Çocuklarımıza Telefonu Değil, Hayatı Öğretelim…
Cep telefonları, sosyal medya ve diğer tüm teknoloji araçları artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Hal böyleyken şu soruyu kendimize sormamız gerekir; Teknolojiyi biz mi yönetiyoruz, yoksa teknolojinin esiri olduğumuz için o mu bizi yönetiyor?
Çocuklarımızın teknolojiyle kurdukları ilişkide ailelerin rolü büyük. Çünkü çocuklarımız sadece söylediklerimizi değil, yaptıklarımızı ve sergilediğimiz davranışları örnek alıyor. Biz ebeveynler olarak elimizden telefonu düşürmüyorken, sofrada yemek yerken bile o ekranlara bakıyor ve günümüzün çoğunluğunu sosyal medyada geçiriyorken, onlardan farklı bir tutum sergilemesini beklemek ve sosyal medya kullanmamasını istemek doğru olur mu? Elbette hayır.! Ne demişler ‘ilk eğitim ailede başlar’ diye.. Çocuklarımızın ilk öğretmenleri ebeveynler olarak bizleriz. Bir de birçok anne-baba çocuklarımız hiç kitap okumuyor diye dert yanıyor. Biz onlara kitap okumanın önemini anlatırken, bizim elimizde kitap görmeyip, üstelik sürekli elimizde telefonda görünce işte o zaman ciddiye alınmıyor, bu da söylem ve eylem arasındaki farkı ortaya çıkartıyor. Unutmamak gerekir ki çocuklarımıza doğru alışkanları kazandırmanın ilk adımı, onlara örnek olabilmekten geçiyor.
Buradaki mesele sadece çocukların ekran başında geçirdiği zaman da değil. Ne yazık ki dijital dünya ve teknoloji biz yetişkinlerinde iletişim alışkanlıklarını değiştiriyor. Bir arkadaşımızla sohbet ettiğimiz sırada telefonumuza bakmak, mesajlara cevap vermek, dost ve aile ortamında bulunduğumuz sırada konuşmamak, bir zaman sonra ilişkilerimizin zayıflamasına neden oluyor. Hatta öyle bir duruma geldik ki; aynı evde yaşayan aileler yerinden kalkıp seslenmek ya da bir şey istemek yerine telefondan mesaj gönderiyoruz. Bu kadar olmamalı.! Bunun dışında üstelik aile içinde konuşacağımız özel meseleleri bile bizi hiç tanımayan binlerce insanlarla sosyal medyada paylaşıyoruz. Bu doğru değil. Hiçbir iletişim aracı ve dijital platform aile içi iletişimin yerini tutamaz. Biz bu hareketleri yaptığımızda çocuklarımızın beyninde hafıza kartına bunlar tek tek yükleniyor.
Çocuklarımızın daha az ekran, daha çok kitap, daha az sanal alem etkileşimi, daha çok yüz yüze iletişimle büyümesi için önce onlara örnek olmalı ve kendi olumuz alışkanlarımızı gözden geçirmeli ve değiştirmeliyiz.
Unutmayalım ki; ‘’çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras son model bir telefon ya da teknoloji aletleri değil, kendilerini güvende ve huzurda hissettikleri, dinlendiklerini ve de sevildiklerinin yanı sıra düşüncelerinin önemsendiğini bildikleri bir aile ortamı bırakmaktır..’’