Zekice dönüşler…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“Eşref Rüya” bitti ama belli ki Eşref bitmedi. TİMS&B bu kez Çağatay Ulusoy’un oynadığı Eşref’in geçmişine gidiyor. “Eşref Tek” adıyla Prime Video için hazırlanan yeni yapımda Eşref’in henüz bugünkü Eşref olmadığı yılları izleyeceğiz. Kıbrıs’ta Kadir’le yollarının kesişmesini, İstanbul’un yeraltı dünyasına girişini ve Rüya’yı aradığı yılları göreceğiz. Çağatay Ulusoy’un yanında Görkem Sevindik de kadroda.

Bence çok doğru bir fikir… “Eşref Rüya” tuttu, ciddi bir seyirci kitlesi oluşturdu ve Eşref karakteri sevildi. Üstelik artık nerelerde hata yaptıklarını da biliyorlar. Özellikle son dönemlerde hikâye gereksiz uzamış, aynı şeyler dönüp dolaşıp tekrar edilmeye başlamıştı. Şimdi o hataları yapmadan Eşref üzerinden yepyeni bir hikâye anlatabilirler.

Ve bu kez Prime Video’dalar. Yani reyting kaygısı yok, uzun bölüm süreleri yok, hikâyeyi sündürmek zorunda değiller. Eşref’in dünyasını çok daha özgür anlatabilirler.

Bir de “Eşref Rüya”nın son dönemlerinde oyuncular arasındaki gerginlik o kadar hissediliyordu ki izleyene de yansıyordu. Yeni hikâyede kadronun büyük ölçüde değişmesi bence bu açıdan da iyi olacak. Demet Özdemir’in kadroda olmayacağını sanırım hepimiz biliyoruz. Elbette yeni bir kadın karakter gelecektir. Umarım bu kez Çağatay Ulusoy’la gerçekten iyi anlaşan biri gelir de biz de ekrandan başka şeyler hissetmek zorunda kalmayız.

Lütfen benzemesin! 

OGM Pictures, Show TV için yeni bir dizi hazırlıyor: “Deli Divane”. Hikâyenin bir bölümü Antep’te geçecek. Birbirine düşman iki ailenin gençleri arasında başlayan bir aşk izleyeceğiz. Senaryoyu da “Sahipsizler”in ekibi yazıyor. Oyuncular, yönetmen, çekim ve yayın tarihi henüz belli değil. Ama konu ortaya çıkar çıkmaz “Yalı Çapkını” benzetmeleri başladı.

Şimdi “Yalı Çapkını” çok ses getirdi, çok izlendi, eyvallah. Ben de herkes izliyor diye bir dönem izledim. Başlangıçta güzel de başlamıştı. Ama uzadıkça saçmalayan, hikâyesini dağıtan ve sonunda ne anlattığını benim bile anlamadığım bir işe dönüştü. Hatta son yıllarda senaryosu bu kadar kötü yönetilen çok az dizi hatırlıyorum.

O yüzden “Deli Divane”nin daha başlamadan “Yalı Çapkını”na benzetilmesi benim için pek iyi haber değil. Benzerlik kurulacak malzeme de var, kabul. Ama umarım benzerlik orada kalır ve aynı yolu izlemeye kalkmazlar. Üstelik bu konuda yalnız olduğumu da sanmıyorum. “Yalı Çapkını”nı izleyip benim gibi illallah eden ciddi bir seyirci var.

Bu benzetmeden ötürü önyargılı davranıyor da olabilirim. Kim bilir, belki de çok güzel bir iş çıkacak. Ama umarım benzerlik sadece Antep’le kalır. Çünkü bizim artık başka hikâyelere, daha yaratıcı fikirlere ihtiyacımız var. Bunu yapacak zekâda insanımızın da olduğunu düşünüyorum.

Emin misiniz? 

“Kara Kuyu”yu daha önce de yazmıştım. O günden bugüne senaryoda değişikliğe gidildi. Özge Törer’in oynadığı Fikriye önce savcıydı, şimdi öğretmen olmuş. Eee? Savcı değil de öğretmen olunca ne değişti? Yıllar sonra memleketine dönen bir kadın, geçmiş, aile sırları, intikam, hesaplaşma... Artık milletin izlemediği hikâyeler bunlar. Aynısını daha kaç kere çekeceksiniz?

Oyuncu tarafında da fikrim değişmedi. Hikâye Özge Törer’in sırtında ve ben hâlâ bu hikâyeyi taşıyabileceğini düşünmüyorum. Onur Tuna’nın da tek başına bu işi kurtarmaya gücü yetmez. Yok, illa bu işi çekeceğiz diyorsanız ya hikâyede çok büyük sürprizler olacak ya da başroller öyle ters köşe isimlerden seçilecek ki insan aynı hikâyeyi bir daha izlemek isteyecek. Şu an ikisi de yok. Daha önce böyle düşünüp beni yanıltan oyuncular oldu ama Özge Törer’in beni yanıltacağını hiç düşünmüyorum.

OGM Pictures’ın Kanal D için hazırladığı diziyi Nezaket Coşkun yönetiyor, Deniz Akçay yazıyor. Okuma provası yapıldı. Çekimlerin 4 Ekim’de İstanbul’da başlaması, ardından Tokat’ta devam etmesi planlanıyor. Yayın tarihi henüz belli değil ama ben “Kara Kuyu”nun Ocak’a yetişeceğini düşünüyorum.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...