Balkanların Beyaz Sakallı Ferahlığından Soykırımın Karanlığına: Ayvaz Dede, Srebrenitsa ve Umut Tüneli

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Balkanlar denilince akla iki ayrı dünya gelir. Bir yanda yüzyıllardır süregelen o huzur, hoşgörü ve manevi derinlik; diğer yanda ise yakın tarihimizin en kanlı, en zalim yırtılışları...

Geçenlerde Bosna-Hersek coğrafyasının o sarp dağlarına, yeşilin her tonunu barındıran vadilerine bakarken insan ister istemez soruyor: Nasıl oldu da aynı topraklarda hem Ayvaz Dede’nin o birleştirici duası çınladı hem de Srebenitsa’nın o sağır edici sessizliği yükseldi?

PRUSAC DAĞLARINDAKİ MUCİZE: AYVAZ DEDE VE İNANCIN BEREKETİ

Bosna’nın kalbinde, Prusac (Akhisar) kasabasında her yıl coşkuyla yad edilen Ayvaz Dede Şenlikleri, sadece fethin veya tarihin değil; sarsılmaz bir inancın ve adanmışlığın simgesidir.

Söylenceye göre, kuraklıktan kırılan kasaba halkı için Ayvaz Dede günlerce dağlarda duaya durur. Tam 40 gün 40 gece süren o halvetin ve yakarışın ardından, suyu kapatan dev kaya yarılarak halka hayat taşır. İşte o gün bu gündür, binlerce insan atlarıyla, sancaklarıyla ve dualarıyla o kayanın önünden geçer.

Ayvaz Dede Şenlikleri, Bosnalı Müslümanların (Boşnakların) bu topraklardaki kimliğidir, direncin ve dirilişin sembolüdür. O dua kayası yarılmasaydı, belki de Boşnak kimliği bu kadar köklü bir nehir gibi akmayacaktı.

TARIHIN EN KARA LEKESİ: SREBRENİTSA SOYKIRIMI

Ne var ki, Ayvaz Dede’nin o bereketli dualarının yeşerttiği topraklara, 20. yüzyılın sonlarında insanlık tarihinin en utanç verici karanlığı çöktü: Srebrenitsa.

Avrupa’nın göbeğinde, Birleşmiş Milletler’in "güvenli bölge" ilan ettiği bir sığınakta; sırf Müslüman oldukları için 8 binden fazla Boşnak erkeği, çocuğu, yaşlısı sistemli bir şekilde katledildi. "Mavi kelebeklerin" izinde bulunan toplu mezarlar, o topraklara ekilen nefretin ne kadar gözü dönmüş olduğunu tüm dünyaya kanıtladı.

Mladiç ve çetesinin Okyanus ötesinden, Batı’nın ikiyüzlü seyirciliğinden aldığı güçle işlediği bu soykırım; sadece Boşnakların değil, vicdan sahibi her insanın yüreğinde kanayan kapanmaz bir yaradır.

BİR MİLLETİN NEFES BORUSU: UMUT TÜNELİ (TUNEL SPASA)

Srebrenitsa’da kıyım yaşanırken, kuşatma altındaki Saraybosna ise tam 1425 gün boyunca dünyaya direniyordu. Dışarıyla hiçbir teması kalmayan, tepelerden yağdırılan bombalarla yok edilmeye çalışılan bir şehir nasıl hayatta kalabilirdi?

İşte orada, havaalanının altından kazılan 800 metrelik Umut Tüneli (Tunel Spasa) devreye girdi.

Bir evin oturma odasından başlayıp özgür bölgeye açılan o daracık, çamurlu tünel; sadece mühimmat veya gıda taşımadı. O tünelden bir halkın yaşama azmi, bağımsızlık sevdası ve insanlık onuru geçti. Aliya İzzetbegoviç’in liderliğindeki o şerefli direniş, o tünelin sunduğu kısacık nefes borusu sayesinde ayakta kaldı.

HAFIZAYI DİRİ TUTMAK

Bosna, bize iki şeyi aynı anda öğretir:

Biri, Ayvaz Dede’nin duasıdır; inancın, kenetlenmenin ve sabrın kayaları bile yarabileceğini gösterir. Diğeri ise Srebrenitsa ve Umut Tüneli’dir; unutmanın ihanet olduğunu, uyursak ölümün ve zulmün yeniden gelebileceğini hatırlatır.

Bilge Kral Aliya’nın dediği gibi: "Soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır."

Bizler hem Ayvaz Dede’nin o bereketli gür sesini duymak hem de Srebrenitsa’nın çığlığını hafızalarımızda diri tutmak zorundayız. Çünkü bu coğrafyada hayatta kalmanın yegâne yolu, unutmamaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...