüm bağlarını kaybeden’ halk Fatih Sultan Mehmet’in fetih işini kolaylaştırdı.
Bu nedenle Yürekli Bilge Devlet Bahçeli’nin iki yıldır üzerine basa basa vurgu yaptığı ‘iç cephenin güçlenmesi’ başlığı çok önemlidir.
Dünya savrulurken ve kavrulurken devletlerin tek kurtuluş umudu ‘iç cephenin kenetlenmesidir’…