Yeni Birlik Gazetesi
Yeni Birlik Gazetesi Kültür Sanat 40 yaşında başladığı çıraklıkta usta oldu: Giresun’un asırlık bıçak mirasını elleriyle yaşatıyor

40 yaşında başladığı çıraklıkta usta oldu: Giresun’un asırlık bıçak mirasını elleriyle yaşatıyor

Giresun’un Sokakbaşı Mahallesi’nde küçük bir dükkanda yankılanan çekiç sesleri, aslında kentin derin tarihine açılan bir kapıyı temsil ediyor. 1999 yılında yaşanan büyük deprem felaketinin ardından İstanbul’daki yaşamını geride bırakarak memleketine dönen 66 yaşındaki Haluk Kemal Yücesan, bugün Giresun’un simgesi haline gelen bıçakçılık zanaatının en önemli temsilcilerinden biri.

Marmara Depremi’nin ardından hayatını değiştiren Haluk Kemal Yücesan, tesadüfen adım attığı bıçakçılık sanatını çeyrek asırdır tutkuyla sürdürerek şehrin kaybolmaya yüz tutmuş geleneklerini geleceğe taşıyor.

Giresun’un Sokakbaşı Mahallesi’nde küçük bir dükkanda yankılanan çekiç sesleri, aslında kentin derin tarihine açılan bir kapıyı temsil ediyor. 1999 yılında yaşanan büyük deprem felaketinin ardından İstanbul’daki yaşamını geride bırakarak memleketine dönen 66 yaşındaki Haluk Kemal Yücesan, bugün Giresun’un simgesi haline gelen bıçakçılık zanaatının en önemli temsilcilerinden biri.

Tesadüfün getirdiği yeni bir hayat

Yücesan’ın bu kadim meslekle tanışması tamamen bir rastlantı eseri olmuş. Dükkanını kapatmayı düşünen ustası Ömer Saraçoğlu ile yaptığı bir sohbet, Yücesan’ın hayatının dönüm noktasına dönüşmüş. "Çavuş Ömer" lakaplı ustasının, mesleği devredecek kimseyi bulamadığı için duyduğu üzüntüye kayıtsız kalamayan Yücesan, o gün aldığı kararla 40 yaşında çıraklık önlüğünü takmış. Temelleri Rum usta Anton’a kadar uzanan bu köklü geleneği devralan Yücesan, o günden bu yana bir gün bile boş durmadan tezgahının başında ter döküyor.

Her bıçağın bir hikayesi var

Giresun bıçakçılığının sadece kesici alet üretmekten ibaret olmadığını vurgulayan Yücesan, her bir ürünün tarihsel bir zorunluluktan doğduğunu belirtiyor. "Kanun bıçağı"nın sivri uçlu aletlerin yasaklandığı bir dönemde yuvarlatılmış uçla üretilmesinden, koltuk altından hızlıca çekilebilmesi için özel kavisle tasarlanan "Giresun Saldırması"na kadar her parçanın bir hikayesi bulunuyor. Yılan dili ve sepet bıçağı gibi çeşitlerin de kendi dönemlerinin ihtiyaçlarına göre şekillendiğini anlatan usta, bu zengin kültürün dünyada eşi benzeri olmadığını ifade ediyor.

Gelecek kaygısı ve mirasın ağırlığı

2010 yılında "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" unvanına layık görülen Yücesan, 26 yıldır pazar günleri dahi dükkanını açarak bu sanata olan bağlılığını kanıtlıyor. Ancak usta, mesleğin geleceği konusunda endişeli. Yetiştirdiği çırakların ve hatta bu işi öğrenen oğlunun ekonomik kaygılarla farklı sektörlere yönelmesi, Yücesan’ın en büyük burukluğu. "Biz burada sadece demir dövmüyoruz, Giresun’un kimliğini yaşatıyoruz" diyen usta, bu kadim zanaatın genç kuşaklarca sahiplenilmesini ve yaşatılmasını umut ediyor.