Güven ruh gibidir ayrıldığı bedene tekrar nefes olmaz!

YAYINLAMA:

Çoğu zaman şöyle bir ruh-mantık haline maruz bırakılır birey; “bu yaşananlar/yansıyanlar hiç içime sinmiyor ve mantığım almıyor çünkü her şey gerçek olamayacak kadar saçma, kötü, illegal! Fakat yetkililerden-kimselerden ses çıkmayınca tek sorunlu ben miyim diye de düşünüyorum çünkü ‘yetkili mekanizma’; bu yaşananları legal görüyor, her yerde yer veriyor, lansmanını yapıyor, işin içine dahil ediyor, ‘bunlar olmamalı’ diyenleri de dışarı atıyor!..”

Böylesi ruh, mantık, endişe, uzak durma tavrınızdan bir süre sonra balon patlayınca da herkes bilhassa da ‘İşin merkezindekiler’; aylar ve yıllar önce düşündüklerinizi bangır bangır ilan etmeye başlıyorlar!
Siz de her seferinde “ya sabır” diyerek izliyorsunuz tüm güven limanları birer birer yanıp kül olurken! Zira öyle kısır döngüler yaratılmış ki “camdan dolaplar” içerisinde, kötüye hizmet etmeyi reddedip doğru oynamakta ısrar edenler işin dışında bırakılıyor!

SÖZDE FENOMENLERİ DE BİLİYORDUK

Fon meselesi de, tıpkı ‘sözde fenomenler’ gibi. Yıllardır küçük bir kesimin “bunlar büyük sahtekarlıkların tezgahtarlığını yapıyor” diyerek tepki gösterdiği fenomenlerin balonu patladı. Bu fenomenlerin geçmediği kapı, yer almadığı basın-medya kalmamışken balon patlayınca lansman yapanların hepsi bir anda karşı tarafa geçti ve tavır aldı fenomenlere. Sonra da bir zamanlar yere göğe sığdıramadıkları fenomenleri suçlu ilan etmeye başladılar.

FON KRİZİ DE GELİYORUM DEMİŞTİ

Günlerdir “fon krizini” ve her şey alenen ortada olmasına rağmen “görmezden gelinen ve suskun kalınan” durumları konuşuyoruz. İLK KEZ ülke olarak herkes “aynı fikirde, aynı kararlılıkta, aynı hayal kırıklıklığında ve aynı ADALET” arayışında.

İlk kez her partiden ve her kesimden tüm toplum; adaletin kestiği parmağı görmek istiyor ya da varsa bir oyun bozmak istiyor...
Zira dünyanın ve bölgenin geldiği savaşlar, çatışmalar, kaoslar noktasında toplumlar fazlasıyla gergin ve tahammülsüz.

BALON ÜFLEYİCİLERE AĞIR YASALAR GELMEDİ

Her anlamda değişim, gelişim, revizyon sürecini yaşarken “yeni nesil suçlar” başlığı da geniş çerçevede insanlığın gündemine geldi oturdu baş köşeye.

Devletlerin tek kontrol-ceza mecrası; basın, medya, kitaplar, sokaklar değil artık!

Sosyal medya, youTube kanalları, haber siteleri, haber kanalları, iletişim kanalları, oyun siteleri ve daha nicesi kirlenme ve toplumu kirletme alanı olarak kullanılabiliyor. Bu geniş çerçevenin kontrol mekanizması da “yeni nesil mücadele ve yeni nesil cezalar” ile taçlandırılmalı.

Zira bu alanlar önce kâğıttan aslanlar yaratıyor topluma pazarlıyor sonra işi bitince de o aslanları yakıp kurtuluyor. Kaybeden ise; onlara inanıp peşlerine düşenler, dolandırılanlar, yuvası dağılanlar, yitip gidenler oluyor!

 IRAK YAPTIYSA TÜRKİYE NEDEN YAPAMASIN?


Irak, Başbakan Falih Zeydi ile; yolsuzluk, usulsüzlük, illegal işler, kul/vatandaş hakkı başlıklarındaki tüm kanserli parçaları göreve gelir gelmez kesip atmaya başladı. Ki atmak zorundaydı yoksa Irak, girdiği türbülanstan çıkamayacaktı.
Başbakan Falih Zeydi’nin bu konudaki tek avantajı şuydu; hiçbir parti/teşkilat bağı ve geçmişi olmaması…
Başbakan Zeydi hiçbir siyasi bağı olmadığı için dışarıdan bağımsız bir isim olarak seçildi ve sistemin içindeki tüm sorunlara parti gözetmeksizin neşter vurdu, mal varlıklarına el koydu, cezaevine attı, affetmedi…

Bu hızlı ve kararlı tablo Iraklıları mutlu, umutlu, güvenli kıldı.

FON KRİZİ PARTİLERE NE KATAR NE ALIR?


Dilerseniz “fon krizinin” partilere yönelik ihtimal yansımalarını kısa bir özet halinde yazalım:

- Bu saatten sonra fon realitesinin, diğer yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin üzerine gitmeyen siyasetçi-parti halk desteğini kaybeder.


- Her verinin somut bir şekilde ortada olmasına rağmen tatmin edici bir açıklamanın gelmesi ve bir adım atılması gerekiyor AK Parti tarafından. 


- Tüm partiler de tıpkı tüm vatandaşlar gibi “eşit adalet” duruşu sergilemek, yan yana gelmek ve varsa parti içlerinde bu işlere bulaşanlar “kendi elleriyle teslim etmek” zorundalar. Bu duruş bürokrasiyi de besler ve güçlendirir. 

Özetle mesele fon krizinden ziyade “Türkiye Cumhuriyeti’nin en keskin virajı” meselesidir!

BEKLENEN AÇIKLAMA DEVLET BAHÇELİ’DEN GELDİ


“Defaatle söylediğimiz gibi siyasette aklanma ve arınma sağlanmalı kimse töhmet altında kalmamalı, diğer yandan da sorumlular hukuk önünde hesabını vermelidir” diyen Devlet Bahçeli herkesin merakla beklediği açıklamayı yaptı.

 Terörsüz Türkiye ilanı ile bölgede; uyanış, temizlik, arınma, huzur, umut, güven, kalkınma meşalesini yakan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ikinci bir güven meşalesi yaktı…

Zira şu an kim ne dese az, ne anlatsa anlamsızdı; Devlet Bahçeli’den başka!

Bu mesele; en az Terörsüz Türkiye-bölge kadar mühimdir! Bu mesele; sosyolojik-psikolojik bir kırılmadır!
Bu mesele; gerekenler yapılmazsa büyük zihni, fikri, ruhi tsunamilere gebedir!
 

CEVAPLARI İÇİNDE SORULAR

1) Mikroda kırılamayan prangalar ile makroya nasıl ulaşabiliriz ve hitap edebiliriz güçlü Türkiye olarak?

2) Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye’nin temeli olarak ilan ettiği “iç cepheyi” nasıl güçlendirebiliriz?

3) Birbirimize güvenmezsek nasıl büyüyebilir ve ilerleyebiliriz?

4) Terörsüz Türkiye ile paslı prangaları kırmak üzere yola koyulmuşken, kurulan tuzaklara düşmemek gerekirken bu tarz oyunlara düşmemek için şeffaf ve adaletli olmak gerekmiyor mu? 

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...