Henüz altı yaşındayken Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi İlköğretim Okuluna yetenek bursuyla kabul edilen Demirkan Yay, burada aldığı viyola ve piyano eğitimiyle temelini sağlamlaştırdı. On yaşında konservatuvardan ayrılarak genel akademik eğitime yönelme kararı alsa da enstrümanından kopmadı. Viyola çalışmalarını bireysel disipliniyle sürdüren Yay, alanında uzman isimlerle çalışarak uluslararası ustalık sınıflarına katıldı.
Hem Akademik Zirve Hem Uluslararası Sahne
Lise giriş sınavına hazırlık sürecinde dahi enstrümanını bırakmayan genç müzisyen, 13 yaşındayken ABD’deki Luzerne Music Center’ın yaz programına tam burslu kabul edildi. Dört hafta boyunca uluslararası düzeyde orkestra ve oda müziği deneyimi kazanan Yay, aynı dönemde LGS’de yüzde 0,6’lık dilime girerek büyük bir akademik başarıya imza attı. Halen burslu olarak sürdürdüğü lise eğitiminde IB Diploma Programı kapsamında ileri düzey matematik ve fizik dersleri alan genç yetenek; kodlama, robotik ve zekâ olimpiyatları çalışmalarıyla bilim ve sanatı bir arada yürütüyor.

Uluslararası Ödüllerle Taçlanan Başarı
Demirkan Yay’ın performansı yalnızca akademilerle sınırlı kalmadı. Debussy International Music Competition’da Gümüş Ödül kazanan genç viyolacı, Charleston International Music Competition’da kendi yaş kategorisinde birincilik ve İzleyici Özel Ödülü’ne değer görüldü. Türkiye’de Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası ve Başkent Oda Müziği Orkestrası bünyesinde önemli şeflerle çalışan Yay; Belçika’dan Ayvalık’a uzanan pek çok prestijli müzik akademisinde performans sergiledi.
Avrupa’nın Genç Müzisyenleri Arasında Bir Türk Lider
Avrupa Parlamentosunun himayesinde gerçekleşen 2026 EYOA programına kabul edilen 16 yaşındaki Yay, 17 ülkeden seçilen 76 yetenekli müzisyen arasında yer aldı. 3-13 Eylül 2026 tarihlerinde Almanya’nın Mannheim kentinde düzenlenen organizasyonda tam burslu olarak yer almakla kalmayan genç müzisyen, viyola grubunun liderliğini üstlenerek baş viyolacı konumunda sahne aldı. Demirkan Yay’ın bu başarısı, disiplinli bireysel çalışmanın bilimin ve sanatın ışığında uluslararası bir zafere nasıl dönüşebildiğini somut olarak gösteriyor.